Unknown – Kimliksiz (2011)

Bir bakarsınız The Chronicles of Narnia‘da seslendirdiği Aslan‘a hasta bırakır, bir bakarsınız A Takımı‘nda Hannibal‘la özdeşleşmiş, bir bakarsınız The Big C gibi bir dramda konuk oyuncu olmuş, bir bakarsınız Five Minutes of Heaven gibi ağır bir filmi size izlenebilir kılmış, bir bakarsınız Taken gibi son yılların en iyi aksiyon filmlerinden birine imza atmış, bir bakarsınız Love Actually gibi bir romantik-duygusal filmden fırlamış, bir bakarsınız Schindler’s List gibi kült oğlu kült efsane filmde adını tarihe yazdırmış. Afişte dimdik duran Liam Neeson ustadan bahsediyorum tabii ki. Onun oynadığı bir film varsa karşınızda, tereddüt etmemeniz gerektiğini yıllardır canlandırdığı karakterler ile çoktan kanıtlamış bir adam. Unknown mu? Ona da geliyorum.

Neeson gerçekten bambaşka bir oyuncu. Hep önüne sağlam işler mi geliyor yoksa o mu ekstradan ince eleyip sık dokuyor sağlam filmde oynayayım diye bilemiyorum ama o varsa gerisi teferruat oluyor.
2011 yapımı Unknown, ülkemizde gösterime giren adıyla Kimliksiz, Fransız yazar Didier Van Cauwelaert‘in 2003 çıkışlı Out of My Head romanından beyazperde uyarlanmış. Uyarlayanların Stephen Cornwell ve Oliver Butcher adında iki hiç tanınmamış yazar olduklarını düşündüğümüzde gayet iyi bir çalışma olduğunu söyleyebiliriz. Kamera arkasındaki Jaume Collet-Serra‘yı ise House of Wax, Goal II: Living the Dream ve Orphan filmlerinden hatırlıyoruz. Ki Orphan’ı hâlâ unutmadığımızı söyleyebiliriz. Gerilim ve senaryo açısından ciddi anlamda doyurmuştu.

Kadroda, Neeson’ın yanısıra Inglourious Basterds‘da Bridget von Hammersmark olarak izlediğimiz Diane Kruger da bonus olarak yer alıyor. Güzel January Jones (X-Men: First Class) ve ajan olarak gördüğümüz Bruno Ganz da dikkat çekenler.

Unknown, özel bir davet için gittiği Berlin’de kendini bir anda içinden çıkılmayacak gibi görülen bir karmaşanın içinde bulan Dr. Martin Harris‘in hikayesini konu alıyor. Karakterimiz eşiyle birlikte gayet rahat bir şekilde otele geliyor. Bu sırada yaşadıkları bir aksaklık bütün konuyu da beraberinde getiriyor.

Öncelikle, elimizde Taken gibi saf aksiyon bir film yok. Orada hikaye baştan belli ve karakter kızı için her şeyi göze alarak durmak bilmeyen bir aksiyonun içine giriyor. Yer yer abartılmış olsa da finale kadar ekrana çakılı kalıyorsunuz 96 Saat‘te.
Unknown’da da sürükleyicilik açısından durum aynı fakat hikayeyi yakalamak için biraz beklemeniz gerekiyor çünkü film seyirciyi her an ters köşeye yatırmak için tasarlanmış. Ne olacağını kestirmek gerçekten zaman alıyor. 10 dakika önce inandığınız bir durum bir süre sonra kanıtlarla çürütülmüş oluyor derken ekrana bağlanabilirlik üst düzey şekilde sağlanıyor ve finale kadar “şimdi ne olacak, ya öyle olursa, yok artık o kadar da olamaz” soruları kafalarda dolaşırken de çat kapı filmin noktalandığına şahit oluyorsunuz.

2 saate yakın bir süre. Bu süreyi dolduran bir senaryo. Belki önemli bir fark yaratıp sinema dünyasına bambaşka bir bakış açısı getirmiyor ama gizem ve aksiyonu çok iyi harmanlayıp seyirciyi tatmin eder şekilde salondan gönderiyor. Oyunculuklardan tekrardan bahsetmeye gerek yok. O açıdan hiç sıkıntınız olmasın. Beklentinizi yükseltmeden iyi vakit geçireceğiniz bir film ararsanız şiddetle tavsiyemdir. 8/10


4 Comments

  1. SirEvo dedi ki:

    >@kutupayusu
    Yorumunda filme dair ciddi bir spoiler olduğu için yayınlayamadım maalesef. Kusura bakma. =(

  2. Lavanta Bahçesi dedi ki:

    >Filmi çok keyifle izledik, sağlam filmlerin adamı Liam Neeson'ı seviyoruz .)

  3. B.G. dedi ki:

    >Liam Neeson'u ne güzel sunmuşun öyle 🙂 Hem onu hem Diana Kruger'ı çok severim. İzleme listemdeydi madem beğendin hem de aksiyon falan sarıyor diyorsun bu sıcaklarda iyi gider o zaman 🙂

  4. Electrosm dedi ki:

    >Şu ana kadar gerçekten de aynı konular üzerine sıkıldığımız filmler arasında çok iyi geldi.Kesinlikle tavsiye ederim.Belki heyecan çok üst seviyelerde gezmiyor ama kesinlikle sonuna kadar izlemeyince anlaşılamıyor.

Yorum Yapın

Arts Blogs