Paranormal Activity 2 (2010) – Gerilmeye devam!

Bir filmin pazarlama stratejisi bu kadar enteresan ve iddialı olunca maalesef filmden beklentiler de o yönde artıyor. Sinemada korkudan birbirlerine sarılan, hatta korkuyorum ayağına birbirinin kucağına çıkmaya çalışanlar mı dersiniz yoksa korkudan gözlerini kapayanlar mı. Bağıranlar, çığıranlar falan filan derken, bir de bunların üstüne vizyona girdiğinde gişede yaptığı sükse eklenince, ortaya başlı başına bir iş çıkıyor; Ya sev, ya nefret et. Nefret etmekle kalma, seveni gördüğün her yerde aşağıla, dalga geç, sindir, “ona mı para verdin zuhaha”, “o filmden mi korktun muhaha” laflarıyla döv. Nereden mi biliyorum? Eh, Twilight duruyor önümüzde. Yapmışlığım var. Eh, Paranormal duruyor önümüzde, bana yapanlar var.

Bir film düşünün ki gösterildiği ilk festival Ekim 2007’de olsun, Abd’de gösterime girdiği tarih ise Ekim 2009 olsun. “Nasıl izleyebiliriz, nereden bulabiliriz, çok süpermiş, izleyenler bayılıyormuş, salonu terkediyorlarmış,” yorumlarıyla sürekli şişirilen Paranormal Activity, benim açımdan gayet başarılı (gece uyutmayacak derecede), çoğu kişi için rezalet iken, yönetmeni-yazarı-yapımcısı Oren Peli için ise geçim kaynağı olma yolunda ilerliyor. Eline bir kamera alıp 15 bin dolar harcayarak bir film çekti ve bu kulaktan kulağa yayılma metoduyla 200 milyon dolarcık bir hasılata kadar gitti. Hâl böyle olunca ikinci film kaçınılmazdı ve vizyona girdiği ikinci gün ben de izleyen talihli kişilerdendim. Parasını vererek tabii. 🙂

Öncelikle şunu belirteyim. Hani bu blogu yeni yeni takip ediyorsanız veya bu film hakkındaki önceki yorumlarıma denk gelmediyseniz, benim için ilk film 10 numaraydı. Evet, Imdb’deki puanlama sisteminde 10 puanı yapıştırmıştım. Çünkü ben bu filmi gerilmek için izledim ve film bittiğinde ışıkları kapatarak yatamayacak durumdaysam, o film beni germiştir. Herkesi gerecek, herkesi bu kadar tırstıracak diye bir kaide de yoktur, bazıları hiç beğenmemiştir hatta, ki çok da doğaldır. Ama el kamerası oldu mu benim açımdan işler değişiyor. Kendimden geçiyorum izlerken. Blair Cadısı olsun, [rec] olsun, Paranormal olsun kesinlikle yaşatıyor gerilimi. Belki olay ufak detaylarda gizlidir ama el kamerası bambaşka geliyor.

Uzatmadan Paranormal Activity 2’ye geçecek olursak, ilk filmin izinden giden bir film olduğunu net bir şekilde söyleyebiliriz. İlk yarısında ufak nüanslar, minik kıpırtılar, fazla etkilemeyen pek de önemli gibi gözükmeyen detaylar derken ikinci yarının başlaması ve finalle kendinizden geçiyorsunuz. Son 10-15 dakikayı izlerken koltuğa yapıştığımı gördüm, zor toparladım kendimi. Özellikle kendilerine önemli bir yer verilen köpek ve bebek çok iyi kullanılmış.
Ama gözüme çarpan en önemli şey, dediğim gibi ilk filmin izinden aynen gitmesiydi. Aynı adımları takip etmiş gibi. Buradan yazıp da spoiler vermek istemiyorum tabii ama işleyiş açısından çoğu etmen birbirinin aynısıydı. Aynısıydı ama bu gerilim açısından bizi aç bırakmadı pek tabii ki. Yine aynı oranda gerdi, yine aynı oranda korkuttu.

Oyuncular açısından güzel bir sürpriz var. Özellikle ilk filmle olan bağ açısından. Yeni elemanlarımız ise yine aynı, tipik karakteristiklere sahip. Hizmetçi ise başlı başına bir korku filmi ögesi. Teyzeyi koy ekrana, 10 dakika dursun sen de izleyip kork. Ah keşke filmin büyük bir kısmında onu da izleme şansımız olsaydı.
Oren Peli, her ne kadar kamerayı Tod Williams’a devretmiş olsa da, ilk filmdeki gişe başarısını bu filmde de devam ettirecek gibi. Daha ilk günden 20 milyon dolar hasılat elde etmiş Kuzey Amerika’da. Sadece Cuma günü. Bunun haftasonu var, diğer ülkeri var. Var oğul var. Yani 3.sünün yakın zamanda duyurulacağını tahmin etmek için müneccim olmaya gerek yok. Sonra “yok ben duymadım, yok artık yeter, bıktık paranormalden” demeyin.
Son verilere göre, 3 milyon dolarlık maliyetine karşılık gişede 70 milyon doları geçmiş.

Şaka bir yana, eğer gerilim filmlerini seviyorsanız tavsiye ederim. Hani şu illaki bir sevişme sahnesinin olduğu, çıplak kızlardan geçilmeyen ve sürüyle klişe sahne barındıran korku filmlerine harcanacak vakit ve para yerine Paranormal Activity kesinlikle ön plana çıkarılması gereken bir film. Hollywood’un son yıllarda bir türlü “geremediğini” düşünürsek, hele bir de şu el kamerasından gelen hasılatları hesaba katarsak önümüzdeki yıllarda bu tarz gerilim filmlerinin mantar gibi türediğine şahit olabiliriz. İpin ucu kaçmadığı sürece sıkıntı yok. Senede bir kez gelecek tek bir filmi beklemek gibisi yoktur diye düşünüyorum.

İlk filmi izledikten sonra aklınıza gelenleri düşünün. Olumluysa devam filmini de izleyin. Yok değilse, boşuna vaktinizi harcamayın diyerek bu yazıyı artık noktalamam gerektiğini farkettim. Ben izledim, beğendim, yapsınlar yine izlerim. Paranormal rulazz! 9/10

Bu arada, sağ taraftaki ankette oy kullanmayı da unutmayın. 🙂


12 Comments

  1. Bay Kerahet dedi ki:

    >olmamış başkan. çok sıkıcı be.

  2. SirEvo dedi ki:

    >Ben hiç sıkılmadım. 🙂

  3. wimparella dedi ki:

    >Spoiler var mı yok mu anlayamadım, şöyle bir göz attım. Sanırım izleyeceğim, zaten ilkini çok sevmiştim onun hatırına bile izlenir.

  4. SirEvo dedi ki:

    >Oku oku hiç spoiler yok. Bende spoiler olmaz zaten, bilmiyor musun? :))

  5. wimparella dedi ki:

    >Ya biliyorum da öyle hissettim bir an 🙂 Ben hiç bir şey okumadan izlemeyi seviyorum biraz da ondan kaynaklanıyor, ama merak da ediyordum dayanamadım.

  6. mEta dedi ki:

    >İlk filmden elde edilen kar ile 5-6 film daha çekilir

  7. SirEvo dedi ki:

    >wimparella, Ben de izlemeden okumam genelde, o konuda haklısın bak. 🙂

    mEta, 5-6 ne kelime. 😀

  8. Çavlan dedi ki:

    >ben de paranormal'ı beğenenleri aşağılama akımına anlam veremiyorum. biz (yani sevenler) de paranormal'ın olağanüstü güzel bir film olduğunu, izleyeni kendinden geçirip yıllarca akıllarından çıkmayacağını, müziklerinin şöyle etkileyici, kurgusunun böyle dahice olduğunu, bu filmin bir şaheser olduğunu söylemiyoruz. böyle bir film tek nedenle izlenir: gerilmek. eğer seyircisini gerebiliyorsa, başarılı olmuş demektir zaten. üstelik benim onlarca efekt kullanmadan insanı korkutabilen korku filmlerine ayrı bir saygım var. paranormal azıcıcık bütçesiyle ve o korkulan şeyi nerdeyse hiç göstermeden, adamı deliler gibi korkutmayı, yerinden hoplatmayı, ve hatta çığlık attırmayı başarmıştı. ikincisinde de aynı tepkileri vereceğime hiç şüphem yok, şimdi tek yapacağım malum ortamlara düşmesini beklemek 🙂 o yüzden paranormal activity serisini twilight serisiyle aynı kefeye koyan benden uzak olsun. twilight kendini çok ciddiye alan bir facia, her açıdan ber-bat. paranormal'sa zaten olmadığı bir şey gibi görünmeye çalışmıyor, insanı koltuğunda hoplatıp gerim gerim geren bir film olma derdinde sadece, tıpkı frozen gibi. çok da başarılı bu açıdan bakıldığında.

  9. SirEvo dedi ki:

    >Eline sağlık, aynen katılıyorum Çavlan.
    Bu arada Twilight ile aynı kefeye koyma durumu yok, ufak bir örnek vermek istedim sadece. =)

  10. Çavlan dedi ki:

    >tabii de, ben bir yerlerde twilight'ı görünce çıldırıyorum artık, nasıl da "iyi" bir film olduğunu zanneden dünya çapındaki fanatiklerinin paranormal'ı pek sevdik diye bize üstten bakanlarla aynı kişiler olma ihtimalinin düşüncesi (!) beni bir hışım üstteki yorumu yapmaya itmiş :d

  11. Bay Kerahet dedi ki:

    >ilk yorum benden olumsuz gelince paranormalsever arkadaşlar linç etmiş gibi oldu ahah.

    vallaha kimseye laf dediğim yok sevin sevdirin. alınıyoruz arkadaşım isim vermeden konuşmayın 🙂

  12. Çavlan dedi ki:

    >bay kerahet- sanırım bana hitaben üstteki yorumun 🙂 ben senin yorumunu okumamıştım bile, evrim'in yazısının içeriğine dairdi bıraktığım yorum. alınıcak hiçbir şey yok 🙂 yoksa isteyen beğenir isteyen beğenmez tabii ki, ona laf söylemek ne haddime, ben sevenleri aşağılayan kesime sinirim sadece.

Yorum Yapın

Arts Blogs