The Killing’e 3. Sezon Onayı


Haziran ayında 2. sezonu bittiğinde gözler AMC’ye çevrilmiş, gelecek onay haberi bekleniyordu. Ben daha önceden de belirtmiştim zaten, 3. sezon olursa dizi tekrara bağlar ve bizim yerli dizilerden farkı kalmazdı. Bütün güzelliği, tadı tuzu her şeyi kaçar demiştim. Nitekim Temmuz’un sonuna doğru da beklediğim haber gelmişti, 2 sezonuyla seyirciyi mest eden, gizemi sezon finaline kadar muazzam taşıyan The Killing, seyirciye veda etmişti. Ama o günden bu yana gerek seyircinin baskısı, gerek mahalle baskısı dizinin yapımcılarının kafasını kurcalayıp durmuş olacak ki, fişini çektikleri diziyi tekrar hayata döndürmek için çalışmalara başladılar.

Evet, her bölümüyle ayrı bir tad aldığımız ve bitmesine de üzüldüğümüz ama 2 sezonluk performansıyla da devam etmesine gerek duymadığımız The Killing için büyük bir çoğunluğu sevindirecek haber dün düştü yazılı ve görsel basına. 3. sezon onayı almıştı The Killing. Dizinin yazarları işlerinin başına döndüler ve 2 yıl boyunca seyirciyi ekrana kitleyen diziye bir şans daha verildiğini duyunca kalemi kağıdı alıp yeni bir senaryo oluşturmaya başladılar.

3. sezonla ilgili tek haber bu şimdilik. Hangi oyuncularla devam edilecek, nasıl bir hikaye olacak, kaç bölümden oluşacak, ne zaman başlayacak net bir bilgi yok. Çekimlerinin birkaç ay içinde başlaması bekleniyor. Mayıs gibi de izleriz diye tahmin ediyoruz ama her şey olabilir, hazırlıklı olmak gerek.

The Killing benim için bitmişti. 2 sezonluk enfes bir performans izledik. Hem oyunculardan hem yönetmenden hem de senaristlerden. Muhteşem bir finalle de noktayı koymuşlardı aslında. Keşke o finalle hatırlayacak olsaydık, keşke para için bu kadar kasmasalardı. Ama yapacak bir şey yok. Yeni sezon gelirse izlemeye devam edeceğiz sonuçta.

Peki siz ne diyorsunuz? Rosie Larsen’ı kimin öldürdüğünü öğrendiğimize göre dizi bu saatten sonra sıkar mı? Yoksa yeni bir cinayet davasıyla bambaşka bir hikaye olsun da çamurdan olsun mu diyorsunuz?

Kaynak


7 Comments

  1. Meczup diyor ki:

    Sıkması kuvvetle büyük ihtimal.. Bambaşka bir hikayeyle ve başka karakterle aklımızda yer etmiş The Killing den eser kalmaz. Hafızalarda Holden- Linden ikilisi bambaşka yerlerde iken bilemiyorum bu iş pek içime sinmez gibi açıkçası. Hele ki yeni birilerini alırlarsa hiç hiç hoş olmaz. Gene de bakarız iki üç bölüm akıbeti ne olur ona göre karar veririz artık 🙂

    • SirEvo diyor ki:

      İzleyeceğiz, elimiz mahkum. Ama oyuncular değişirse yüzüne bakmam, o da ayrı. 🙂

  2. bodakedi diyor ki:

    3. sezondan bu kadar korkulmasını bir türlü anlamıyorum… İlk sezonundan sonra aynı formülü sürdüren Dexter’a bayılan kitle yedi sezonu sindirdi, bunu mu sindiremeyecek… Sonuçta oyuncular piyondur değişebilir, dizinin senarist kadrosu korunduğu müddetçe korkulacak bir durum olmaz…

    • SirEvo diyor ki:

      Dexter’da sürüyle yan hikaye ve karakter var. The Killing’de tek bir olay üzerinden ilerliyor bütün her şey. Ki hepsini geçtim, Dexter gibi bir diziyle Killing’i kıyaslamak benim açımdan abesle iştigal. Kimse kusura bakmasın.

      Ayrıyetten, korkulmasının sebebi dizinin şu haliyle hafızalarda enfes bir tat bıraktığındandır. Tekrara girdiği anda Dexter’ın yaptığının 10’da 1’ini yaparsa belki sevilebilir. Ama zannetmiyorum. Sırf para uğruna uzattıkça uzatıp batırırlar gibime geliyor. Umarım yanılırım, umarım korktuğumuz gibi olmaz da ilk 2 sezondan daha üst düzey bir işle karşılaşırız yeni sezonda.

    • bodakedi diyor ki:

      o enfes tadı bırakan ekibin batıracağına dair önyargıya nerden kapıldığınızı anlamıyorum işte… Diğer yanda “Forbrydelsen” üçüncü sezonunda yeni hikayeye geçmişken, gelen tepkiler olumluyken aynı şey olabilir… Para için devam edildiği fikrine katılmıyorum, iyi hikaye yakalayan yaratıcı devam etmek ister her zaman. Kinneman ve Enos’un filmden filme koşarken oynaması da çok zor bu ara…
      Dexter meselesine gelince… tek bir hikaye ve karakter formülü var… aynı formül, her sezon tekrarlanıyor… o sürü, birbirinin kopyası…Ki bu kötü birşey değil, dizi demek formüle iş demek zaten…

    • SirEvo diyor ki:

      Forbrydelsen diğer tarafta yelken açabilir, avrupalıların yaptığı işler her daim holivud’dan birkaç adım önde. Her koşulda farkındalık getirmeyi biliyorlar. O yüzden şaşırmadım.

      Para için devam edildiği fikri bilinen bir gerçek aslında, fikir değil. Reyting her şey demektir televizyonda. Reyting yoksa para da yoktur dizi de. İki kere iki dört. Nice efsanevi diziler geldi geçti reyting yüzünden fişi çekilen. The Killing de aslında devam edilmesi istenen dizilerden. İzleyen seyirci dizinin devam etmesini istiyor. Ama izleyen sayısı az işte, kılpayı yetiyor, belki de yetmiyor. Ama bir şekilde risk alıp devam ettirecekler demek. Ha, oyuncularda değişikliğe gidilirse, ki benim de görüşüm başroldekilerin patlama yapıp meşhur olduklarından zaman ayıramayıp diziden ayrılma ihtimallerinin olduğu yönünde, olur da ayrılırlarsa o zaman büyük skandal olur işte. Sanırım oyunculardan da bir “söz” aldılar ki devam etmeye karar verdiler diziyi yazmaya.

      Dexter 7 sezonu devirmek üzere. Zaten 7 sezon boyunca her sezon özgünlükle ilerlemeniz imkansız. Mutlaka aynı şeyler olacaktır. Ama Dexter’da onu öyle güzel hikaye, karakter ve repliklerle destekliyorlar ki, ben izlerken kendimden geçiyorum. Nasıl bittiğini anlamıyorum. Ha, 4. sezonun o kriz geçirten finaliyle noktalasalardı diziyi belki tarihin dizisi olurdu ama dediğim gibi, para geldiği sürece kesmezler önünü.

  3. ediz diyor ki:

    Dexter diziler aleminde kıyas kabul etmez bir dizi. Her diziden sıkılınabilir ama bence Dexter işlemişse kana, daha çıkmaz.
    Son sezon gayet vasat ilerlese bile hala diyorum ki eyvah son 2 bölüm işin yoksa eylüle kadar bekle.

Yorum Yapın

Arts Blogs