Sisle Gelen Yolcu – Jean-Christophe Grange

Polisiye gerilimlerin usta ismi Grange‘ın son kitabı Sisle Gelen Yolcu Türkiye’de raflara düştüğünde epey tuzlu bir etikete sahipti. Sonuçta bir kitaba 33 TL vermek kolay bir mevzu değil, her ne kadar alacağınız kitap 670 küsür sayfa olsa bile, her ne kadar Grange markasını taşıyor olsa bile.

Aradan geçen zamanda fiyat biraz kırıldı, tabii hâlâ aynı etiketle satan yerler var ancak işinizi bilirseniz çok daha ucuza almanız mümkün. En basitinden 2. el kitapçılar yani sahaflar sizleri bekliyor. Ben de sahaflar sayesinde Sisle Gelen Yolcu’yla tanışınca ilk fırsatta okumak üzere aldım ve 17 günlük bir süreçte bitirebildim kitabı.

Kitap, güzel işlere imza atmış bir psikaytr olan Freire isimle vatandaşın hikayesiyle başlıyor. Bir gün kim olduğundan habersiz bir hastayla yolu kesişen Freire, aslında kendisinin de bu tarz bir sıkıntısı olduğunu keşfediyor ve serüven başlıyor. Grange’ın her kitabında olduğu gibi hikaye yine birden fazla karakterin gözünde cereyan ediyor. Freire’e ve bize eşlik ederek hikayenin şekillenmesinde katkısı olan isim ise polis olarak tanıdığımız Anais.

Öncelikle kitap ciddi manada kalın. Hani gözünüz korkuyor başlamak için. Grange’dan kötü bir roman beklemiyor olsak da, 670 sayfalık bir maceraya atılmak kolay değil. Çok sevdiğiniz bir yakınınız önünüze kıvamında pişmeyen bir yemek koysa da bitirmek zorundasınız sonuçta.

Leyleklerin Uçuşu gibi bir romana imza atan ve benim için ayrı bir yeri olan Grange, ne yazık ki Sisle Gelen Yolcu’da çuvallamış. Hollywood’dan fırlamış bir hikayeyi bu kadar uzatması akıl alır gibi değil. Aslında kitabın sürükleyicilik manasında benzerlerinden geri kalır yanı yok ama hani kitabı bitirdiğinizde iz bırakan bir tarafı da yok. Grangevari sıradan bir polisiye tadı bırakıyor ağızda. Rafa kaldırdıktan sonra da muhtemelen yüzüne bakmayacağınız bir polisiye.

Tabii 670 sayfayı okutmayı başarması da başlı başına bir artı olarak gözükebilir. Sonuçta belirli bir noktadan sonra sıkılıp bırakmak da sizin elinizde. Ama her ne kadar ekstra bir hikaye anlatmasa da Grange yine kendini okutmayı ve kitabı bitirmenizi sağlıyor anlatımındaki sürükleyicilikle.

Bazı yazarlara has bir bir durum mudur bu yoksa neredeyse tüm yazarlarda var mıdır bilemiyorum, Coelho ve Grange‘da dikkatimi çekti özellikle, onları onlar yapan kitaplardan sonra belirli bir çıtayı aşmayı bir türlü becerememişler. Coelho’nun Simyacı‘sı ve Grange’ın Leyleklerin Uçuşu‘nu ele aldığımda bu iki yazara ait böylesine önemli kitaplara denk gelemedim bir türlü. Coelho’dan Hac ve Kazanan Yalnızdır, Grange’dan da Siyah Kan‘ı okuduğumu belirteyim.

Sonuç olarak Sisle Gelen Yolcu’da ben aradığımı bulamadım. Olay örgüsü de, karakterler de, final de çok tanıdık geldi. Bu tarzda çok fazla Hollywood filmi izlemiş olmamdandır belki, hikaye hiç tatmin etmedi. Sıradan ve tavsiye edilemeyecek düzeyde bir iş. Grange’dan daha iyisini bekliyoruz. Fransa’da geçtiğimiz ay (Eylül) raflara çıkan Grange’ın yeni kitabı Kaiken, Sisle Gelen Yolcu’dan bir tık daha yukarıda olur umarım.


6 Comments

  1. detays diyor ki:

    Grange’nin diğer romanlarına göre daha iyiydi ama sanki.
    Özellikle ilerledikçe iç içe geçen, sarmal kurgu benim çok hoşuma gitti. Belki böyle hikayeleri sevdiğim içinde seviş olabilirim kitabı.

    Ve evet final biraz zayıftı ama yine diğer Grange finallerine göre iyi sayılırdı.
    Neyse kısacası ben kitabı baya beğenmiştim. Yaz tatilinde 5-6 günde bitiriştim.

    • SirEvo diyor ki:

      Kurtlar İmparatorluğu ve Leyleklerin Uçuşu’nu daha bir sevdim ben.

  2. Beyaz Kitaplık diyor ki:

    Bu yorumu kitabı almadan önce okusaymışım keşke.
    Beğenilerimiz benzeştiğinden çuvallamış demenizle yıkıldım.

    İnşallah ben daha farklı bir tat alırım 🙂

    • SirEvo diyor ki:

      33 TL bu kitap için cidden çöpe atılan bir para demektir benim gözümde. Umarım hoşunuza gider.

  3. yusuf diyor ki:

    en güzeli siyah kan üstüne tanımam

    • SirEvo diyor ki:

      Ben ne yazık ki beğenmedim Siyah Kan’ı. Aslında o da sürükleyici ama Leyleklerin Uçuşu gibisini okumadım henüz.

Yorum Yapın

Arts Blogs