The Lovely Bones (2009) – Cennetimden Bakarken

Sıcaklar kendini hissettirmeye başladığından beri ne film izlemek ne bloga uzun bir şeyler yazmak ne de altyazı çevirisi yapmak insanın içinden gelmiyor. Oturduğunuz yerde 15 dakikada su içinde kalınca…

The Lovely Bones, uzun uğraşlar sonucunda izlemeye başladığım, uzun uğraşlar sonucunda kendimi izlemeye kandırdığım filmlerden oldu. O 2 saati aşkın süresi bu sıcaklarda o kadar korkutucu geliyor ki, filmi bitirdiğimde her ne kadar değdiğini düşünsem de 2 saat sandalyede oturup ekrana bakmak önümüzdeki günlerde yapacağım son iş olacak sanırım. Uzatmadan filme geçelim.

Bir kere, filmi izlemek için çok büyük bir bahaneniz var. Yönetmen Peter Jackson. Evet, Yüzüklerin Efendisi serisinin 3 Oscarlı yönetmeni. Bu ismi eline kamera almış vaziyette düşünmek bile imdb puanlarına yansımış olacak ki, beklentiler tavan yapınca böylesine izlenesi bir hikayeye sahip film 7 barajını bile aşamamış.
Albay Hans Landa karakteriyle Inglourious Basterds’ın önüne geçip aday olduğu En İyi Yardımcı Oyuncu ödülünü lisanının hakkıyla kazanan Christoph Waltz olunca adaylar arasında, The Lovely Bones’taki kötü adam karakterini müthiş canlandıran Stanley Tucci aday olmakla yetinmiş Oscarlarda. Onun da elinden bir şey gelmez. O performansla Waltz’un karşısına kim çıksa karavanayla dönerdi törenden. Yine de es geçilmemesi gereken kötü karakterlerden biri olmuş diyebiliriz George Harvey.

Aslında kadroya baktığımızda gerçekten beklentileri arttıracak bir liste var. Mark Wahlberg, Rachel Weisz gibi usta olmasalar da son zamanlarda gözümüzün alıştığı ve oyunculukları belirli bir seviyenin üstünde olan iki isim, Stanley Tucci gibi yan rollerin müthiş adamı, Yüzüklerin Efendisi serisinin yönetmen ve yazar kadrosu falan derken muazzam, geniş ötesi bir kadro. Ama beklenen patlamayı ne puanlarda ne gişede ne de okuduğumuz yorumlarda yapabilmiş bir film değil. Gerçi öyle aman aman “mutlaka ama mutlaka” izlenesi bir film olmasa da konusu itibariyle gayet çekici bir havası var.

Alice Sebold‘un, 2002’de yazdığı, en çok satanlar listesinin de müdavimlerinden olan The Lovely Bones kitabından uyarlanan film, genç bir kızın ölümü ve öldükten sonra bize yaşadıklarını aktarmasını konu alıyor. E hani spoiler sevmiyordun diyeceksiniz ama bu söylediğim hem en basit “Konusu?” sorusunun cevabında bile yer alıyor hem de daha ilk dakikalarında bizzat kurban kızımız tarafından aktarılıyor. Kızımız dedim de, Saoirse Ronan‘dan bahsetmemek olmaz. Bir kaset yolluyor ekibe. Bu benim, buyurun izleyin yeteneğimi diyor ve o kaset izlendikten sonra direkt olarak rolü kapıyor. Ne bir ekstra görüşme ne bir ekstra mülakat. Zaten gözler renkli, biraz da güzel oldunuz mu, eh üstüne rol kabiliyetiniz de varsa neden olmasın? Ama bizim kız daha 14 yaşında, 2007 yapımı Atonement’teki rolüyle En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu rolüne aday olanlardan. Yani yine dikkat edilesi bir isim. İleride kendisini bol bol izleme durumumuz olabilir. Tabii bu çizgisini devam ettirirse.

Dram filminin 2009’daki iyi örneklerinden The Lovely Bones. Fantastikimsi konusuyla zaten ilk bir dikkati çekiyor. İzlemeye başladığınızda ise süresi ne kadar uzun olursa olsun kesinlikle sıkmıyor. Hatta 1-2 sahnesinde ciddi geriliyorsunuz. Bunda oyunculukların da payı var. İyisi kötüsü herkes gayet iyi. Gerçi Mark Wahlberg o rolde ve kafasındaki perukla biraz sırıtsa da diğerleri örtbas etmiş gibi gözükmekte. Süresi hiç farketmez yeterki beni duygulandırsın, gözlerime birkaç damla yaşı bıraksın, şu sıcakları azıcık unuttursun diyorsanız The Lovely Bones size tavsiye edebileceğim filmlerden. Türün gerektirdiklerini gayet yerine getiriyor ve özgün senaryosuyla da sonuna kadar istediğini veriyor. İzleyin, izlettirin diyemem ama bir kez izlemenizi tavsiye ederim. Notum; 8/10


18 Comments

  1. cAt dedi ki:

    >sevimli bir filmdi. ama öyle ahım şahım da değildi 🙂

  2. S.U. dedi ki:

    >Sen olsan 10 üzerinden 8 verir miydin? 🙂

  3. SirEvo dedi ki:

    >Bu filme 8/10 verdim ben vallaha abi, yazının sonunda belirttim zati. :))

  4. S.U. dedi ki:

    >Ahhh! Ben o'nu genel ortalama sanmıştım.. Ben senden daha kıt notluyum demek ki 🙂
    Benim karnemde 7.5 üzerine zor çıkardı…

  5. SirEvo dedi ki:

    >7,5-8 ne farkeder yahu. 😛

  6. wimparella dedi ki:

    >çok rastladım bu filme bu sene ya 🙂

  7. Ze1903 dedi ki:

    >Konusu ilginç olmasına rağmen film beni okadarda etkilemedi.Yalnız Stanley Tucci kendi kaderine yansın Christopher Waltz olmasa bence kesin alırdı oskarı.Mark Wahlberg konusunada katılıyorum sanki filmi 1 günde çekip gitmiş gibi bir havası var.

  8. Biblio dedi ki:

    >Müzikleri ve gerilim havası hoşuma giden, senaryosu çeşitli kopukluklarla dolu bir filmdi. Ama içerdiği duygu yoğunluğu için bile izlenebilir diye düşünüyorum.

  9. Astrea dedi ki:

    >Üzmekten daha çok insanın icini acıtan bir dramdı. Konu itibariyle içini burkan bir havada ilerliyor. Görsel olarak güzeldi ama yine cennet tasfiri sahneleri pek beğenilmemiş diye okumuştum.Birde kitaptan uyarlanan her filmde olduğu gibi bu filmde kitap daha iyiydiciler çogunlukta. Kitabını okumadım ama filmini çok beğendim. Bir 8 de bende hatta 8.5 😉

  10. pinkyfreud dedi ki:

    >Bence abartmışsınız, Amerikada gözü renkli ve "biraz da güzel"insan sayısı o kadar kıt değildir bulduklarında hemen oyuncu yapsınlar.
    Filme de eh şöyle böyle diyebiliriz felsefik altyapısı karman çorman olmuş.
    Cennete gidememe sebebi intikamının alınmamış olması mı ailesine kendini unutturmamak istemesi mi, gerçeklerin ortaya çıkmasını beklemesi midir nedir muallakta kalıyor

  11. SirEvo dedi ki:

    >Ne bir ekstra görüşme ne bir ekstra mülakat. Zaten gözler renkli, biraz da güzel oldunuz mu, eh üstüne rol kabiliyetiniz de varsa neden olmasın? Ama bizim kız daha 14 yaşında, 2007 yapımı Atonement'teki rolüyle En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu rolüne aday olanlardan. Yani yine dikkat edilesi bir isim.

    Bir de böyle okursanız, sizin yazdığınız gibi demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız. 🙂
    Amerikada, orada veya burada tabii ki kıt değildir. Sonunda neden olmasın var ve kızın sağlam oyunculuğundan bahsetmişim.

    Felsefik altyapısını çözecek kadar donanımlı olmadığım için, ben filmi izlerken alabildiğime bakıyorum. Beni ne kıvamda etkilediğine.

    Yorumunuz için teşekkürler.

  12. pinkyfreud dedi ki:

    >Kızın oyunculuğunu övmüşsünüz farkındayım ama işte o cümle çok abartı geldi bana:)

  13. SirEvo dedi ki:

    >Olur arada öyle abartılar. =P

  14. pinkyfreud dedi ki:

    >tabi arada lazım.d

  15. ali dedi ki:

    izleyecegim fragmanini begendim sagolun

  16. ali dedi ki:

    tskler izledik begendik,sayfaniz mukemmel

  17. fatma dedi ki:

    yıllar önce izlemiştim tekrar izlemek müthiş bir keyifti.tşkkr

Yorum Yapın

Arts Blogs