Oyunbozan Ralph – Wreck-It Ralph (2012)

< style="text-align: justify;">24 Şubat Pazar’ı, 25 Şubat Pazartesi’ye bağlayacak geceyi seçtiler bu yıl, gözlerimizden uyku akmasına karşın kendimize işkence yapa yapa sabahlara kadar oturmamız için. İşin en garip yanı, sanki bundan zevk alıyormuş gibi saatlerce sürdüreceğiz bir kez daha bu geleneği. Peki madem bu kadar zahmete giriyoruz, giriyorsunuz, bu sene En İyi Animasyon heykelciğini almasına kesin gözüyle baktığım Wreck-It Ralph için de bir şey yazayım da, bu güzel seyirlikle tanışmadan oturmayın televizyonun karşısına.

Pixar’ın son yıllardaki hakimiyeti ortada. 2002 yılından beri kadroya dahil edilen En İyi Animasyon kategorisinde ezici bir üstünlüğü var Pixar’ın. Aday olduğu yıllarda sadece 2 kez kaybetmiş şimdiye dek. Monsters Inc ile Shrek‘e, Cars ile de Happy Feet‘e. Bana kalsa o iki film de kesin almalıymış ama, öyle uygun görmüşler demek ki. Peki Pixar son yıllarda bu kadar etkiliyken, bu yılki Oscar törenine de Brave ile hazırlanıyorken Wreck-It Ralph nereden çıktı diyeceksiniz? Disney‘in bu yılki piyangosu adeta.

Yıllardır The Simpsons, Futurama gibi animasyonlarda yönetmenlik yapan Rich Moore, bakmış olacak gibi değil bir tane de ben film çekeyim diyerek balıklama atlamış sektörün içine. İlk uzun metrajlı filmi olarak kayıtlara geçen Oyunbozan Ralph‘ı gördükten sonra “bunca zamandır neredeydin yahu” dememizi sağladı. Tabii bu kadar ön plana çıkmasındaki en büyük şansı da, geçtiğimiz yıllarda Wall-E, Up gibi filmlerle rakipsiz görülen Pixar’ın Brave gibi bir fiyaskoyla çıkıp gelmesiydi. Cidden, neydi o öyle?

Brave’in dandikliğini konuşmaktansa, Moore’un yanına aldığı 4-5 kişiyle yarattığı bu keyifli eseri konuşmak daha mantıklı bence. Atari salonlarından çıkmayanlar için daha bir önem taşıyan Wreck-It Ralph, arcade oyun karakterlerinin dünyasına yaratıcı bir adım atıp bizlere belki de özlediğimiz zamanları kıyısından da olsa yaşatmayı bildi. Teknolojinin alıp gittiği, tek bir tuşla her oyunu her insanı karşımızda gördüğümüz günümüzde, çoktan unutulup giden atari salonlarının, çoktan değeri yiten bu tozlu mekanların havasını az biraz da olsa tattırarak hem ufak bir gezintiye çıkartıyor hem de olmazsa olmaz mesajlarıyla ufaktan güzel dersler veriyor.

John C. Reilly, Sarah Silverman, Jack McBrayer, Jane Lynch, Ed O’Neill, Alan Tudyk gibi isimlerin seslendirdiği karakterler, aslında geçmiş yıllardan pek de aşina olmadığımız atari oyunlarından fırlamış gibi duruyorlar. Bir Mario, bir Sonic, bir Tekken yaşamak istiyor insan ama yine de şimdiye kadar kullanılmayan bir hikaye kolunu kullanmasıyla, özlediğimiz mekanları hatılatmasıyla ve farklılığıyla baştan sona keyif alarak izledim diyebilirim. Hotel Transylvania, Brave ve ParaNorman gibi 0-6 yaş grubuna hitap eden esprilerin tavan yaptığı, güzelim konuların saçma sapan şekilde harcandığı animasyonları gördükten sonra özellikle, Oyunbozan Ralph’dan aldığınız keyif bir kat daha artıyor. Elimizde bir Wall-E, bir Up, bir Monsters Inc yok belki ama eğer elimizdekinin kıymetini bilirsek alacağımız haz, eğlenerek geçireceğimiz vakit daha artacaktır diye tahmin ediyorum.

Oyunbozan Ralph bana göre 2012’nin en iyi animasyonlarından biri, hatta 2012’nin En İyi Filmleri listesine de girmeyi hakediyor. Bütün animasyonları izlemiş biri olarak söylemiyorum bunu. Elbette izlemediğim animasyonlar mevcut ama izlediklerim üzerinden konuşursam kesinlikle farkını hissettiriyor. Ana tema olarak anlattığı, anlatmaya çalıştığı konu, vermek istediği mesaj çok özgün durmasa da, bunu anlatış biçimi, ekrana yansıtmaya çalışma tarzı ve bünyede bıraktığı his kesinlikle belirli bir seviyenin üstünde. Son yılların en farklı işi, en önemli yapıtı olmaya aday demiyorum, ama izlenmeyi kesinlikle hakediyor. Hatta tavsiye bile ediyor, Oscar törenini izlemeden önce gözatmanızda yarar olduğunu düşünüyorum. 8,5/10


6 Comments

  1. mit diyor ki:

    Bu filme gitmeyi çok istiyorum ama bir türlü fırsat olamadı. Yazını okuduktan sonra da isteğim ikiye katlandı resmen 🙂 Eline sağlık…

    • SirEvo diyor ki:

      Sinemada izleme fırsatı bulursan kaçırma abi. Keyifli seyirler. 🙂

  2. Aykut Duman diyor ki:

    Dediklerine tamamen katılıyorum bu senenin Brave faciası diyemesem bile hayal kırıklığından sonra çok iyi geldi. Keşke 8bit olayını daha fazla tutup bilinen karakterleri daha fazla gösterselerdi 😀 Sanırım lisans sorunu yüzünden üzerine fazla düşemediler. İnanılmaz eğlendim izlerken. Türkçe’ye çevirecek kişiye ise şimdiden geçmiş olsun diyorum, çünkü; çok fazla kelime oyunu içeriyor 🙂

    Turbo Time ^_^

    • SirEvo diyor ki:

      Evet, ben de lisansla ilgili bir şey diye düşündüm efsanevi karakterlerin yer almaması için. Ama bilemiyorum tabii, başka detaylar da olabilir.

      Türkçe altyazı konusu maalesef sıkıntılı. Çevrilmedi sanırım hala ama çevirecek arkadaşın işi epey zor. Bir animasyonda bu kadar çok kelime oyununa rastlamamıştım ben. Hatta komedi filmlerinde bile bu kadar yanar-dönerli konuşmuyorlar. Senaristler şov yapmış resmen. Umarım hakkıyla çeviren bir arkadaş çıkar.

  3. MedievalGeek diyor ki:

    Film 3D’yi kullanabilmiş mi, 3Dsiz de olur muymuş?

    • SirEvo diyor ki:

      3D konusunda benim bilgim yok maalesef, sinemada izlemedim çünkü. 🙂

Yorum Yapın

Arts Blogs