Yalansız bir hayat? – The Invention of Lying (2009)

Malumunuz Altın Küre ödülleri daha yeni dağıtıldı. Baştan sona ünlüler geçidi olan bu organizasyonda aksanıyla ilgimi çeken bir isim vardı. Mimikleriyle, aksanıyla, tipiyle ve konuşması sırasında sürekli biraya benzer bir içki içmesiyle tam bir İngiliz olan 1 Golden Globe 2 de Emmy sahibi Ricky Gervais‘ten bahsediyorum. Aslında onu daha önceki Ghost Town filminden tanıyordum am sunuculuğunu izledikten sonra, neden şu “Yalanın İcadı” adlı filmi izlemiyorum ki ben dedim ve play tuşunu tıkladım BS Player’daki…

Kimsenin Yalan Söylemediği Bir Dünya…

Günlük hayatımızın en değişmezlerindendir yalan. İstisnalar harici her insanın hayatında irili ufaklı yer alır. Telefonda konuşurken, öğretmeninle konuşurken, annen babanla konuşurken, sevgilinle konuşurken, MSN’den muhabbet ederken yani öyle veya böyle bir şekilde kullanırsınız yalanı.
2009 yapımı The Invention of Lying filminde ise bu durum biraz terse dönmüş durumda. Henüz kimse yalan diye bir sözcükten haberdar değil. Hayatlarına öyle bir ifade, öyle bir mentalite hiç girmemiş. Sokakta yürüyen amcamdan, televizyondaki sunucuya, üst komşundan iş arkadaşına, patronundan annene kadar herkesin ağzından çıkan her kelime doğru. Kimsenin aklında hile, hurda yok, sorulan her sorunun cevabı doğru. Hatta daha da ileri gideyim; herkes aklına geleni çat diye söylüyor. Kimse konuşmaktan çekinmiyor.

– Dün gece, yıllardır aşık olduğum kızla yemeğe çıktım ve muhtemelen beni bir daha aramayacak. Ayrıca sanırım bugün kovulacağım. Peki sen nasılsın? Bütün gece ağrı kesici yutup durdum…

Daha önceden böyle bir konu işlendi mi bilmiyorum. En azından benim izlediğim hiçbir filmde “yalan söylenmeyen bir dünya” teması yoktu, denk gelmedim. O açıdan, daha doğrusu benim açımdan çok şahane ve orijinal bir konuya parmak bastıklarını söyleyebilirim. Sırf bu yüzden benden alacağı puanlar doyurucu seviyede arttı.

Ülkemizde henüz vizyonlara gelmeyen Yalanın İcadı filminin yönetmen koltuğunda Ricky Gervais & Matthew Robinson ikilisi oturuyor. Ki aynı ikili senaryoyu da yazmışlar. Matthew’un sinemayla ilk buluşması diyebiliriz, en azından IMDb’ye göre öyle. Hem kamerayı hem de kalemi ilk defa eline almış bu filmle. Debut yapmış bir manada.
Ricky Gervais‘de ise ne isterseniz var. Filmin hem yapımcısı hem senaristi hem yönetmeni hem de başrol oyuncusu. Aynı zamanda bu film, yönetmen koltuğuna oturduğu ilk film oluyor (bir debut daha). Önceden dizilerde oturmuş olsa da bu koltuğa, yönetmenlik bazındaki ilk filmi The Invention of Lying.
Gervais’in yanında ise; 13 Going on 30, Elektra, Daredevil, The Kingdom ve en son filmi Ghosts of Girlfriends Past‘ten tanıdığımız güzel bir isim var, Jennifer Garner. Yanlarındaki Jonah Hill, Rob Lowe, Louis C.K. gibi isimler renk katarken, Philip Seymour Hoffman ve Edward Norton da çok güzel bir sürpriz oldu benim için. Özellikle Hoffman’ı görünce keyfim biraz daha arttı…

İş yerindeki sekreterinin bile nefret ettiği ve bunu her Allah’ın günü işe gittiğinde suratına söylediği, iş arkadaşları tarafından sevilmeyip tam bir looser olarak görülen, yazdığı senaryolar hiç beğenilmediği için işinden de atılmak üzere olan olan Mark’ın sevdiği bir kadın vardır. Ama kendiyle o kadını kıyaslayınca aradaki fark dağlar, bayırlar kadardır. Kendisi de bunun farkında olduğundan baskı yapmaz, hiç zorlamaz. Yalandan bihaber olarak yaşanan dünyada hiçbir şey istediği gitmez, bütün olumsuzlukları üstüste yaşar ve evden atılma noktasına kadar gelir. İşte tam bu sırada o muhteşem “şeyi” keşfeden Mark’ın hayatı artık eskisi gibi olmayacaktır, hatta hiç beklemediği gibi olacaktır diyebiliriz.

100 dakika boyunca yüzünüzden gülümseme eksik olmasın isterseniz, enteresan bir film izleme niyetindeyseniz, “ara ara da kahkahalar atayım yahu” diyenlerdenseniz, İngiliz aksanı olsun çamurdan olsunculardansanız tavsiyedir. “Dünyadaki herkes doğru konuşuyor” mantığını muhteşem yaşatmasa da, esprileri biraz daha geliştirme şansları olsa da izlenebilirliği gayet makul seviyede. Hatta beni yeteri kadar tatmin etti diyebilirim.
Notumu da 8 olarak verdim.

The Invention of Lying Fragmanı


5 Comments

  1. Bora-MAN dedi ki:

    >Şu Ricky Gervais denen eleman hakketten iyiymiş. Geçen gece Golden Globe u da bu sundu . Mizah anlayışı güzel. Gözüm üzerinde 😀

  2. SirEvo dedi ki:

    >Belaltı esprinin b.kunu çıkardı sunarken. Kimse de doğru düzgün gülmedi zaten. Sırf oraya çıkanın yaptığı esprilere gülmüş olmak için güldüler. Gerçi ilk yarısını izledim ben programın, ikinci yarısında sonlara doğru bi yuhlamadıkları kalmış adamı. 😀
    Ama ben seviyorum keratayı, oradaki performansına göre değerlendirecek değilim. 😛

  3. tyler78 dedi ki:

    >Geçen gün bir arkadaşım şiddetle tavsiye etti bu filmi. Tam açmıştım izlemek için, tv'nin bdrip'leri çalıştırmadığını öğrenip kapatmak zorunda kaldım.
    Gerçekten çok ilginç bir konusu var. Böyle eğlenceli ve ilginç bir film izleyesim vardı ne zamandır. En kısa sürede brrip'ini indirip izleyeceğim. Teşekkürler yazı için.

  4. dizi günlükleri / Bilir Kişi Raporu dedi ki:

    >SirEvo,

    Toplum olarak değil ama kişi bazında yalan söylememe Jim Carrey'in "Liar Liar" filminde vardı. Ama bu fikir "Liar Liar"dan daha ilginç. Merak ettim ben de 🙂

  5. SirEvo dedi ki:

    >@dizi günlükleri / Bilir Kişi Raporu

    Evet sonradan aklıma geldi ama dediğin gibi o tek bir karakter üzerineydi ve Jim Carrey'nin en iyi birkaç filmindendir herhalde. Şahane bir filmdi Yalancı Yalancı

Yorum Yapın

Arts Blogs