Searching for Sugar Man (2012)

< style="text-align: justify;">Bazen buraya yazdığım filmler fazla ilgi görmüyor. Ne doğru düzgün tıklanıyor ne de geri dönüş geliyor. Bundan çıkardığım sonuç, doğal olarak ya Türkiye’de fazla ilgi görmediği için google’dan gelen olmuyor, veya gelen olsa da tür ilgi çekmiyor, ya da tavsiyeyi alan kişi aklının unutma ihtimali yüksek olan bir köşesine kaydediyor okuduğu ismi. Searching for Sugar Man için de aynı şeyler geçerli olacak yüksek ihtimal ama en baştan belirteyim, üstteki koşulları sağlayanlar etkileyici bir seyirlikten olacaklar.

Oscar’a adım adım yaklaştığımız şu günlerde elimden geldiğince aday olan filmleri izliyorum. Canım belgesel çekince, son 5’e kalanlardan adı en çekici olanla başlayayım istedim. Diğer bir deyişle, İngilizce altyazılarını dahi bulmakta zorlandığım diğer adaylardan en dikkatimi çeken bu oldu. Rodriguez adında bir şarkıcının hikayesini anlatıyor bu belgesel. Abimizin inanılmaz bir sesi ve yeteneği var, zaten play tuşuna bastığınız saniyeden itibaren bunu farkedeceksiniz. Filmi izlemeyi bitirdiğinizde de muhtemelen çalan şarkıların toplaştığı bir albüm aramaya koyulacaksınız. 70’lerde keşfedilen bu abimiz birkaç albüm çıkarttıktan sonra Amerika’da doğru düzgün bir satış yapamadan, yani adını dahi duyuramadan yok olup gidiyor. Amerika’da yok olup gidiyor ama nasıl olduysa o vakitlerde feci bir dönemden geçen Güney Afrika’da popüler olup çıkıyor. Popüler oluyor olmasına da, kim bu? Neci? Ne yer ne içer? Ne giyer, şarkılarını nasıl yazar vs. gibi soruları yanıtlamadan ortalıktan kayboluyor. Yıllar boyu şarkıları dönüp duruyor, sürüyle satıyor, ama öldü olarak bilinen, sahnede kendini yaktı olarak bilinen bu adamdan birkaç albüm sonra haber alınamıyor.

O dönem için kendisiyle iletişimde olan adamlardan biri, yıllar sonra kendisine ulaşmaya çalışınca da ödüle doymayan bir belgesel ortaya çıkmış. Sundance‘dan belgesel dalında Büyük Jüri Ödülü‘nü ve yine belgesel dalında En İyi Dünya Sineması Filmi Ödülü‘nü de içine kattığımız 17 ödül ve 19 adaylıktan bahsediyoruz. Bu adaylıklardan biri de tabi ki Oscar.

İzlediğim bir materyalin nereye aday olduğu, kimler tarafından sevildiği benim için zerre önemli değildir. Ben her zaman aldığım keyfe ve bana yaşattıklarına bakarım. Searching for Sugar Man, daha ilk dakikasından itibaren başlayan öyle muazzam müziklere sahip ki, benim gibi müzikle pek arası olmayan bir insan evladına bile sevdirdi kendini. Müziklerini geçmek istemesem de, hadi onu geçtim diyelim, öyle içine çeken ve farklı duygular yaşatan bir hikayesi var ki, yaklaşık 1,5 saat boyunca izlediğiniz her şeyden müthiş tad alıyorsunuz. Anlatılan hikayenin inanılmaz bir yönü var zaten. Ciddi manada sorguluyorsunuz izlerken. Ona rağmen öyle güzel bir insanla tanıştırıyor ki belgesel sizi, tavsiye etmeden, tekrar tekrar izlemeden, o parçaları tekrar tekrar dinlemeden durmanız olanaksız.

Şimdiye kadar yüzlerce belgesel izlemedim ama şunu rahatlıkla söyleyebilirim, Cove ve Exit Through the Gift Shop‘tan sonra izlediğim en etkileyici belgeseldir kendisi. Oscar’a aday gösterilen diğer 4 filmi henüz görme şansım olmadı ama böyle bir haz yaşayacağımı sanmıyorum. İsveçli Malik Bendjelloul‘un Stephen ‘Sugar’ Segerman ve Craig Bartholomew Strydom adlı iki güzel insandan duyduğu bu hikayeyi hayata geçiriş şeklini ve senenin en güzel, en farklı işini kaçırmayın. 10/10


6 Comments

  1. Dilek diyor ki:

    10 puan az olmuş sanki filmin/belgeselin hissettirdiklerine… Şahane diyor ve susuyorum…

  2. dogan diyor ki:

    Omurilik kökünden tutup silkelenmek gibi bir şey. Yaşanılır kılmanın düyoları veriyor dünyanızın, yada yaratımının detaylarını. Lan yetmişlerdeki insanla şimdiki birmi diyebilirsiniz lakin gördüğüm insan, bizim zamanımızdan çokta uzakta biri değil hatta bizim zamanımıza çok erken ta yetmişli yıllarda vakıf olmuş çağın nereye gittiğini fark etmiş bunları müziğine aktarmış biri. Onurlu, alçak gönüllü, hayatı her koldan yakalamaya çalışan biri yaşayan ve insanlarda iz bırakan biri.

  3. murat diyor ki:

    Kelebek etkisi gibi. Binlerce insanın rüyalarını, hayatını kurtaran bir adam. Özgür bir adamın hikayesi. Kesinlikle tavsiye ederim.

  4. Baris diyor ki:

    İzleyende iz bırakan cinsten ve inanması güç bir hikaye. Öneri için da ayrıca teşekkürler. Takibe aldım 🙂

  5. fatma diyor ki:

    sehir efsanesinin gerçek oluşu gibi,gerçek anlamı ile tüylerim diken diken oldu. teşekkür ederim

  6. emre göçer diyor ki:

    son derece güzel tavsiye edilesi film. tabi zaman geçti aradan çok çok güzeldi. teşekkürler..

Yorum Yapın

Arts Blogs