The Man from Nowhere (2010) – İşte Uzakdoğu Bu!

Her ne kadar burada sık sık yer veremesem de, Uzakdoğu sinemasının bendeki yerinin farklı olduğunu fırsat buldukça dile getiririm. Adamların kendilerine has bir stilleri var ve eğer o stil istenen kıvama gelirse ortaya çıkan işten alınan keyfi Hollywood filmlerinde çok ama çok zor buluyorsunuz. Bunun örnekleri bir hayli fazladır. Mesela izlediğim en iyi savaş filmleri olan Taegukgi hwinalrimyeo (2004) ve Ji jie hao (2007), veya savaş temalı olup da dramı müthiş yansıtan Welcome to Dongmakgol (2005), veya barındırdığı piskopat karakteri ve içinizi donduran sahneleriyle I Saw the Devil (2010), veya benim için “o ve diğerleri” komununda olan ve defalarca izlesem sıkılmayacağım Ip Man (2008), veya Old Boy (2003), veya The Chaser (2008), veya veya veya…

İlk aklıma gelenleri söyledim elbette ama böyle bir liste yapacak olsam uzadıkça uzar muhtemelen. Pek tabii ki gözden kaçan veya izlesem hayran kalacağımı bildiğim bir o kadar da film bulabilirim. İşte The Man from Nowhere de burada devreye giriyor. İzledikten sonra hayran kalacağımdan emin olduğum Güney Kore yapımı.
Jeong-beom Lee‘nin ikinci filmi. İlk filminde (Yeolhyeol-nama – 2006) şöyle bir ucundan göstermiş gangster olayına el atacağını ama daha ikinci filminde bu kadar başarılı bir yapım ortaya çıkaracağını kimse tahmin etmezdi sanırım. Başarılı diyorum çünkü The Man From Nowhere hem Kore’de 2010 yılının en çok izlenen filmi (6,228,300 bilet satılmış), hem de Kore Film Ödülleri’ndeki 7 ödülü dahil toplamda 27 ödülü bulunan üst düzey bir aksiyon-intikam filmi.

Üstteki listeye yazdığım Taegukgi hwinalrimyeo / The Brotherhood of War ve çok övülen 2009 yapımı Mother filminde de oynayan Won Bin‘i izliyoruz başrolde. Fazla filmde oynamamasına karşın Kore’de epey meşhur. Mankenlik yapıyor yıllardır. Reklamlarda ve dizilerde de sık sık yer almış bir isim. Bol bol da ödülü var. Sırf bu filmdeki rolüyle 7 ödül kazanmış mesela. Saçlarının kısalığına bakmayın, aslında filme emo-style başlıyor. Saçlar falan tam bir skandal. Gerçi canlandırdığı karakter itibariyle düşünürsek normal.

Hemen yanında öyle bir ufaklık var ki, hayran olmamak imkansız. Henüz ikinci filmi ve yaşı da çok ufak zaten. Sae-ron Kim, oyunculuğuyla ders vermiş diyebilirim. O kadar ufak olmasına rağmen inanılmaz bir oyunculuk sergiliyor. 2 tane ödül de o almış, fazlasıyla da haketmiş. O ufacık beyniyle kendisine söylenenleri bu kadar yerinde uygulayabilmek herkesin harcı değildir. İleride bol bol izleyeceğiz kendisini.
Bunların dışında benim gözüme çarpan bir oyuncu daha var. Bu uzakdoğu filmlerindeki polislerin arasında hep şapşal bir karakter olur. Ve izlediğiniz filmin türü ne olursa olsun mutlaka filmdeki mizah katsayısını yukarılara taşır. Lee Jong-Pil o rolü üstlenmiş ve tipinin de katkısıyla altından kalkmayı başarmış. Onun olduğu sahnelerde genelde gülümsüyor, bazı yerlerde de kahkahayı basıyorsunuz filmin geneli kan, şiddet, intikam ve aksiyon üzerine olsa da.

Geçmişindeki gizemi koruyan rehincimiz Tae-Sik Cha‘nın ve “komşusu” So-Mi Jeong‘un hikayesini konu alıyor The Man from Nowhere. Birisi kendi çapında hayatını devam ettiren, insanlardan ırak yaşamaya çalışan ve pek konuşmayan bir tip iken, diğeri ise annesinin de yaşam tarzı dolayısıyla sürekli insanların arasında gezinen, bıcır bıcır konuşan ve sık sık rehinciye gelip aşırdıklarını paylaşan bir velet.
Onların dışında akıp giden bir de hayat var. Kaçakçılar, organ mafyaları, polisler, narkotikçiler falan derken bir gün hepsinin yolu kesişiyor ve ortaya inanılmaz keyifli, son anına kadar sürükleyen ve işte uzakdoğu bu dedirten bir intikam film ortaya çıkıyor.

Uzakdoğudan öne çıkan filmleri söyledim ama bir de öne çıkması gerekirken çıkamayanlar var. Elinde müthiş bir hikaye barındırsa da, çoğu zaman çekimler, çoğu zaman kalitesiz prodüksiyon, çoğu zaman görsel efektlerin yetersizliği ve türk dizilerindeki gibi saçma sapan ışık kullanımı, bazen de oyunculukların sınıfta kalması dolayısıyla sürüsüne bereket “zeki” senaryo sınıfta kalıyor orada. Aradan sıyrılanları da genelde Hollywood lehine çevirerek sürmeye çalışıyor. Bazen başarılı, bazen de başarısız oluyor tabii, o ayrı.

İşte öne çıkamayan ama şahane bir senaryoya/fikre sahip onca filmden sonra yıllar ilerliyor ve sanırım oradaki şartlar da yavaş yavaş olgunlaşıyor. The Man from Nowhere’i ele alacak olursak, son zamanlarda izlediğim en iyi çekimlere sahip olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Hele özellikle bazı sahnelerde bittim, kendimden geçtim. Sırf çekimler değil, görsellik de yerinde kullanılmış. Çatışma sahneleri olsun, dövüşler olsun, hiç acımadan darma duman edilen arabalar olsun, kanların hunharca kullanılması olsun her şeyiyle ben buradayım diye bas bas bağırıyor. Tabii konunun vuruculuğu ile enfes müzikler de birleşince tadından yenmiyor.

Uzatmadan özetleyecek olursam; The Man From Nowhere, bir intikam filminde olması gereken bütün her şeyi içerisinde barındırıyor. Oyunculuklar kesinlikle belirli bir seviyenin üstünde, ara ara artan aksiyonuyla filme olan bağınız hiç kopmuyor, uzakdoğuya özgü drama da çorbanın içinde ve tabii ki mizahın dozu tam kıvamında. Son zamanlarda izlediğim en iyi aksiyon-intikam filmi olmasının yanında, 2010’un es geçilmemesi gereken yapımlarından biri. Şiddetle ve hiddetle tavsiye ediyorum. Benim notum; 9/10


19 Comments

  1. cancan diyor ki:

    >film yorumlarını yeniden duymak güzel.Askerden iyi ki dönmüssün diyorum.Bana ingiliz dizisi tavsini ye edermisin bu arada.Bide yeni bir blog açtım.Yorumunu bana mail atarsan sevinirim.Kimse gelmiyor malum yeni daha.Yazılarını eksik etmemen dileğiyle.

  2. Orhun Gençosmanoğlu diyor ki:

    >Bende Murat Menteş sayesinde bu filmi izlemiş blog a yazmıştım. Aylar sonra başka birinden okumak keyifliydi. Elinize sağlık 🙂

  3. SirEvo diyor ki:

    >İletişim ve blog adresini yazarsan bakayım cancan bloga. 🙂
    İzleyip tavsiye edebileceğim İngiliz dizileri şu etikette;
    http://cineshoot.blogspot.com/search/label/%C4%B0ngiliz%20Dizisi

  4. SirEvo diyor ki:

    >@Orhun Gençosmanoğlu
    Geçen yıl bu aralar izleyip yazmıştım bu yazıyı, ama taslaklarda kalmış. Gözüme çarpınca hemen yayınladım, üzerinden epey zaman geçse de bu film için geç kalınmış sayılmaz. Gerçekten dikkat edilesi bir yapım.

  5. sago diyor ki:

    >muhteşem bir film.sen askerdeyken kore sinemasına bulaştırdığım bir arkadaş tavsiye etmişti:) sae-ron kim in won bin le olan diyalogları fena halde dağıttı beni.bu kadar çok duygu yoğunluğunun olduğu aksiyon filmi daha önce seyretmemiştim.

  6. cinar diyor ki:

    >Esim sayesinde uzakdoğu filmlerini sevmeye başladım. Mou gaan Dou yü da seyretmissindir muhtemelen ama seyretmediysen tavsiye ederim onu da. İp man ve the man form nowhere ve bin-jip de benim en sevdiklerim arasında.

  7. SirEvo diyor ki:

    >cinar, izlemiştim evet. Hatta gaza gelip şöyle bir şey de yazmışım. 🙂 http://cineshoot.blogspot.com/2009/09/kostebekler-tam-ezikler.html

  8. azrail7020 diyor ki:

    >uzak doğu sineması ciddden bu aralar cok iyi iş yapıyor. Chocolate – 2008 yılı yapımlı filmide tavsiye ederim. eminim herkes "elalemin kızına bak be!!!" diyecektir 🙂 imdb'si http://www.imdb.com/title/tt1183252/

  9. SirEvo diyor ki:

    >Evet, o da şahane bir filmdir. Sıradan gibi ama bittiğinde, bu kadar mı diyor insan. 🙂 9/10 vermişim hatta.

  10. cancan diyor ki:

    >ben gecen yorum yapmıstım.Altına eklemıştım blog açtım bakarmısın diye.Cevap yazmıssın bana.Neyse Blog adresim http://candanmakaleler.blogspot.com/ yorumun benım ıcın onemlı.Bide filmi yeni izledim eminim bi daha izlerim yarın.Bı cocuk bu kadar sevımlı olur arkadas.Hele dovus sahnelerı mukemmel.

  11. sago diyor ki:

    >2010 yapımı Simya-ui FM (midnight fm)müthiş bir gerilim filmidir.birkaç sene sonra bunu da çalar olivudlular:)

  12. SirEvo diyor ki:

    >Merak ettim, ilk fırsatta izleyeceğim. 🙂

  13. ayhan diyor ki:

    mükemmel bir film tavsiye ettigin için çok teşekkürler bence 10 üzerinden 10 puan

  14. Bu film izlenmez mi ya. Mükemmel bir filmdir. İnsan gerçekten izlerken derinden etkileniyor.

  15. arnawut diyor ki:

    bir efsane daha:) uzakdoğu’ya bir adım daha yakınlaşma sebebi hehehe

  16. Affan diyor ki:

    Burada rastlamadan önce sanırım dört kere izlemiştim. Üstad film zevkin gerçekten üst seviye. Baki selam

    • SirEvo diyor ki:

      Est dostum, ortak bir film zevki olan birini görmek ne güzel… Selamlar.

Yorum Yapın

Arts Blogs