The Tournament (2009)


Uzun bir aradan sonra film yazısı yazıyorum. Yazmayı unutmuşum yahu…

Aksiyon filmlerine ayrı bir ilgim vardır hep. İçeriği ne olursa olsun bir filmde aksiyon varsa, çatışma, dövüşme varsa her türlü beni içine çeker. Detaylara pek fazla takılmam, o heyecanı yaşamaya bakarım. Wanted’da da böyleydi, şimdi yazacağım filme benzeyen The Condemned filminde de böyleydi.
Üstüne bir de Hollywood değil de İngiliz sinemasından bir film oldu mu boyutlar biraz daha
değişiyor.

Yönetmen Scott Mann‘in ilk uzun metrajlı filmi İngiltere sokaklarında geçiyor. Ama hiç İngiliz polisinin olmadığı İngiltere sokaklarında. Şimdi bir düşünüyorum, Wanted’da falso mermi olayına girdikleri için ne yaparlarsa yapsınlar göze batmıyordu. The Condemned da ada gibi ufak bir yerde geçiyordu. O da bu açıdan saçma değildi. Ama bu filmde en gözüme batan olay polisler oldu. Assassinler yapmadıklarını bırakmıyor ama polis yok ortada. Gerçi filmin vermek istediği mesaja bakılırsa olmamaları da gerekiyor ama olayların tamamını düşününce olmamaları garip kaçıyor işte…


Başroldekilerden Robert Carlyle‘yi daha önceden 28 Weeks Later‘da izlemişiz. Burada da içkici bir pederi canlandırıyor. Uzakdoğu kırması Amerika’lı kızımız Kelly Hu ise daha önceden oyunların seslendirmelerinde yer almış. Terminator Salvation, Afro Samurai, Red Alert 3 ve Star Wars gibi oyunların seslendirme kadrosunda yer alıyor. Bunlar dışında pek film yapmamış, dizisi var bol bol. Bir de hem iyi hem kötü olan zenci, çoğu Amerikan filminde yan rollerde gördüğümüz Ving Rhames var. Görünce tanımamazlık etmezsiniz zaten. En tanıdık sima ise Lost’tan Boone, yani Ian Somerhalder. Piskopat katillerden birini canlandırıyor. Role pek gitmemiş bence. Sevmedim. Son olarak da en son The Escapist filminde izlediğim İrlandalı aktör Liam Cunningham var. O da kötülerin babası rolünde. Turnuvayı düzenleyen şahıs.

7 senede bir yapılan Turnuva’dan bahsediyoruz. 30 katil, 24 saat süre, 10 milyon dolar para ödülü. Şehirdeki tüm kameraların ele geçirilmesi, katiller üzerine bahisler, bol bol çatışma, aksiyon ve kovalamacanın yanında ufaktan da bir mesaj ve beklenen bir son.
The Condemned filmiyle kurgu açısından aynı. İnsanların birbirini öldürmesi son kalanın büyük ödülü alacağı olayı aynen o filmde de vardı. Direk çalmışlar gibi bir şey. Ekstrası aksiyonun daha bol olması diyebilirim.
Aksiyon sevenler izlemezse bir şeyler kaybedebilir diyebileceğim ama türünün diğer örneklerinden pek fazla artısı olmayan, bol bol kanlı sahnesi bulunan garip bir film. Ben 7 verdim, IMDb notu da 6.2 zaten. :))

Next: Moon (2009)


Yorum Yapın

Arts Blogs