Zero Dark Thirty (2012) – Belgesel Tadında Av

< style="text-align: justify;">The Hurt Locker ile kazanmadık ödül bırakmayan, 6 tane de Oscarı cebe indiren Bigelow, Akademi’deki madeni görmüş olacak ki, kendilerini inanılmaz derecede yakından ilgilendiren bir konuyla karşımıza çıktı yine. Projeyi ilk duyduğumda verdiğim tepki çok netti aslında; “Bigelow yine süpürür Oscarları.”

Oscar adayları açıklandıktan sonra sadece 5 adaylık aldığını görünce inanılmaz şaşırdım. Bigelow da şaşırmıştır diye tahmin ediyorum. Az buz bir olay değil sonuçta Bin Ladin’in yakalanması. Bunu filme almak, o anda yaşananları yaşayanların anlattıklarıyla çekmek de ciddi manada cesaret isteyen bir iş.

157 dakikalık bir film Zero Dark Thirty. Jessica Chastain‘in iyi oyunculuğuyla Oscar adaylığı kaptığı, ama nasıl olduysa Bigelow’un En İyi Yönetmen’de aday gösterilmediği bir iş. Süre bu kadar uzun olunca tereddüt ediyorsunuz izlemeden önce. Propagandasıydı, ayrımcılığıydı, işkencesiydi derken son anda izlemeye oturdum ama beklediğimden daha iyi bir işle karşılaştım diyebilirim. Şu çok net bir kere, The Hurt Locker’dan çok daha önemli, çok daha başarılı ve çok daha öne çıkması gereken bir film. Hikayesiyle bile ezer geçer hatta.

Hikaye diyoruz, Bin Ladin‘den bahsediyoruz sonuçta. Adam yankeelerin kalplerini söküp aldı. Binlerce insanı öldürdüğü yetmedi, bütün Amerika’nın hayat tarzını değiştirdi. Hayat standartlarını alt üst etti. Korktu hepsi. Tırstılar. Acaba şurada da bir bomba patlar mı, acaba bugün eve sağ salim dönebilecek miyiz endişesini her daim hissettiler. Sembollerini yerle bir etti, gözlerinden yaşı eksik etmedi. Ta ki yakalanana kadar.

Kathryn Bigelow işi biliyor. Mark Boal‘ın yazdığı ve Oscar’a aday gösterilen senaryosuyla, çok uzun süresine karşın şaşırtıcı bir şekilde hiç sıkmayan temposuyla Zero Dark Thirty belgesel tadında bir iş olmuş. Bütün önyargılarınızı bir kenara bırakıp izlemeye başlarsanız emin olun keyif alacaksınız. Tek sıkıntı işkence sahneleri. Bu kadar abartıldığını anlamasam da bazıları için fazla gerçekçi gelebilir ama bana kalırsa az bile göstermiş Bigelow. Obama’nın “biz işkenceci değiliz” lafının aksine çok daha fazla bekliyordum ben, hedefteki isim Bin Ladin sonuçta.

Mutlaka izleyin, hayran kalacaksınız gibi laflar söylemek istemiyorum. Ben de aman aman etkilenmedim. Ama ağızda bıraktığı tad gayet güzeldi. Belki gerçeğe yakınlık seviyesi hakkında konuşamayız ama The Hurt Locker’dan sonra beklediğinizin dışında bir filmle karşılaşacağınızı garanti ediyorum. 7,5/10


Yorum Yapın

Arts Blogs