Star Wars: Güç Uyanıyor (2015)

Star-Wars-Guc-Uyaniyor_AfisBilimkurguya hiçbir ilgim olmamasına karşın popüler kültür beni de esir aldı ve aylardır yapılan dünya dışı Star Wars: Güç Uyanıyor reklamları sonrası Star Wars serisine başlamaktan başka çarem olmadığını anladım ve birkaç haftada ağır ağır bitirdim serinin önceki 6 filmini. 1977, 1980 ve 1983’de çekilen ilk seri için tek söyleyebileceğim daha doğrusu yapabileceğim önünde eğilmek. Senesine göre çok çok ileride bir yapım. Sadece efektleri değil, yaratılan dünya, karakterler falan bu serinin neden bu kadar beklendiğini kanıtlar nitelikte. Tek başına Darth Vader karakteri bile seriye aşırı ilgi duymak için gayet yeterli bir sebep oluşturuyor. Fakat Darth Vader amcanın nasıl Darth Vader olduğuna ışık tutmak isteyen prequel için aynı şeyleri söylemek güç. Oyuncu seçiminden hikayenin gelişimine, yaratılan atmosferden seyirciye verilen mesaja kadar çoğu detay son film haricinde yerlerde. Amma velakin son film epik finaliyle Star Wars: The Force Awakens’ı beklemek için çok şeyler vaad eden bir şölen.

Serinin öncesine kısa bir özet geçtikten sonra reklamına yüz milyonlarca dolar harcandığı gün gibi aşikar yeni filme gelelim. Popüler kültürün son manyaklığı, 10 yaşındaki çocukların bile sağdan soldan işittikleri ve izledikleri sonrası anne-babalarıyla sinemaya gelmelerini sağlayan, tarihin en merakla beklenen efsaneler efsanesi Star Wars Güç Uyanıyor’a gelelim. Güç uyandı mı gerçekten? Han Solo‘yu özledi mi insanlar? Luke şimdi nerededir? Bu ilk defa gördüğümüz yüzler bizi memnun edebilecek mi? Chewbecca yine deliler gibi anıracak mı yersiz yersiz? BB-8 de ne oluyor ki R2-D2 gibi bir usta dururken?

Ben seriyi çok yeni izleyen biri olarak duygusal değil biraz daha genel bakıyorum olaya. “Star Wars fenomeni” olarak değil de, reklamı bu kadar uzun sürelerde ve bu kadar yoğunlukta yapılan bir yapım olarak bakıyorum. Gördüğüm ise şu, ilk 6 filmden daha başarılı bir casting var ortada. Evet Harrison Ford’un yeri dolmaz, evet Darth Vader gibisi sinema tarihine bir daha gelmez belki ama günümüz imkanlarının ve pek tabii ki sinemanın çekiciliğinin de katkısıyla ekranda izlediğiniz kadrodan sadece karakterler olarak değil oyuncular olarak da serinin öncesine oranla daha üst düzey bir ışık alıyorsunuz ve kimyanın bu sefer daha başarılı olduğunu farkediyorsunuz.
Başrollerde izlediğimiz Daisy Ridley (Rey) ve John Boyega (Finn) tıpkı önceki serilerde olduğu gibi toy isimlerden. İkisi de 23 yaşında ve sinema geçmişleri bir hayli yakın zamana dayanmasına karşın böylesine büyük bir prodüksiyonun ağırlığını çok iyi kaldırmış ve kesinlikle ilk filmlerdeki “ben burada ne arıyorum” diyen Mark Hamill, Carrie Fisher, Jake Lloyd ve hatta Natalie Portman ve hatta Ewan McGregor‘dan daha dişe dokunur, daha seriye yakışır bir iş çıkartmışlar. Adam Driver‘ı ise zaten Girls’den biliyorduk, farklı adamımız yakışmış rolüne.

star wars ren81 metascore ile iMDb’de 8.9 seviyesinde dolaşan yapım için J.J. Abrams ismini duyduğumda aslında beklentim epey düşmüştü çünkü son 10 senede dişe dokunur, daha doğrusu eline yüzüne bulaştırmadığı film/dizi yok Abrams’ın Star Trek filmleri dışında. Lost’u bitiremedi, Fringe’i bitiremedi, Revolution’ı bitiremedi, Person of Interest dışında elini sıkabileceğimiz bir dizisi yokken, Star Trekler dışında Super 8 ve Görevimiz Tehlike 3 var, onları da kim ne kadar hatırlıyor tartışılır. Hal böyle olunca Abrams’a böylesine devasa bir projeyi emanet etmek ne kadar doğru elbette buna ben karar vermem ama Star Wars: The Force Awakenes’ı izledikten sonra şunu rahatlıkla söyleyebilirim Abrams işin altından kalkmış.

Seriden bağımsız ele alırsak Star Wars Güç Uyanıyor öncelikle çok kaliteli bir aksiyon filmi. Sadece bilim kurgu hastalarına hitap eden değil, genel kesimin de heyecanla takip edeceği bir görsel şölen. Bunun yanında hikayesi de “bu neydi şimdi” diye sordurtmuyor. Yani serinin önceki filmlerini hiç izlemediyseniz 3-5 sahne dışında hikayeye yabancılık çekmiyorsunuz. O 3-5 sahnenin serinin hastalarına vereceği tadı alamamak büyük bir eksi tabii, o ayrı konu. Ama Abrams işi öyle güzel kurtarmış ki, hatta biraz da işin kolayına kaçıp Lawrence Kasdan ve Michael Arndt‘la beraber ilk filme yakın bir giriş-gelişim-sonuç gösteren hikaye yazıp , 7’den 70’e herkese hitap etsin, sadece seriyi dört gözle bekleyenler değil, sokaktaki abiyi de ekrana çekeyim, aksiyon filmlerinden haz alan, görsellik için sinemaya koşan her birey izlesin, anlasın ve hatta sevsin diye uğraşıp önceki filmlere çok fazla selam çakmak yerine yepyeni bir seriye yelken açmış.

Şunu söylemezsem içimde kalacak elbette. Ben bu yaşıma kadar üzerine bu kadar reklam yapılan, bu kadar merak ettirilen, bu kadar beklettirilen, portakal filelerine, mısır gevreklerine kadar promosyon çalışması üstlenilen, dünyanın her nefes alan varlığı izlesin diye uğraşılan başka bir yapım görmedim, duymadım. Reklam muhakkak mühimdir ama popüler kültürün geldiği nokta insanı ürkütüyor. Cuma akşamı sinema salonuna bilet almaya gittim ertesi gün için, insanlar karakterlere benzer şekilde giyinmiş, ellerine ışın lazerlerini almış salonların önünde birbirlerinin fotoğraflarını çekiyorlardı. Çok sık sinemaya gitmesem de artık her alışveriş merkezinde bir sinema var ama ben 15-20 yaş aralığının bu denli beyinlerinin yıkandığını hatırlamıyorum. Star Wars: A New Hope 1977’de yayınlandı, aradan 38 yıl geçti. Bu kadar genç insanların bu seriye bu denli fantastik şekilde hayranlık beslemesinin tek açıklaması popüler kültürün geldiği noktadır ve dediğim gibi bu ürkütüyor. O anda sorsam acaba karakter isimlerini? Biliyorlar mıdır? Emin değilim.

star wars kadroÜrkütücü boyutu bir kenara bırakıp seriye bağımlı bir şekilde ele alırsak Darth Vader çok çok büyük bir eksik, kabul. Gelmiş geçmiş en önemli simalardan adam. Sahneye girişiyle sırf etrafındaki adamlarını değil seyirciyi dahi zıplatan bir adam. Ancak onun veliahtı konumundaki Ren tıpkı ikinci serideki Darth Maul gibi Vader’ın ağırlığına yaklaşamamış. Her ne kadar hikayedeki önemi açısından kallavi bir rolü olsa da ne yaparsak yapalım Vader’dan aldığımız tadı bulamayacağız. Bununla beraber Snoke’u beğendim. Tipleme başarılı. R2-D2‘nun yerine gelen BB-8‘in ise niyeti bariz. Ülkemizde 599 TL’den satışa sunulan oyuncağın reklamı elbette. Gerçi yeni yüzler, yeni tipler önemlidir o açıdan da düşünülmüştür ama R2-D2 bizim canımız.

Özetle Star Wars Güç Uyanıyor şu sıralar sinemada izlenebilecek filmlerden. Bundan şüpheniz olmasın. Ben izlerken çok çok keyif aldım. Ama Hollywood’dan çıkan bir yapıma, sinemada izleyip geçmemiz gereken bir yapıma bu kadar anlam yüklemek ne kadar doğru benim açıklayabileceğim bir durum değil. Gidin, keyfini çıkartın.


2 Comments

  1. Fatih Durna diyor ki:

    “Cuma akşamı sinema salonuna bilet almaya gittim ertesi gün için, insanlar karakterlere benzer şekilde giyinmiş, ellerine ışın lazerlerini almış salonların önünde birbirlerinin fotoğraflarını çekiyorlardı. Çok sık sinemaya gitmesem de artık her alışveriş merkezinde bir sinema var ama ben 15-20 yaş aralığının bu denli beyinlerinin yıkandığını hatırlamıyorum. Star Wars: A New Hope 1977′de yayınlandı, aradan 38 yıl geçti. Bu kadar genç insanların bu seriye bu denli fantastik şekilde hayranlık beslemesinin tek açıklaması popüler kültürün geldiği noktadır ve dediğim gibi bu ürkütüyor.”

    Bunlar sizin cümleleriniz. Bunlar üzerine değerlendirme yapacağım.

    Yazdığınız yazıda düzenli olarak “Star Wars’u yeni izlemiş birisi olarak.” ile başladığınız ve dışarıdan bakan göz gibi göstermeye çalıştığınız ve muhtelif yerlerde gördüğünüz aşırı ilginin sebebinin popüler kültürün ayağı altına aldığı jenerasyon olduğunu söyleyerek zaten “iyi de olsa kötüde olsa popüler olandan nefret et, farklı görün” kafasına girdiğiniz yazınızdan çok ama çok belli ne yazık ki.

    30 yaşımdayım hafta içi her gün saat 07:00 de kalkıp gitmem gereken bir işim var ama bu benim filmin ilk matinesi 00:00 da başlıyor olmasına rağmen evime hiç de yakın olmayan bir yerde izlememi engelleyemedi. Yanımda 20 yaşında sırtında obi wan cübbesi ve elinde light saber ı ile erkek kuzenim vardı. Yaşı itibarı ile popüler kültürün merkezinde olan o genç inanın star wars bilgisi ile çoğu kimseyi cebinden çıkartır ama siz onu ve belki de onun gibi nicelerini gördüğünüzde beyni yıkanmış olarak adlandırdınız. Haddiniz olmadığı halde hem de, size demezler mi kaç günlük star wars seversiniz ki. Star wars u yeni izleyen bir film değerlendirmecisi dendiğinde zaten herkes bir durur düşünür. Star wars u henüz izlememiş film severler bile kendi aralarında “yok artık” maruz kalırlar. Kendinizin de dediği gibi “yahu herkes şundan bahsediyor bir izleyeyim” diyip hiç sevmeye sevmeye izleyerek popüler kültür köleliğinin güzel bir örneği olmuşsunuz.

    Star wars oyunculuğun ötesinde belli anlarında izleyenin yüreğini kavurmuş bir seridir. Filmlerde geçmeyen bir çok konuda fanların sıkıştırması üzerine Lucas’ın o da aslında şuydu, şunları yapmıştı hikayeler yazmasıydı star wars.

    Kısacası bu yazdığınız yazıyla bilmediğiniz, parçası olmadığınız ve görüntüye göre hiç bir zaman parçası olamayacağınız bir zümreye laf ediyorsunuz. Fakat o zümrenin içerisinde sizden çok daha yeğ sinema değerlendirmecilerinin mevcut olduğuna şahsım adına eminim.

    • SirEvo diyor ki:

      Detaylı yorumunuz ve yazımı ciddiye alışınız için teşekkür ederim. Ciddiye alışınızın sebebi seriye olan bağımlılığınız anladığım kadarıyla. Bu bağımlılık neticesinde objektif bir yorum yapmak isteseniz de kantarın ucu kaçmış, yazdığım yazıdan başka başka anlamlar ortaya çıkmış.

      Serinin reklamlarla ne hale geldiği ortada her ne kadar ortaya izlenebilir bir iş çıkmış olsa da. Ama yazıda da belirttiğim gibi bu kadar anlam yükleyip, bir de böylesine savunucusu olmak (benim gözümde fanboy) hiçbir zaman anlayabileceğim bir şey değil.

      Haddim olmayan bir durum yok. Ben sinemada keyif almaya çalışan bir insanım. Bir seriye geç başlıyorsan o seri hakkında yorum yapmayacaksın veya yapmak için şu kadar zaman bekleyeceksin diye bir kaide yoktur benim gözümde. Herkes istediğiniz yazıp çizmekte özgür. Blogların amacı da o değil mi zaten?

      Ayrıca parçası olmaya çalışmadım, çalışmam da zaten. Seriye başlamamın en büyük sebebi insanlar bunca yıldır bu kadar merakla beklediyse bir hikmeti vardır mantığı, bir nevi popüler kültürün kölesi oldum aslında, sizin de dediğiniz gibi, keza yazımda da kabul ediyorum, ve bunun akabinde filmden aldığımı burada paylaştım.

      Katılmak zorunda değilsiniz elbette yazdıklarıma ama bu size benim hakkımda çıkarım yapma hakkı vermez.

      “Fakat o zümrenin içerisinde sizden çok daha yeğ sinema değerlendirmecilerinin mevcut olduğuna şahsım adına eminim.” demişsiniz mesela, e ben de zaten “en iyisi benim, benden iyisi yok, varsa çıksın ortaya” gibi bir tez atmadım hiçbir zaman. Bu blog 2009’dan beri aktif, bu tarz bir yazıyla hiç çıkmadım ortaya. Filmden ne aldıysam onu yazdım yıllardır. Popüleri kötüleyeyim derdine düşmedim, kötüyü-dışlanmışı seveyim derdinde olmadım. Keyif aldığıma keyif aldım dedim, beğenmediğimi de sebepleriyle yazdım.

      Tekrardan, yorumunuz için teşekkür ederim. İyi çalışmalar.

Yorum Yapın

Arts Blogs