Sessiz Tepe: Karabasan – Silent Hill: Revelation (2012)

Seneler ilerledikçe, Hollywood’un yaratıcılıktaki acizliği de kendini katlayarak büyütmeye devam ediyor. Devamını çekmekten bıkmadıkları seriler, 3-5 tane sattığı anda beyazperdeye uyarlanan kitaplar, önemi arttırılmış biyografiler ve tabii ki popülerlik seviyesine ulaşmış oyunlar her yıl Hollywood stüdyolarını süslemekten kendini alamıyor.

Silent Hill de bu modaya uyanlardan. Gerilim ve gizemin güzel bir fantastik dünyayla harmanlandığı o başarılı ilk filmden sonra seyirci aslında tatmin olmuş, yeni bir iş beklemiyordu. Ya da şöyle demeliyim, ertesi birkaç yıl gelmediyse (ki olacaksa da şu an 3. filmi izlemeliydik), bunca sene sonra gelecek yeni bir işten kimsenin üst düzey bir beklentisi yoktu. Ama adı geçen oyun/film Silent Hill olunca insan ister istemez belirli bir beklentiyle yaklaşıyor işe. Ya yine aynı kalitedeyse? Ya yine o siren sesleri aynı tadı verirse?

Roger Avary‘nin yazıp Christophe Gans‘in yönettiği ilk filmden sonra kamera arkası tamamen değişmiş. 2009 yapımı Solomon Kane‘den sorumlu Michael J. Bassett‘in hem yazdığı hem de yönettiği Silent Hill: Revelation‘da, yer aldığı yapımların %90’ından fazlasında ölmeyi başaran Sean Bean yine aynı baba. Başrolde ise bugüne kadar pek fazla yapımda göremesek de sanki kırk yıldır tanıyormuşuz hissi veren Adelaide Clemens, Alessa‘nın büyümüş hali olarak karşımıza çıkıyor.

Uzun bir aradan sonra seyircisiyle buluşan Sessiz Tepe 2’de hikaye 10 yıl kadar ileri gitmiş. Bir şekilde kızımız kurtulmuş ve babasıyla oradan oraya sürüklenmiş. Ama külleriyle insanı içine çeken Sessiz Tepe sakinleri bizim Sharon’ı unutamamış. Yıllardır peşindeler, yıllardır kabuslarındalar. Ve yıllardır etrafındalar. Babası olayı geçiştirmiş, kendisine bambaşka bir hikaye sunmuş, unutulan hafızası da bir güzel yardım etmiş. Silent Hill bu, Alessa bu, onlar unutmuyor işte.

Belaltı vurmak istemem ama hani 6 yıl sonra gelen bu zorlama devam filmi bile sadece isimden kazanç elde etme mantığıyla kamera arkasına geçildiğinin net bir göstergesi. Bununla beraber 3 boyutu da (külleri yuttuk bir ara) işin içine kattınız mı stüdyo için tadından yenmeyecek bir para kapısı olarak düşünülmüş. Senaryoya baktığınızda da zaten ne kadar yüzeysel ve boş olduğunu farkediyorsunuz. Ki 20 milyon dolar harcanan film için gişede 30 milyon dolar gibi bir hasılat zor gelmiş. Anlayacağınız, seyirci hak ettiği ilgiyi göstermiş 26 Ekim’de vizyona giren filme.

İlk filmin gizemi, havası, sireni, gerilimi, güzelliği ne kadar sizi etkilediyse, ikinci film için tam tersini düşünebilirsiniz. Orijinallikten uzak, laf olsun cepler dolsun mantığıyla çekilmiş, belki hikayenin devamı nasıl acaba diye merak edilip izlenecek ama film bittikten sonra size zerre Silent Hill katmayacak, sinemada izlenmeyi kesinlikle haketmeyen, hele 6-7 liradan fazla para verdiniz mi ekstra üzüleceğiniz bir iş olmuş. Korkutmaya mı çalışmış, germek için mi uğraşmış yönetmen de farkında değil sanırım.

100 üzerinden 15 metascore, %6’lık Rotten Tomatoes’uyla Silent Hill, yeni versiyonuyla pek de seyirciye göz kırpmayan, hatta adına yakışmayan, sevdalısı için hüsran yaratan vasat bir tepe olmuş. Bunun yerine milletin dilinden düşmeyen Cloud Atlas tercih edilebilirmiş.


4 Comments

  1. detays diyor ki:

    Filme büyük umutlarla izlemiştik arkadaşlar ile.
    Ancak pek umduğumu bulamadım.
    Tamam atmosfer vs. güzel ama nasıl desem eksik birşeyler var.
    İlk film daha iyiydi.

    Gerçi oyunun takipçisi olarak çoğu yer heyecanlandırmadı değil beni.
    Lunapark sahneleri vs. vs. gibi.
    Bir de bazı çekimlerde adeta oyunu oynuyormuş hissi katmışlar.
    Arkadaşlarda bunu hissettiğini düşünürsek demek yönetmeninde amacı buymuş diyorum içimden. 🙂

  2. Silent Hell diyor ki:

    Evet efsane devam ediyor ama bu efsanenin adı “Sessiz Tepe” değil, “Karabasan” hiç değil. Bu eserin gerçek adı “Silent Hill” dir. Eserin adını değiştirmek yapımcıya ve emeğe saygısızlıktır. Eğer illa türkçeye çevrilecekse “Kayıp Ruhların Kasabası” daha uygun bir isim olurdu. Çünkü “Silent Hill” bir Kasaba’dır. bir kasaba ismidir ve ingilizce isimler tercüme edilmez, olduğu gibi aktarılır. “Sessiz Tepe” çok alakasız duruyor, ortada bir tepe filan yok. Bu tepe olsa olsa, Türkiyedeki türkçe dublaj ve çeviri katliamının tepesi hatta zirvesi yada zırvası olur.

    “Silent Hill” kavramı eğer sizin için gerçekten bir anlam ifade ediyorsa, internet ortamındaki popüler sitelere girip film hakkında olumlu şeyler yazıp, filme oy verin. Çünkü bu filmden zevk almadığınızı söylerseniz yalan söylemiş olursunuz. Kendinizi kandırmaktan vazgeçin, “Silent Hill” atmosferini bildiğiniz ve sevdiğiniz halde sırf olumsuz eleştiriler yüzünden,
    “Aslında iyi bir film ama işte nebilim” gibisinden laflar diyerek kem küm etmeyin.

    • SirEvo diyor ki:

      Yorumunuz kime, veya bu yorum kopyala/yapıştır olarak bütün internet ortamına mı dağıtıldı bilemiyorum, saygı da duymak istiyorum ancak filmden zevk almadığımızı söylersek niye yalan söyleyelim? Amacımız tam olarak ne olabilir? Kendi halinde blog yazan bir insanın (yani ben) bu yorumu yapması için salak olması lazım. Veya filmi vizyona sokan şirketle aramda bir husumet falan olmalı.

      2 kere 2 dört, kötüyse kötü, iyiyse iyi diyoruz burada. Açın, önceki yorumlamalara bakın. İyi dolaşmalar…

  3. emre diyor ki:

    filmin birini zevkle izledim iki çıkıncada heyacanlandım ama birdeki kıvamı tutmamış.atmosfer güzel ama hatalar var.
    allessa sadece şkş sahnede var daha çok sahnede olmalıydı

Yorum Yapın

Arts Blogs