The Killing 2. Sezon Biterken

Sevdiğim diziler sezon arasına girince birkaç şey karalamak hoşuma gidiyor.  Beni epey bir etkileyen Killing’in 2. sezon finali de ufaktan nasibini alsın şimdilik, yakın zamanda da bir tavsiye yazısı patlatmayı düşünüyorum, gerçi hala bu efsaneyle tanışmayan var mı bilemiyorum ama sağda solda “Killing izlenir mi” diye soranlar görmekteyim nadir de olsa…

***Sezon finalini izlemeyenler için keyif kaçıracak spoilerlar mevcuttur. Sonra vay ben görmedim, vay ben duymadım demeyin…

Sezon finaline bir kala “kötü adam, kaka adam, Allah senin belanı versin dediğimiz” karakter için Killing ekibinin farklı bir düşüncesi olduğunu tahmin etmeliydik aslında. Yine yapacaklarını yaptılar ve sağ gösterip sol vurdular, hem de ne sol ama! Aparkatlar, kroşeler, karateler, tekvandolar hikaye…

Rosie Larsen’in son günüyle açılış yapan final bölümü bir an kafamda “finali tamamen Rosie’nin sonuna ayırdı bu çakallar galiba” düşüncesini oluştursa da pek geçmeden günümüze dönüp gerilim dakikalarıyla başbaşa kaldık. Hani çok da hoşumuza gitti diyebiliriz bu dakikalar.

Bölümü anlatacak değilim ama bölüm içindeki Rosie’nin videosu beni benden aldı. Aile bireylerinden daha çok ağlattı yeminle. 2 sezonda nasıl bir yer ettiyse Rosie’nin yüzü, nasıl bir olay örgüsü kurup nasıl bir bağlama yapıp nasıl bir parçaldılarsa şu gencecik yüreğimi çok ciddi etkiledi. Hani tekrar tekrar izlesem yine aynı tepkiyi veririm gibime geliyor. Çok fena vurdu çok.

Terry’nin itiraf sahnesi de ayrı bir olay. Oyunculuğun tavan yapmaktan ileri gittiği, flashbackle seyircinin dumur olduğu, Killing’in yine Killingliğini yaparak “yok artık” dedirttiği sahne. Tekrar tekrar helal olsun.

Linden ve Holder‘a değinmeğe gerek yok bence. Hiç tanımadığımız çok iyi oyunculardan ikisi de. 2 sezon boyunca aynı kazağı giyip sakızı ihmal etmeyen Linden ve buradaki rolünden sonra Robocop’un remake’inde kendine başrolü kapan Holder, dizinin iki sezon boyunca izlenmesini sağlayan en önemli iki etkendir bana kalırsa.

En yakın zamanda bir tavsiye yazısı sözüyle beraber, hala izlemeyenler mutlaka gözatsınlar. Katil kim? sorusunun cevabının 2 sezonda şahane verildiği bu kadar güzel bir diziyle karşılaşmak çok zor. Hatta imkansıza yakın. 2 sezon boyunca emeği geçenlerin ellerine sağlık. 3. sezon olursa iş tekrara girer ve tadı çıkmaz, yapımcı amcaların haberi olsun. Çok daha farklı bir şeyler yapmaları lazım, site üzerinden “sizce katil kim” diye sorarak kandıramazlar bu sefer bizi.


15 Comments

  1. sweet drop diyor ki:

    Geçen bölümlerin birinde de Linden beni ağlatma noktasına getirmişti.İzlemeyenlere saygısızlık olmasın diye hangi bölüm olduğunu söylemicem tabi.
    Üçüncü sezon olucak ama “spoiler alert dolayısıyla edit”
    Bu kafalar böyle senaryo yazıyorsa bambaşka cinayeti bize yine kafayı yedirterek izlettirirler.
    Bir sonraki sezonda amacım yeni bir milyon dolarlık yarışma açılırsa katili doğru tahmin etmek papelleri kapmak olacak.
    Kırışabiliriz:D
    Ellerine sağlık,tavsiyeni bekliyorum,çok bekletme e mi:)?

  2. horatio diyor ki:

    Dizi dediğin böyle olacak: Seattle da gececek, hafif karanlık olacak, hep yağmur olacak, gerilim olacak, aparkart olacak, oyunculuk olacak, sonunda öyle bir müzik çalacak sen de ona eşlik edip, hem ellerinle tempo tutacak hem de sahne kaçırmamak için yerinden kalkacaksın. Bir final bölümü yapacak ki yıllar gecsede hiçbir karakteri unutamayacaksın. Hafif duygusal biriysen ağlayacaksın son sahnede, hem de baya bi…

  3. sweet drop diyor ki:

    İtiraf ediyorum ben ağlamadım ama elbette ağlamaya yakın duygulandım.
    Six Feet Under izleyen biri olduğumdan olsa gerek.
    Hiç bir dizi Six Feet Under gibi final yapamadı bugüne kadar.
    İzleyin sonra konuşalım:)

    • SirEvo diyor ki:

      Six Feed Under’ın ilk 7 bölümünü izledim sanırım, sonra ara verdim. Devam eder miyim bilmiyorum. Her bölüm 1 saat olduğundan ve dizi de devam eden tek bir konuya sahip olmadığından merak ettirmiyor, o yüzden de izlemek pek gelmiyor içimden. Askerden önce izliyordum zaten, bir daha ne zaman yüzüne bakarım bilemiyorum. 🙂

  4. meczup diyor ki:

    1.sezonu yeni bitirdim ama beni benden aldı.. 2.sezonu da indirdim,kafayı boşaltıp ara vermeden bir çırpıda izleyecek zaman bekliyorum.. O yüzden yazının hepsini okuyamadım ama yorumlar bile yetti merakımın artmasına..

    • SirEvo diyor ki:

      Yazıyı okumamana çok sevindim. Okuduğun anda 2. sezonu izlemene gerek kalmaz, haberin olsun. İlk fırsatta başlayıp bitirirsin umarım. 🙂

  5. sweet drop diyor ki:

    Senin gibi bir insan Six Feet Under izlemeden ölmemeli.
    Bu diziye şans vermeni çok isterim,zevk sahibi bir insansın gözümde:D
    Elimde değil seyretmendiğini düşünmek istemiyorum.Gelmiş geçmiş en kült dizidir.
    İlk üç bölüm filan bende hafif sıkılmıştım ama sonra..Onlarsız yapamadım.
    Bir an önce yüzüne bak:D

    • SirEvo diyor ki:

      Hislerini tahmin edebiliyorum aslında. Bu kadar çok dizi izleyip de çok sağlam birkaç diziyi izlemeyenler için ben de aynı şeyleri düşünüyorum genelde. İzlemeyi çok istiyorum aslında, iyi olduğunu da, değeceğini de biliyorum ama 1 saatlik bölüm süresi cidden zor geliyor. Ancak ve ancak bu kadar ısrardan sonra kaldığım yerden bir bakayım. 🙂

  6. tolga diyor ki:

    aslında bu diziye sadece katil kim tarafından bakmamak lazım.hoş öyle bakılsa bile fazlasıyla doyurucu bir tarafı var.ama beni esas etkileyen,seattle’ın o karanlık havası ve karakterlerin şaşırtıcı derecede gerçekçi olması.linden,holder inanılmaz.hiçbir polisiye dizi ve filmde böyle gerçekçi karakterler görmedim(broen/bron daki martin rohde ve saga noren’i ayrı tutuyorum 🙂 ) sonuç itibariyle kesinlikle izlenmesi gereken bir dizi…

  7. ringoplast diyor ki:

    Finali az önce izledim üstüne de sıcağı sıcağına yazını okudum. Çok duygusalım konuşamayacam 🙂

    40dk soluksuz izlettirdi her bölüm kendini. Bir bölümde kaç kez ağzım açık kaldı sayamadım. Finali ise son noktayı öyle bir koydu ki ne desem az. Özellikle her bölüm sonunda çalan müzik ve müzik eşliğindeki sahneler, izleyeni öyle bir geriyor ki diziyi izlemek için yeterli sebep bence. Son olarak kıssadan hisse: Politika kötüdür 🙂

    Son iki tavsiyen (diğeri Bron) birbirinden güzel iki dizi çıktı yine. Sayende tanıştığım kaçıncı mükemmel dizi bilmiyom her biri için teşekkürler 🙂

  8. Meczup diyor ki:

    2. sezonu bir günde yedim de geldim, yazının tamamını şimdi okudum rahat rahat… Her bir kelimeye, cümleye %100 katılıyorum. Son dakikalar bir yana Terry’nin sahnesi en bomba olan kısımdı şahsımca.. Umarım 3.sezonu da gelir de Linden’ın tuhaf ama eşsiz mimiklerinden mahrum kalmayız…

Trackbacks for this post

  1. […] The Killing… Bilmeyen kalmadı zaten. Ben 4. sezondan 3 bölüm izledim henüz, ama bitecek yani. Daha doğrusu bütün bölümleri aynı gün internete salıp diziyi çoktan bitirdiler de benim elim gitmiyor izleyip veda etmeye. 6 bölüm zaten son sezon. Efsane olarak girdi hayatımıza. Özellikle ilk 2 sezonundaki o muazzam havası, her bölüm deliler gibi merak ettiren “katil kim” sorusu derken sezonlar nasıl akıp geçti anlamadık bile. Ama yine güzel başladı son hikaye. Linden ve Holder ikilisini izlemek her halükarda keyif veriyor o Seattle’ın boğan havasıyla… […]

Yorum Yapın

Arts Blogs