The End Begins, Terminator Salvation!


Vallaha ne yalan söylüyeyim, Connor adını duyalı pek olmadı. Terminatör’ün her filmini izlemiştim ama odak noktamız hep Arnold olmuştu. Connor’ın hiçbir önemi yoktu. Ta ki Terminator: Sarah Connor Chronicles dizisine kadar. Terminatör’ün hikayesini o zaman tanımaya başladım herhalde.
John, Sarah falan…

Ne izliyeyim diye düşünürken bir anda Terminator Salvation‘ın indiğini hatırladım. Eh, yıllarca tv’de filmini izledik defalarca hem de. Dizisini de tamamlamak üzereyim, neden olmasın? dedim ve izlemeye başladım.
Aslında okuduğum yorumlardan ve milletin verdiği puanlarda sonra aklımda acaba? sorusu yok değildi. Sonuçta yıllardır Arnold’lu Terminatör olarak beynimize kazınan efsanede Arnold falan yoktu. Veya ben öyle sanıyordum diyeyim şimdilik.

Filmin daha o giriş sahnesindeki “da da dat da dat” sesi yok mu, beni bitiriyor. Çok seviyorum nedense. Oradan bir artıyı kaptı benden.
Ardından, pek Terminatörvari olmayan hareketler falan derken, film beni sandalyeye çiviledi. Neden çiviledi? Çünkü 200 milyon dolar harcayıp aksiyon ve görsel manada ellerinden geleni yapmışlar. Ama Terminatör’e yakışır bir senaryo var mıydı? Koca bir hayır.
Galiba okuduğum o yorumlar ve verilen notlar da bu yüzden olsa gerek. Evet, bu yüzdendir. 🙂
Sondaki muhabbet bile Krallar kralı John Connor’a hiç yakışmıyor mesela, ama detaya girmeyelim, spoiler vermeyelim.

Yönetmen koltuğunda McG adında bir vatandaş var. Görünüşe bakılırsa devam filmini de kendisi çekecek ama nedense benim pek içime sinmedi. Hani daha tecrübeli birisi çekebilirdi diye düşünüyorum bu koskoca serinin devam niteliğindeki filmi. Eski filmlerine baktığımda, izlediklerimden We Are Marshall var. Ki çok çok iyi bir filmdir “hikayesi” dolayısıyla. Müthiş bir film diyebilirim…
Aslında filmin düğüm noktası yönetmende değil de, daha çok senaristlerde sanırım. Michael Ferris ve John D. Brancato isimlerinde bitiyor olay. Şöyle ki, kendileri Rise of the Machines filminin, yani serinin o beğenilmeyen 3. filminin de senaristleri. Galiba bu abiler 5. filmde olmayacaklar, olmasınlar mümkünse de.

Terminator Salvation filminin başrolünde John Connor karakteriyle son yıllarda izleyip de beğendiğim her filmde başrolü çeken Cristian Bale var. Bir tek Public Enemies gereksiz bir yapımdı ama o da olur o kadar. Onu saymazsak, The Machinist, Rescue Dawn, 3:10 to Yuma, Batman: Begins, The Dark Knight… Tek tek her filmiyle farklı rollerde bulunup müthiş işler çıkarmıştır, çıkarmaya da devam ediyordur bence. Salvation filminde hiç sırıtmamış bana göre.

Onun hemen yanında ise, robot-insan rolüyle karşımıza çıkan Sam Worthington var. O da Terminator Salvation ile yaptığı çıkışı, diğer filmlerde de gösterecek gibi. Özellikle Aralık’ta vizyona girecek olan; Titanic, Terminator 1-2 gibi filmlerin yönetmeni James Cameron‘un elinden çıkacak, aşırı iddialı Avatar filminde de başrolde kendisi var. Ve ileriki yıllarda da epey sağlam yapımları gözüküyor daha şimdiden. 10-15 senelik periyotta bol bol filmini izleyeceğiz gibi bir his var içimde…
Bunların yanında, filmde 3-4 önemli karakter daha var.
Aslında 1 tanesi çok çok önemli. Connor’ın babası Kyle Reese rolündeki, Star Trek‘te de bulunan ve Alpha Dog‘daki bahtsız karakter olarak tanıdığımız Anton Yelchin. Bu filmde pek ön planda olmasa da, serinin devam filmlerinde bol bol göreceğiz.
Wanted, Street Kings ve American Gangster gibi filmlerden tanıdığım Common ise yine rolünün hakkını vermiş. Ben bu zenciyi seviyorum yahu. Tam bir aksiyon adamı.


Benim için geçer notu aksiyon sahnelerinin güzelliğinden, robotlarının çekiciliğinden, beni sandalyeye çevilemesinden aldı diyebilirim.
2 saat nasıl geçti anlamadım bile.
Filme normal bir aksiyon filmi olarak baktığımızda, gerçekten istenen her şeyi veriyor. Aksiyon, görsel şölen, çatışma sahnelerinin gerçekliği, robotların o soğukluğu falan derken, kesinlikle zevkle izlenen bir film oluyor.
Ama Terminatör filmi olarak baktığımızda aynı şeyi söylemek zor. Senaryosu gerçekten çok sığ. Acayip gariplikler ve saçmalıklar mevcut, bir de Arnold’un eksikliği var ya, o adam olmadan bu işin tadı çıkmıyor galiba.
Aslında kendisini bir sahnede görüyoruz ama o bile kendisi değil. 2. filmden galiba, o filmdeki görüntüsü taratıp karakterin suratına yapıştırmışlar. Zaten acayip de genç olduğunu farkediyoruz. Ama onu gördüğümüz sahnenin hazırlanışı bile yeterdi diyebilirim. Hani “sahneye bir şey çıkıyor, 2’ye 5” diye bir espri var ya, aynı onun gibi bir şey ekrana geliyor. Korkuyor insan onu görünce. :))

Bir Terminatör beklentisi içerisine girmeden, azıcık para harcanıp yapılan bu yapımın görsel şölen, aksiyon, savaş, robotlar olarak içinize sindirebilirseniz (adını unutup) bence 8 puanı çatır çatır hak ediyor. Ben verdim gitti.

Yönetmen: McG
Tür: Aksiyon, Bilim-Kurgu, Gerilim
Ülke: ABD, Almanya, İngiltere, İtalya
Dil: İngilizce, İtalyanca
Slogan: The End Begins
IMDb Puanı: 7.0/10 (62,961 oy)
Benim Puanım; 8/10
Süre: 118 dk
Oyuncular (ilk 5): Christian Bale, Sam Worthington, Moon Bloodgood, Helena Bonham Carter, Anton Yelchin

IMDb: http://www.imdb.com/title/tt0438488/


Yorum Yapın

Arts Blogs