[REC] 2 (2009) – Gerilim tam gaz devam ediyor!

Blair Cadısı’nın 3. filmi için 2011’den gün alınınca, Blair Cadısı 3 ve El Kamerasının kaymağı… başlığıyla bir yazı yazmıştım. Az buz değil, ikinci filmden 11 yıl sonra gelecekti üçüncü film. Hem de o rezil devam filminden sonra. O yazı sırasında [REC]’le ilgili şöyle bir şey yazmışım;
“Ardından bu tarzda filmlerden 2007 yapımı [REC] ile tanıştık. İspanyol sinemasının atakta olduğu sene çıkan bu film, el kamerasıyla götürülen bütün filmde zombi temasını çok iyi ve çok sağlam gererek işliyordu. 2009’da 2.si de girmiş hatta vizyona ama onu daha izleme fırsatım olmadı.”

İşte 2 gece önce saatler 10.30’u gösterirken bastım play tuşuna ve 720p sunumunu gördüğüm anda indirdiğim ve indirdiğimden beri izlemeye kıyamadığım [REC] 2‘yi sonunda izleyebildim.
[REC]’in yönetmenleri Jaume Balagueró & Paco Plaza ikilisiydi. Senaryoda da yine bu ikilinin katkısı ve Luis Berdejo ismi vardı. Serinin ikinci filminde ise Balagueró & Plaza ikilisi yönetmen olarak devam etmişler, senaryo için de Luis’i dekarte edip ortalarına Manu Díez‘i almışlar.

El kamerasının bendeki etkisi artı 1 oldu hep. İzlediğim görüntülerin kurmaca olduğunu bilsem de amatör birinin elindeymiş hissini veren kamerayı görünce ister istemez filmin içinde hissediyorum kendimi. Arkadaşlarla toplandığımız o akşam da [REC]’le tanıştığımda “işte budur” demiştim. 4 kişi izlememize rağmen konusu hakkında hiçbir şey bilmediğimiz için gelişen olaylar sırasında gerilimi epey hissetmiştik, hissetmiştim.

İlk filmin orijinalliği, zombi olayını amatör kamerayla bu kadar iyi yansıtması ve final sahnesinden sonra ikincisinin geleceğini tahmin etmek için müneccim olmaya gerek yoktu. Merak edilen ise ilk filmle gelen orijinalliği, o gerilim dolu havayı ikinci filmde nasıl ellerinde tutacaklarıydı. Ve bana göre bunu çok iyi kotarmışlar.
Konusuna veya olayların nasıl başladığına değinmek istiyorum ama spoiler vericem diye de tırsıyorum. O yüzden hiç bahsetmeyeyim.
İlki filmi beğendiyseniz, Ángela’nın akıbeti ne oldu diye merak ediyorsanız, el kamerasıyla çekilen filmlere benim gibi bakıyorsanız ve hepsinden önemlisi, gerilim/korku izlemekten zevk alıyorsanız kesinlikle tavsiye ederim. İlk filme notum 9’du, buna da 8’i verdim gitti.

#Bu arada [Rec] 2: En un mundo de infectados adında bir belgesel çıkacak bu yıl. Oyuncusundan yönetmenine, makyajcısından bilgisayar başında görsel efektleri ayarlayanına kadar herkesle konuşmuşlar. Onu da merakla beklemedeyiz…

#Son olarak, sınavlara 2 haftadan kısa bir süre kaldı. 1 Mart’ta Slow Motion demiştim, artık “pause” moduna almam gerekiyor. Yazılar epey seyrekleşecektir. Yarın ve Salı günü 2 tane deneme sınavı var. Onlardan sonra daha da netleşecek aslında durum. Yine belirtirim buradan…


5 Comments

  1. cAt dedi ki:

    >kesinlikle izleyeceğim bu filmi ama sorun şu ki ben hala altyazı konusunda çaylak ötesiyim. ilkini tırnaklarımı yiyerekten annemin kolu altından izleyerek atlatmıştım bunda nasıl izlerim allah kerim.

  2. Kısaca Fd dedi ki:

    >bu tarz filmlerin belkide en etkileyici tarafı "eğer yalnızsa bir oyuncu gerçekten yalnızdır" o odada ondan başka kimse yoksa filmde,gerçekten kimse yoktur.Arkada bir ekip olduğunu düşünmek çoğu zaman büyüyü bozar ama bu filmlerde büyü yapan eldeki kameranın kendisidir.Bu tarz ileriki yıllarda daha da tutulacağa benziyor.

  3. wimparella dedi ki:

    >korku filmlerine dönüş yapıyorum uzun bir aradan sonra 😀 "rec" i izlerim artık ozaman 9 vermişsin 🙂

  4. Anonymous dedi ki:

    >Biliyorum alakasız posta yorum olacak ama sormadan edemedim. The Pacific dizinde Türklerin İzmir'i yağmaladığı hakkında birşeyler var mı? ne düşünüyorsun bu konuda

  5. SirEvo dedi ki:

    >Sınavlar bitsin yazıcaktım aslında. Büyük rezalet, tam bir skandal.
    "Ben ve annem yunanlıyız, Türkler İzmir'e saldırdı, yakıp yıktılar, biz de kaçmak zorunda kaldık" diyor kadın. Büyük ayıptı o sahne. Sonra kızının neler yaptığını da gördük. Bize pis, adi diyen milletin kızlarının 1 gecede ne yaptığını…

Yorum Yapın

Arts Blogs