Yenilmezler / The Avengers (2012) – HULK!

Not: Bu yazıda filmin keyfini zerre kaçıracak zerre spoiler bulunmamaktadır.

Duyurulduğu günden bu yana merakla beklenen, her vizyona giren Marvel filmiyle özlemi bir kat daha artan, fanatiklerinin kalan günleri, saatleri, saniyeleri saydığı The Avengers sonunda seyirciyle, hastalarıyla, bekleyenleriyle buluştu. Hem de ne buluşma. Dünyanın çoğu ülkesinde 25 Nisan’da vizyona girip 1 haftalık süreçte sadece Amerika dışında 300 milyon doları geçen hasılatıyla zaten beklentimizi iyice arttırmışken, sinemadan çıkarken söylediğimiz tek şey vardı; “verdiğimiz paranın hakkını fazlasıyla aldık.”

Daha 4 gün önce izledik Joss Whedon‘un Dehşet Kapanı‘nı. Ondaki başarısından zaten bahsetmiştik ki, bir kez daha kalbimizi çalmayı başardı Whedon. Zak Penn ile hikayesini ortaklaşa yazdıkları ama bütün uyarlamayı tek başına yaptığı Yenilmezler‘de, aksiyon ve komedi 2 saat 22 dakikalık bir sürece yayılmış olsa da kapanış yazıları ekranda göründüğünde “bu kadar mı? bitti mi şimdi?” deme yüzünü buluyorsunuz kendinizde. Imdb’deki patlamasından sonra abartıldığını, bu kadar uzun zamandır beklendiği için fanatiklerin puan çalışması yaptığını falan düşünmüştüm ama Whedon, filmdeki bütün karakterlerin karakter filmlerinden çok daha iyi bir işe imza atıp tekrar tekrar izlenecek, uzun yıllar da unutulmayacak bir süper kahraman filmi yaratmış.

Neresinden tutup önereyim bilemiyorum ama benim filmi tekrar tekrar izlememi sağlayacak karakterden, Hulk‘dan (Mark Ruffalo) söz etmem gerekir herhalde. O nasıl bir kaleme alıştır? O nasıl bir karakterdir? O nasıl bir Hulk’dır? O… o… o? Hulk karakteri, filmi bir yerden alıp başka bir yere götürmüş. Seyircinin zerre sıkılmamasını sağlayan, yer yer yerlere yatırana kadar güldüren, olduğu her sahneye ayrı bir renk katan, bana kalırsa filmdeki tüm karakterlerden ayrı bir karakter olmuş Hulk. Tabii bu tek başına değil, karakterlerin kendi aralarındaki atışmalardan doğan bir iş. Bu kadar süper kahramanı tek bir filme sığdırıp da sadece sağı solu dağıtmalarını beklemek saflık olur. Tabii o tarz bir şey de yapmış olabilirdi, şimdi bambaşka şeyler de yazıyor olabilirdik ama Whedon yeteneğini konuşturup bütün karakterlerin arasına ince bir çizgi çekip Hulk’ı da hepsinin ortasına atıvermiş. 2008 versiyonu The Incredible Hulk‘dan sonra kimsenin böyle bir karakter beklediğini sanmıyorum. Bunun en büyük sebebi de yine diğer karakterlerle kurulan bağ. Bunu çok iyi kotarmış Whedon.

Hulk iyi de diğerleri kötü mü? Elbette bir Tony Stark (Robert Downey Jr.) gerçeği var. İlk iki Iron Man filmindeki karakterden çok daha zeki çok daha ince cevaplar veren bir Stark’a dönüşmüş The Avengers’da. Hulk’ın bende yarattığı etkiyi yaratmasa da, Demir Adam‘ın da repliklerini es geçemeyiz. Filmin eğlence kat sayısını arttıran bir diğer abimizdi. Thor (Chris Hemsworth) ve Kaptan Amerika (Chris Evans) da yine güzel, eğlenceli ve filmlerindeki hallerinden bir tık yukarıdaydı ama Kara Dul Scarlett ve zorlama Şahin Göz (Jeremy Renner) olmasalar da pek bir fark olmazmış hani. Yok, Scarlett’i filmden çıkartmaya kimsenin gücü yetmez, onun güzelliği mutlaka filme ayrı bir tad, ayrı bir ahenk, ayrı bir sempati katıyor ama, işte amada sıkıntı var. Her iki karakteri filmden şöyle bir alıp çektiğimi düşündüğümde Scarlett’in o enfes güzelliği dışında bir şey kaybetmiyorum ben. Hele Hawkeye tam bir gereksizlik abidesi olmuş. Jeremy Renner çok kasmış ama beni tatmin etmedi.

Kötü adamımız Loki‘yi (Tom Hiddleston) zaten Thor’dan hatırlıyoruz. Yapabilecekleri, kapasitesi belli. Üst düzey bir kötü adam performansı sergilemese de (Hulk’la olan sahnesi kült olmaya aday) seyirciyi tatmin etti gibime geldi. Hani sırıtmadı diyebilirim. Bu kadar kahramanın karşısında ona da hak vermek lazım. Ne yapacağını şaşırıyor her yerden kostümlü bir karakter fırlarken…

Filmdeki aksiyon da, son zamanlardaki en doyurucu aksiyonlardan biriydi herhalde. İlk yarının başlarında ve özellikle ikinci yarının hemen hemen tamamında seyirci ne için geldiğini, hatta geldiği şeyden fazlasını bulduğunu hissetti. Bu kadar karakteri bu kadar efektif kullanabileceği, ekrana bu kadar güzel yayabileceği çoğu kişinin aklının ucundan bile geçmemiştir. Gerçekten çok zor bir iş, ki dediğim gibi eline yüzüne bulaştırma olasılığı da varken Whedon epey bir süre adından söz ettirecek bir süper kahraman filmine imzasını altın harflerle atmış.

Yerlere yatıran esprilere de bir parantez açmak gerek. Ki filmin seyirciyi tatmin ederek göndermesini sağlayan da bunlar olmuş. Hulk -ciddi manada- başta olmak üzere her karakterin esprileri cuk diye oturmuş yerine. Stark zaten kendi filmlerinde de etkiliydi ama hani bi Thor’un söylediğine bile gülmemizi sağlıyorsa Whedon, yapmak istediğini fazlasıyla yapmış demektir. Filmin kalitesini de zaten bu espri düzeyi belirlemiş bana kalırsa. Seyirci bir sahneye gülüp geçmiyor, filmden çıktığında bile kendi arasında aynı sahneyi konuşup gülmeyi beceriyor.

3 boyut o kadar önemli değil zaten film de 2D olarak çekilip 3 boyutlu olarak piyasaya sürülmüş. Yani 3 boyuta o kadar önem verip de boyutlar arası bi şahaser çıkaralım diye uğraşmamışlar. Bir şekilde izleyin de, mutlaka sinemada izleyin. Verdiğiniz paranın kuruşuna kadar karşılığını bulacaksınız. Bu kadar zamandır bekleyenler, “işte ben bu yüzden bu kadar zamandır” bekliyorum diyecek. Fanatikleri tekrar tekrar izlemek için sinemalara koşacak. Yurt dışında şimdiden bu kadar hasılat getirdiyse, ben Amerika’da yapacağı gişeyi düşünemiyorum bile. 1 milyar dolar sınırını çok kısa bir sürede geçecektir oradaki her bireyin en az 3 defa izleyeceğini hesaplarsak.

Sonuç olarak olmuş. Her şeyiyle olmuş. Zerre dinmeyen aksiyonu, “ben sağlam komedi filmiyimdir” diyen komedilerden iyi esprileri, hele ki belaltına vurmadan bu kadar çok güldürebilmesi, pek tabii ki bir süper kahraman filmi olduğu için aman aman uç noktalarda olmayan hikayesi ve bariz bir yönetmen başarısıyla The Avengers, yani Türkiye’de vizyona giren ismiyle Yenilmezler, şiddetle izlenesi, şiddetle sinemada izlenesi filmler kategorisine kafalama giriş yapmasının yanında, tekrar tekrar izlenebilecek filmler dükkanına da uğramaktan kendini alamıyor. Gidin, izleyin, eğlenin. Güzel bir 2,5 saat geçirin. Keyifli seyirler diliyorum şimdiden ama HULK diyorum HULK! 9/10

Dipnot: Film bitince hemen çıkmayın. Akan yazılar sırasında 2 tane ekstradan sahne var. Ben kaçırdım, siz kaçırmayın.

Tepedeki alternatif Tyler Stout afişi için
Hemen alttaki alternatif Mondo afişleri için

4 Comments

  1. Anonymous diyor ki:

    >Dostum , bırak iyi yönetmenlik yapmayı en ufak sinemasal dokunuş bile hissedilmiyor filmde.Bu ve bunun gibi efekte sırtını dayayan amerikan rüyası filmler asla sinemada kalıcı olamayacaktır.Bu tarz filmlere sadece 'çerez' denir.

  2. SirEvo diyor ki:

    >Sinemasal dokunuş isteyenler Tree of Life vs. gibi filmler izleyebilirler. Biz süper kahraman filminde sinemasal dokunuş değil, tam aksine eğlence, çerez arıyoruz.

  3. denizozdag diyor ki:

    >Hulk'ın nu kadar iyi olmasında Mark Ruffalo'nun da etkisi büyük. Önceki Hulk canlandırmaları maalesef yeterince iyi olamamıştı hem de bir tanesi Edward Norton tarafından canlandırılmış olmasına rağmen. Mark Ruffalo oynadığı her role öyle bir doğallık katıyor ki karakterleri ne gereğinden fazla göze batıyor ne de diğerlerinin yanında sönük kalıyor. Çok sakin, kendini kasmayan bir duruşu var ve ne oynasa keyifle izliyor insan.

Trackbacks for this post

  1. […] Avengers‘dan sonra seyirciyi daha ne kadar eğlendirebilirler diye düşünmüştüm. Joss Whedon gerçekten müthiş bir iş başarmıştı, özellikle senaryo kısmında. Yerlere yattığımız sahneler vardı gülmekten. Ancak Galaksinin Koruyucuları çıtayı biraz daha yukarı çıkartıp işin içine keyfine doyum olmayan karakterler ve müzikler ekleyerek Avengers’dan daha da iyi işler çıkartılabileceğini kanıtlamış. […]

Yorum Yapın

Arts Blogs