Polisse (2011) – Gözden Kaçan Cevher

Gazetelerin üçüncü sayfalarında veya akşamları ana haber bültenlerinde “kızına tecavüz etti”, “15 aylık bebeğe tecavüzden yargılanıyor”, “torunuyla cinsel ilişkiye girmek suçundan…” tarzı haberlere neredeyse her gün rastlarız. Peki bu tarz davalarla her gün yüzleşenler? Bu insanlarla her gün karşılıklı oturanlar, onları sorgulayanlar?

Kendisini daha çok kamera karşısında gördüğümüz 36 yaşındaki aktris/yönetmen/yazar Maïwenn Le Besco, bir gün televizyonda Çocuk Koruma Birimi’yle ilgili bir belgesele denk geliyor. Bunun üzerine böyle bir film için kolları sıvıyor ve soluğu emniyette alıyor. Bu birimde çalışan insanlarla oturup kalkıyor, onlarla muhabbet ediyor, onları dışarıdan gözlüyor. Gelen vakaları inceliyor, daha önceden yaşananları dinliyor polislerin ağzından. Pedofillerle uğraşan polisler gibi o da her gününü böyle olaylarla geçiriyor. Bir gün çocuğunu onlara bırakmak isteyen bir anne geliyor, ertesi gün kızına tecavüz eden baba, bir başka gün daha yaptığının yasadışı olduğundan habersiz bir anne. Düşünsenize her anınızı bu tür insanlarla geçirdikten sonra kendi hayatınızda yaşayabileceklerinizi? Eve gittiğinizde eşiniz, sevgiliniz, çocuklarınızla aranız nasıl olur? O incecik dengeyi koruyabilir misiniz?

Cannes’da Altın Palmiye’ye aday gösterilen ve Jüri Ödülü‘nü kazanan yapım aynı zamanda 14 dalda birden aday olduğu Cesar Ödülleri‘nden de 2 ödül kazanmayı bilmiş. Maïwenn çok iyi bir işe imza atmış. Böylesine ağır bir işte çalışan insanların hem ilgilendikleri olaylara karşı verdikleri tepkiler hem de kendi aralarında yaşadıkları tam anlamıyla ekranda. Bunun yanında polislerin gözünden vatandaş ve vatandaşın gözünden polis de kendine yer bulmuş. Olay yerine geç gelen polis ve polisin kafasındaki “onlar bizi sevmiyor” düşüncesiyle beraber Müslümanlığı alıp başka boyutlara taşıyanları da az da olsa kendince eleştirmiş yönetmen.

Maïwenn’in bizzat kamera karşısına da geçtiği Polisse’de ayrıca Joeystarr, Karin Viard, Marina Foïs, Nicolas Duvauchelle ve Riccardo Scamarcio gibi isimler de yer alıyor. Yer almakla da kalmayıp, oyunculuklarıyla da göz dolduruyorlar. Tamamen diyalog üzerine kurulu filmde oyuncular üstlerine düşeni fazlasıyla yapmışlar.

Film; arkasına “tacize uğrayan çocuklar” temasını alma düşüncesinde değil. Tamam, önemli bir olaya parmak basıyor. Sürekli görüp üzüldüğümüz bu haberler her daim tüylerimizi diken diken etmiştir. Kesinlikle katılıyorum. Ama madalyonun bir de öteki yüzü var. Her gününü o kurbanlarla, o suçlularla, onları anlamaya çalışarak geçiren polisler. Tanıştıkları, sorguladıkları, konuştukları, yeri geldiğinde üzüldükleri, yeri geldiğinde öfkeden deliye döndükleri insanlar. Peki bir yandan bütün günlerini bu insanlarla geçirirken diğer yandan kendi hayatlarını nasıl idare etmeyi başarıyorlar? İdare edebiliyorlar mı yoksa onlar da bir zaman sonra balatayı sıyırıyor mu?

Polisse, 2011’in önemli filmlerinden. Öne çıkması gerekirken adının doğru düzgün anılmaması insanı gerçekten hayrete düşürüyor. Kan donduran sahneler ve düşünce yapılarıyla yok artık dedirten insanlarla tanışmak, bir süre unutamayacağınız bir film izlemek isterseniz bu gözden kaçan cevher tavsiyedir. 8,5/10


15 Comments

  1. Meczup diyor ki:

    Filmin ilk dakikalarında başlayan o uzun ve hızlı diyaloglar “eyvah nasıl bir filme geldim!” düşüncesine sebep olsa da sonrasındaki sahneyle koltuğa yapışmamı sağlamıştı. Yok artık dedirtiyor ama bir o kadar da içimizden, o kadar gerçek anlatılanlar. O yüzdendir ki bu filmin etkisinden bir hayli zor çıkılır, akla geldikçe insanı kötü yapar. Hem güldüren hem de iç acıtan diyaloglar süperdi. Filmle ilgili tek keşkem, Maïwenn’ in sadece kamera arkasında kalmayıp bir de önüne geçmesi..Diğer oyuncuların arasındaki yapmacılığı sırıttı bence.
    Ellerine sağlık.

    • SirEvo diyor ki:

      Maïwenn güzelliğiyle kapatmış bence o açığı. Seviyoruz kendisini. 🙂

  2. Meczup diyor ki:

    Tek tavsiye üzerinden izlemen hüsrana uğratmamış, iyi olmuş o zaman 🙂

    • SirEvo diyor ki:

      Kesinlikle. Bazen birkaç tavsiye hüsran oluyor, bazen de böyle tek tavsiye çok iyi çıkabiliyor. The Devil’s Double (2011), Revanche (2008), Cafe de Flore (2011), Monsieur Lazhar (2011), In Darkness (2011) Even the Rain (2010), Soul Kitchen (2009), Un Long Dimanche de Fiancailles (2004) ve Before Night Falls (2000) da sırada bekliyor Avrupa’dan. Var mı aralarından şunu ilk fırsatta izle diyeceğin?

  3. Meczup diyor ki:

    Çalışmadığım yerlerden sordun şimdi.. O kadar film içinde In Darkness ve Monsieur Lazhar’ ı izlemişim. İzlediklerimin de nasıl olduğunu sorarsan Polisse benim için Mükemmel’in bir altı Çok iyi sınıfına giriyor. Buna göre In Darkness Çok iyi’nin bir tık üstü, Monsieur Lazhar ise İyi sınıfına girmekte.. Diğerleri içerisinde ilk fırsatta izlenmeli mi bilemedim ama In Darkness izlenesi filmlerden.. Even the Rain benim de listemde. Luis Tosar’ın filmi “Te doy mis ojos” de izlemediysen listeye al derim.

    • SirEvo diyor ki:

      Tamamdır, In Darkness’ı ilk fırsatta izleyelim ama sanırım aileyle izlenecek bir film değil. Tosar’ın filmini de aldım listeye.

    • SirEvo diyor ki:

      Monsieur Lazhar’ı izledik kardeşimle. Güzel bir dram olmuş. Çocuk oyuncuların oyunculukları iyiydi baya.

  4. Meczup diyor ki:

    Lazhar hocanın doğallığı ve çocuk oyuncular izlettiriyor zaten.. Yoksa aman aman bişeyi yok filmin. In Darkness ile aynı kategoride Oscar’a aday olması hele olmayacak şey yani.. In Darkness evet birkaç sahnesiyle aileyle izlenecek bir film olmaktan çıkıyor diye düşünüyorum..

  5. selamoradaki diyor ki:

    film kareleriyle iddalı bir filme benziyor :)))

  6. sweet drop diyor ki:

    Çok uzun süre altyazı beklemiş sonrasında unutmuştum filmi.Bu anlamda izlemen çok iyi hatırlatma oldu bana tabi koşarak indirdim ve izledim.
    Finali çok acıttı ama film içinde içimi acıtan ve Osman’a ağladığım dakikaların yanında hiç kalır diyebilirim.
    Konu çocuk olunca sanırım büyüklerin çektiği acılar -ki konu yine çocuklara dönsede-bi kenara itiliyor bende.
    Başta Osman yıktı geçti beni sonrasında tüm film.
    Bu arada yorumları okudum Soul Kitchen izlemelisin demeden duramıyorum.
    Filmi hatırlattığın ve tam da düşüncelerimi yazı olarak döktüğün için teşekkürler.

    • SirEvo diyor ki:

      Beni biliyorsun filmle ilgili bir detay paylaşmayayım diye final için bir şey yazmamıştım ama dediğin gibi final filmden ayrı bir vuruyor.
      Vurmadık yönü kalmıyor yani.
      Soul Kitchen tavsiyen için teşekkür ediyorum o zaman, başlıyorum hemen izlemeye. 🙂

      Ekleme: Soul Kitchen çok keyifliydi. Fatih Akın yine kendine has bir işe imza atmış. Ne yapsa izleniyor yahu. Müzikler 10 numara. Tekrar bile izlenir yani.

  7. sweet drop diyor ki:

    Kesinlikle haklısın Evrim.Bir yazı bekliyorum Soul Kitchen hakkında:)

  8. Yılmaz diyor ki:

    Öncelikle film birçok ülkede çocuklara yapılanları doğru bir biçimde ele almış. Bu açıdan başarılı. Fakat izlerken sıkıldım açıkçası. SirEvo öyle bir anlatmışsın ki filmi nasıl bir beklenti içine girdiysem artık umduğumu bulamadım 🙂
    Tabi her bakış açısı farklı ama ben filmi hiç beğenmedim. Aldığı ödül de bence tamamen yanlı verilmiş bir ödül diye düşünüyorum.

    • SirEvo diyor ki:

      Pek tabii ki her film herkese hitap etmiyor. O yüzden saygı duyuyorum. Umarım diğer tavsiyeler hoşunuza gider. 🙂

Yorum Yapın

Arts Blogs