The Killing Veda Etti


Holder bagajın kapağını indirdi ve diziyi siyahlara boğdu. AMC kanalında 2 sezon boyunca yayınlanan ve 70 milyonu ekrana bağlayan (yok artık?), gizemini final bölümüne kadar koruyan The Killing için iyi haber geldi. (Yoksa kötü haber mi demeliydim?)

2007 Danimarka yapımı Forbrydelsen adlı diziden Amerika’daki seyirciler için uyarlanan ve ilk sezonuyla şahane bir tad bırakan The Killing, Rosie Larsen adındaki genç bayanın ölümünü araştıran enfes bir diziydi. Ve bu haberle birlikte o enfesliğiyle hatırlanacak bana kalırsa.

Neden öyle hatırlanacak, çünkü 3. sezon onayı alsaydı cidden çok zorlama bir sezon izleyecektik. Tadında bırakarak hem seyirciye saygıda kusur etmediler (gerçi 2. sezonun başlarında katili açıklayacağız demelerinin ardından finale kadar ucundan bile göstermemeleri bu saygı kavramıyla biraz çelişti ama neyse) hem de olası bir yuhalanmanın eşiğinden döndüler. Sonuçta dizinin 2. sezon finali (resmi adıyla finali), ilk sezon finalinden %35 daha az izlenerek, kanal sahiplerine de ufak çapta bir uyarı atışı yapmıştı.

Güzel bir seyirlik oldu. Katil kim diye her hafta bekledik, bir umut belki bu bölüm açıklarlar diye şekilden şekile girdik ama onlar okları her bölüm başka bir karaktere tutunca işin içinden çıkamadık. Ki Amerikalı vatandaşlar da Falling Skies gibi dizilere bayıldığından bu tarz kafa yoran yapımlara burun kıvırıp bir manada da dizinin ipini çektiler. İlk defa yaptıkları bir iş hayırlara vesile oldu bir manada.

Benim diziye vedam final bölümünün ardından olmuş zaten;
“3. sezon olursa iş tekrara girer ve tadı çıkmaz, yapımcı amcaların haberi olsun. Çok daha farklı bir şeyler yapmaları lazım, site üzerinden “sizce katil kim” diye sorarak kandıramazlar bu sefer bizi.”
Blogu takip ediyorlarmış anlaşılan. Neyse efendim, The Killing izlenecek bir dizidir, hele ki 2 sezon yayınlanıp tamamlanmasıyla da sürekli tavsiye edilecekler ve bana kalırsa uzun yıllar hafızalardan çıkmayacaklar arasına adını rahat rahat yazdırmıştır. Hala tanışmadıysanız, fırsatı bulduğunuz ilk anda başlayın derim.


7 Comments

  1. Meczup diyor ki:

    Ben de “umarım 3 sezon gelir de, Linden’ın o eşsiz mimiklerinden mahrum kalmayız” demişim ya. Şimdi üzülsem mi sevinsem mi bilemedim. Çünkü söylediklerin çok mantıklı. Olsaydı izlerdim ama eski tadı vermezdi tabii. Yan tarafta gördüm “Okuribito”yu izlemişsin, hem tebessüm yaratıp hem de iç yakan nadir filmlerdendi. Puanı çok çok yerinde olmuş.

    • SirEvo diyor ki:

      Linden’ı ben de seviyordum da işte, konu bitince elden bir şey gelmiyor.

      Okuribito çok vurucuydu ya. Gözlerden yaşlar sel oldu aktı. Yazmak lazım bloga 3-5 satır bir şey.

  2. anonim diyor ki:

    Cok cok iyi bir haber. Zira uzasaydi eski tadi vermeyecekti. Artik herkese tavsiyelik efsane bir dizi olarak hatirlanacak benim icin The Killing.

  3. ismailinc diyor ki:

    Dediğiniz gibi 2. bir hikaye zorlama olacaktı. Mini seri kıvamında kalıp (26 bölüm miniliği geçti ama) tadında bırakmaları çok isabetli bir karar. Buna rağmen çok üzüldüm ama. Her hafta iple çekerdim.

  4. Meczup diyor ki:

    Ben hakkında hiçbir bilgi okumadan, fragman izlemeden izlemiştim o filmi. Gayet sakin başladı ama sonra yıktı geçti. Bu kadarını beklemiyordum gerçekten.. Sen yaz, biz okuyalım 🙂

    • SirEvo diyor ki:

      Ben de zaten bir filmi izleyeceksem fragman neyim izlemem, direk dalarım. Puanı ve aldığı ödüller kışkırttı bir tek işte. 🙂

Yorum Yapın

Arts Blogs