Panzehir (2014) – Türk Mafyası İsteyen?

Türk sinemasına ilginiz olsun veya olmasın mafya temasını barındıran filmler bir şekilde ilgi çekmeyi başarıyor. Bir dönemin Deli Yürek furyası, ki özlerim kendisini, bir dönemin de hala ama hala ısrarla devam eden Polat Alemdar furyası Türk izleyicisinin mafya temasından uzaklaşmamasını sağlamıştır. Peki bu bahsettiğim dizilerden hiç hazetmeyip de mafya temalı Türk yapımı izlemek isteyenler? İşte onlar Panzehir‘le tanışabilir.

Dünyanın en güzel şehirlerinden İstanbul’da geçiyor hikayemiz. Birkaç tane sağlam babamız var. Ama aşırı sağlamlar. Öyle böyle değil. Yeri geldiğinde sadece 5-6 korumaya sahipler, yeri geldiğinde ünleri dünyanın dışına taşıp uzaya falan gitmiş gibi hareket ediyorlar. Bu babaların korktuğu da bir adam var. Öldürmediği kalmamış. İblis olarak tanınan Kadir abimiz. Dövüş sporları ustası, aynı zamanda son yıllarda televizyon ve sinemamızda baş gösteren Emin Boztepe canlandırıyor kendisini. Hikaye bu ya, hatunun birine tutuluyor. Yeter diyor, çıkacağım artık bu işlerden. Yeni bir hayat diyor… Aşk diyor…

Cüneyt Arkın, Murat Arkın, Öykü Gürman, Kaan Urgancıoğlu, Çağdaş Agun, Levent Can, Emir Benderlioğlu, Tolga Akdoğan, Hüseyin Özay gibi isimlerden oluşan kadroda yabancı simalar da var. Hollywood’da birkaç filmde (Live Free or Die Hard mesela) oynayan İtalyan aktör Edoardo Costa, Türkiye’de Kıvanç abiyle Magnum reklamına çıkan Florance Eugene ve ilk sinema deneyimi olan manken Christina Gottschalk filmin neredeyse tamamına yakınında seyirciyle iç içe takılıyor. Ama özellikle Gottschalk’ın ilk sinema deneyimi olmasını ciddi manada hissediyorsunuz. Oyunculuk namına sınıfta kalmış durumda.

Daha önceden Büşra ve Dağ filmlerini yöneten Alper Çağlar‘ın yazıp yönettiği son filmi size amansız bir aksiyon veya muazzam bir senaryo vaad etmiyor ancak yer yer kendini belli eden çekimler ile gözden kaçmaması gereken birkaç yakın dövüş sahnesiyle Türkiye’de çekilen benzerlerinden biraz daha farklı bir konuma koyulabileceğini hatırlatıyor. Tabii ki bunlara ek olarak Cüneyt Arkın gibi bir ustayı o yaşına rağmen tekrardan izlemek de güzel bir artı olabilir. Ayrıca Florance Eugene de güzelliğinin yanına oyunculuk da katıp yabana atılmayacak bir performans sunuyor.

Sağda solda okuduğum yorumlardan sonra mı yoksa iMDb puanının aşırı yüksekliğinden mi bende bir beklenti oluştu bilemiyorum ancak herhalde o kadar çok film izledikten sonra insan biraz orijinallik arıyor. Özellikle farklı sitelerdeki yorumlar beni epey bir şaşırttı. Bazı kimseler filmin devrim olduğunu söylerken, bazıları da sınıfta kaldığının altını çiziyor. Bence her ikisi de değil. Öncelikle o araba patlama sahnesini koyduğunuz anda filmin devrimliği yokoluyor. İnanılmaz bir hata yapmış yönetmen. Göstermese çok daha güzel bir iz bırakabilirdi. Ayrıca filmin müziklerinin orijinal olmaması, bazı yerlerde Batman’i andıran sesler duymak (bazı yerlerde değil Kadir abinin her coştuğu sahnede Bruce Wayne aklıma geldi) bazı sahnelerde de çok bilindik parçaların kullanılması özellikle benim için büyük bir yanlış. Bir filmin müzikleri, onun can damarıdır. Ne kadar iyi kullanırsanız seyirciyi de o kadar etkilemeyi başarırsınız ancak orijinalliği olmayan parçalar beni ciddi manada huzursuz etti.

Bunlar dışında, özellikle çatışma sahnelerinin Kurtlar Vadisi kıvamında olması (ki bir tanesinde de Polat Alemdar ile dalga geçiyorlar ironik bir şekilde) aksiyon için gelen seyircinin dudak büzmesine sebep oluyor. Koca koca adamları koruyan tek bir ağaç mı dersiniz yoksa ateş ederken siper almayı bilmeyen mafya korumaları mı dersiniz ben karışmam ama eğer çekimlere bu kadar önem veriyorsanız şu sahnelerin de üzerinden birkaç defa geçmeyi bilmelisiniz. Çekimler diyorum çünkü Amerikanvari olup her yabancı dizide görmeye alışsak da şu tepeden çekim sahneleri ciddi manada kaliteliydi. Ayrıca sırf onlar değil flashback sahnelere de bayıldım diyebilirim. Bunların yanında yakın dövüş ve adam öldürme sahnelerini de güzel bir farkındalık yaratarak çekip seyircinin en azından bu açıdan doymasını sağlamışlar diyebilirim.

Panzehir üzerine biraz daha yazabiliriz. Ama bunun yerine sinemada da izleyebiliriz. Aksiyon ve senaryo olarak doyurmayıp, oyunculuk bazında da benim gözümde herhangi bir artısı olmayan filmin yaratmaya çalıştığı hava belki görülebilir. Özellikle kısa bir zaman dilimine yayılan hikayelerin altından kalkması zordur. Flashbackler dışında gündüz çekimi yok gibi bir şey. Burada da ışık yönetimi ve çekimlerin kalitesi ortaya çıkıyor. Bunları düşününce sinemada izlenmeyi hakedebilecek bir film havası da yaratmayı başarıyor. Özellikle türe ilginiz varsa ve beklentinizi düşürüp izlerseniz keyif alabilme ihtimaliniz de var.


3 Comments

  1. Gökhan diyor ki:

    İzlesem mi izlemesem mi tereddütte kaldım…

  2. anil diyor ki:

    Başrolde sanırım jason statham, jet li falan olsa bu eleştirilerin hiçbiri yapılmazdı. aksiyon filminde çok mantık aramayın size tavsiyem

    • SirEvo diyor ki:

      Onlar olsaydı izlemezdik zaten. Son birkaç senedir iki oyuncunun da hiçbir filmini izlemedim.

      Ayrıyetten bırakalım da herkes istediğini arasın izlediği filmde.

Yorum Yapın

Arts Blogs