Tavsiye: Prisoners (2013)

Prisoners Poster
Güncel filmlerden pek izleme fırsatım olmasa da hakkında birkaç olumlu yorum gördükten sonra izlemeye başladım Prisoners‘ı fakat süresi ve konusu hakkında zerre bilgim yoktu. Özellikle süresinin bu kadar uzun olduğunu filme başladığım anda farkedince ufak çapta bir şok geçirdim diyebilirim.

153 dakikalık uzunluğuna rağmen Incendies‘le yüreklerimizi yakan, içimizde yumruların en büyüğünü bırakan Denis Villeneuve muazzam bir iş çıkartmış diyebilirim. 2 saat 33 dakika demek çok çok uzun bir süre demek ve bu sürede ekrana çakılı bir şekilde izliyorsanız, o film kesinlikle belirli bir çıtanın yukarısına çıkmıştır. Bu en azından benim kriterlerimde böyle.

Bir gün demir pençeli kurt adam bir gün şarkı söyleyen bir amcayı canlandırıp her role girebildiğini gösteren Hugh Jackman‘lı, polis karakterlerini çok iyi götüren Jake Gyllenhaal‘li, Doubt ve özellikle de The Help‘deki muazzam performanslarıyla Oscar adaylığı gören Viola Davis‘li, Little Miss Sunshine ve There Will Be Blood ile çıkışı yakalayıp Ruby Sparks ile bizi gülümseten Paul Dano‘lu, Oscarlı Melissa Leo‘lu, Terrence Howard‘lı, Maria Bello‘lu kadrosuyla seyirciye göz kırpan Prisoners içimizi kemiren hikayesi ve karakterleriyle yer yer kendimizi sorgulamamızı sağlarken bir taraftan da suçlu kim diye soruyor seyirciye. Çocukları kaçıranlar mı buna göz yumanlar mı yoksa çocukları arama uğrunda bilinçsizce verilen zararın sahipleri mi…

Keyifli iki ailenin, özel günde biraraya gelen iki ailenin ufak kızları bir anda ortadan kaybolunca seferber oluyor babalar. Adalet yerini bulmuyor yine. Adalete yön göstermeye çalışıyorlar. Kendi doğrularıyla olayı sırtlanan bir babanın yaşadıklarını izliyoruz ekranda. Hugh Jackman çok iyi oynamış. Jake Gyllenhaal da üzerine koyarak devam ediyor yoluna.

Aaron Guzikowski‘nin ikinci uzun metrajlı filmi olmasına karşın diyaloglar ve hikayenin gelişimi kesinlikle sırıtmıyor. Tahmin edilebilir bir senaryo olduğunu yadsıyamasak da 2,5 saatlik bir filmde gizemi son ana kadar korumayı aşağı yukarı beceriyorsanız seyirciyi de etkilemeyi başarırsınız. Yer yer dozu artan gerilimin de katkısıyla filmin asıl etiketi olan gizem çok çok keyif vermiş. Hikayenin benzerlerini elbette izledik, bize yeni bir dünya vaad etmiyor Villeneuve, İçimdeki Yangın filmindeki gibi bir vuruculuk da sunmuyor ancak harcadığınız vaktin karşılığını hakkıyla alacağınız bir iş için söz vermiş gibi duruyor. Ben bu söze inandım ve Prisoners’dan tavsiye edecek kadar etkilendim. Türkiye’de 27 Aralık 2013 tarihinde vizyonlarda olacak filmi ister sinemada izleyin isterseniz de internetin imkanlarını kullanın ama sakın kaçırmayın. 8,5/10


2 Comments

  1. hakan diyor ki:

    çok iyiydi.teşekkürler.

Trackbacks for this post

  1. […] ama vurucu ilerleyen, yer yer sıksa da büyük keyif veren Prisoners‘ı hatırlayanlar; Gone Girl o filmin gizem seviyesine gizem, gerilim seviyesine gerilim ve […]

Yorum Yapın

Arts Blogs