Skyfall (2012) – En İyisi mi?

Taslakta biriken film yazılarına öncelik vermek istesem de Bond’un yeni filmini izlemişken kısa da olsa bir yorum yapmadan geçmek istemedim. Hele öyle bir Bond ki bu, daha Amerika’da vizyona girmeden imdblerde 8 üstü puanlara, 85 metascorelara sahip. Her şeyden öte 50. yılını kutlayan bir Bond.

Bond, 007 James Bond ayrı bir tad çoğu sinema sever için. Yıllardan beri süregelen ayrı bir gelenek belki de. Çıktığı gibi sinemaya koşulan, raflara düştüğünde de satın alınıp arşivin en nadide köşesine konulan bir gelenek. Benim için öyle bir yeri olmadı Bond filmlerinin. Bundan sonra da olacak gibi durmuyor. Popüler kültürün bir parçası, eğlence dünyasının ufak bir halkası olarak duruyor benim kafamda. O yüzden benim bir Bond filminden beklediğimle, bir Bond hastasının 007’den beklediği arasında kesinlikle dağlar kadar fark vardır ve buna saygı duyuyorum.

Böyle bir girişten sonra Skyfall‘u yerden yere vuracağımı sanmayın. Zaten kadrosunda, son dönemde ayrı bir sempati beslediğim Javier Bardem gibi bir adam varsa benim o filmi alıp yerden yere vurma gibi bir şansım yok sanırım. Skyfall, 23. Bond filmi olarak vizyona giriş yaptı. Casino Royale ve Quantum of Solace‘den sonra da Daniel Craig’in Bond olarak karşımıza çıktığı 3. film. (Bundan sonraki 2 filmde daha Craig bizi bırakmıyor, resmen duyruldu.)
Kolay kolay kamera arkasına geçmeyen, ama geçti mi de American Beauty, Road to Perdition, Jarhead gibi filmlerin altına imzasını atıp birkaç sene ortadan kaybolan Sam Mendes‘in 6. sinema filmi olan Skyfall, tanıdık simalar dışında bu yıl kadrosuna az önce bahsettiğim Javier Bardem’i ve Schindler’s List‘in kötü adamı Ralph Fiennes‘i katmış. Javier Bardem müthiş bir kötü adam performansıyla ekranı süslerken, Ralph Fiennes’in canlandırdığı karakter ise filmin belki de en önemli detaylarından. Ama filmi izlemeyenlerin öğrenmemesi gereken detaylardan olduğu için herzamanki gibi es geçiyorum. Geleneksel Bond kızını arayan gözlerim ise hüsranla karşılaştığı için o rol(ler) için atanan bayan arkadaş(lar)la artık filmi izlerken tanışırsınız.

Skyfall yine bilindik Bond filmlerinden. Yani ne alacağınızı bilerek gidiyorsunuz ve beklediğinizden eksik veya fazla bir şeyle dönmüyorsunuz. Durum böyleyken bu puanlar neden bu kadar yüksek diye soruyorum ben de kendi kendime (tıpkı filmi izlemeyen, veya izleyip de tatmin olmayan kesim gibi) ama yanıt bulmakta zorlanıyorum. Belki 50. yılı olması belki o yukarıda bahsedemediğim detay belki de Bond karakterine ilişkin bazı gerçeklerin ortaya çıkması, bilemiyorum. Ama sıradan bir Bond izleyicisi olarak kesinlikle benim gözden kaçırdığım bir şeyler olmalı.

Tamam, 143 dakikalık bir film sizi zerre sıkmıyorsa o zaten belirli bir çıtayı geçmiştir ama “gelmiş geçmiş en iyi Bond filmi” damgasını yapıştırmak bu kadar kolay olmalı mı böyle özel bir isim için? Yoksa insanlar sıradan filmlere o kadar çok anlam yükledikten sonra böyle bir işle karşılaşınca afalladılar mı? Aslında sırf bu kadar uzun olmasına rağmen film boyunca bir defa dahi gözümü ekrandan ayırmamam bile çok önemli bir etken olarak gözükebilir ama yine de kafada soru işareti kalıyor işte.

Beni aksiyon da o kadar kesmedi açıkçası. Ki eleştiren, yerden yere vuranların altını çizdiği nokta da bu. Filmde aksiyon yok. 4 sene önceki Quantum of Solace‘deki aksiyonu gördükten sonra, o her aracı hayvani bir şekilde kullanan Bond’u izledikten sonra Skyfall’daki aksiyon dozu hafif kaçmış. Başlangıçtaki İstanbul sahnesi dışında aksiyon koymamaları ayıp olmuş. Bunun yanında teknolojinin de nimetleriyle kaza ve patlama sahneleri epey başarılydı ama hani Bond olunca biraz daha fazlasını istiyor insan.

Javier Bardem’e ayrı bir parantez açmazsam olmaz. Son zamanlarda epey bir filmini izledikten sonra bu saçlarla bu role çok abes kaçmış diyordum ama Bardem yine yapmış yapacağını, enfes bir karakter çıkarmış ortaya. Mimikleri, hareketleri, replikleriyle 10 numara bir Javier Bardem performansı sizi bekliyor. Belki de sırf onu izlemek için bile sinemaya gidebilirsiniz.

Sonuç olarak beklentilerimizi çok üst seviyelere çıkartmaz, bunun bir Bond filmi olduğunu düşünerek koltuğumuza oturursak sinemadan ayrıldığımızda alacağımız keyif bir kademe daha artacaktır. Hele dışarıda 10-15 euro’dan sinema bilet aldıklarını düşünürsek, Skyfall’daki Bond için 3’ün 5’in lafını yapmadan gişeye yönelebilirsiniz. Üstüne üstlük Adele‘nin enfes sesiyle muazzam bir eser ve güzel müzikler de sizi bekliyor. İyi seyirler.


6 Comments

  1. sweet drop diyor ki:

    Javier Bardem’deki duruşa bakar mısın lütfen asillik akıyor adamdan ya çok başka bi adam bu çok…
    Ayrıca Ralph Fiennes ismini gördüm aklıma geldi.The English Patient filmini izledin mi?Cevabın hayır ise izlemeni çok isterim.
    Kadroda bu iki isim olunca başrolde olan Daniel Craig’i pek umursamıyorum.Bu adamı sevsemde.
    Ellerine sağlık:)

  2. Meczup diyor ki:

    Aksiyonu az Bond filmi mi olurmuş ya.. Ben sırf Bardem için gidenlerden olurum, kuvvetle büyük ihtimal. Gidersem şayet.. Ayrıca İngiliz Hasta’ yı izlemedin bir de üstüne Neverland’ i de izlemedin. Fınding Neverland gibi bir masalı daha fazla geriye atma derim. Aynı şekilde İngiliz Hasta içinde. Onu @sweet drop söylemiş bunu da ben söylemiş olayım.

  3. tyler78 diyor ki:

    En iyi Bond filmi Casino Royale’dir bana kalırsa. Bu filmse onun yanına bile yaklaşamaz.

    Ayrıca sadece bizim için geçerli: İstanbul’daki sahneler benim için filmin gerçekçiliğini düşürdü. Bu kadar tanıdık yüzler, yerler görmek kötü geldi bana.

  4. detays diyor ki:

    Filmdeki tek iyi yan Javier Bardem idi.
    Adamın oyunculuğu bi yana, şekillendirdiği kötü karakter bir yana.
    İkiside harika idi.

    Onun dışında filme gelecek olursa dediğim gibi bana göre olmamış.
    Konu olarak Show TV de gece 11 de verilen tırt filmlerin konusu gibiydi.
    Hadi ajan filmi diye affedelim desek bu seferde zerre Bond havası yok filmde. 🙂

Yorum Yapın

Arts Blogs