Oscar Ödülleri Üzerine [2013]

< style="text-align: justify;">Son yıllarda iyice içinden çıkılmaz bir hal alan, saçma sapan filmlerin saçma sapan ödüller kazandığı, Akademi’nin her yıl “hadi bu yıl da böyle bir rezalet çıkartalım” dediği meşhur gecenin 2013’deki ayağı efsanevi bir şekilde bitti. Seth abinin sunduğu, bol bol da müzik dinlediğimiz gece 3,5 saatlik yayınını çok çok iyi dolduramadı belki ama MacFarlane’in güzel esprileri sık sık güldürmeyi başardı. Hele Ted animasyon olarak sahneye çıkınca koparttı. Sırf onu görmek bile teknolojinin ne denli ileri boyutlara gittiğini gösteriyor aslında. Adamlar canlı yayında, milyarların izlediği yayında animasyon yönettiler.

Ben tahminleri yaparken, farklı kafa yapısında olan Akademi üyelerinin kendilerince seçimler yapacağını düşünüyordum ama öyle güzel filmler aldı, öyle hakeden filmler aldı ki ödülleri, her ödül açıklandığında şaştım kaldım. Tamam, Argo’nun Film ve Kurgu’yu alacağını biliyorduk ama Uyarlama Senaryo’yu Lincoln’e verirler diye tahmin ediyordum. Onu da Argo’ya vermeleri hem şaşırttı hem de sevindirdi. Onun yanında Orijinal Senaryo için hiç sevmedikleri Tarantino’yu görmezden gelmemeleri bana kalırsa gecenin en güzeli. Tarantino bu yıl gerçekten haketmişti, defalarca yazdım burada. Django gerçekten senaryonun ekstrem iyi olduğu bir işti. Filmi izlediğim günden bu yana aralıksız dinlediğim şarkılarının da aday olup kazanmasını isterdim ama and the oscar goes to Tarantino dediklerinde tüylerim diken diken oldu. Onunla beraber, yine ilk açıklayıp oturtturdukları Waltz da, bana göre Hollywood’un en başka aktörü şu an. Çok çok farklı bir konumda ve onun oynayacağı rolleri Tarantino yazarsa her sene 3-5 ödül birden alır, çok net. Çok uzatmadan kazanan filmlere geçeyim istiyorum ama onlar için de uzun uzun yazmak istemiyorum, birkaç satırla kazanan ve kaybedenler üzerine konuşalım bakalım… Parantez içi = ödül sayısı. + Tam liste en aşağıda.

En İyi Film: Argo (3)
Altın Küre, Bafta, DGA, PGA, CGA, SGA, ĞGA derken bütün Film ödüllerini Argo‘ya verdiklerinde emindik kazanacağından. Akademi bir yamuk yapar mı diyorduk, yapmadılar. Ben filmi sinemada izledim ve eve geldiğim gibi bir şeyler yazdım. Anlattığı hikaye çok çarpıcıydı bana kalırsa. Yaptığı/yaptığını söyledikleri propaganda için yorum yapmaya da gerek yok. Bana propaganda yapmayan bir tane Hollywood filmi gösterin lütfen. Ki Argo’da epey özeleştiri de mevcuttu. Ben Affleck’in yönetmen dalında da Oscar alması gerekiyordu hatta ama aday göstermeyerek geceye eğlence katmak istediler sanırım. Kazanmalı mıydı? Django ve Life of Pi varken Argo almalı mıydı? Hayır. Ama bunun bir Hollywood filmi, ödülü verenin de Amerika olduğunu düşünürsek denklemi kurmakta zorlanmayız. Herkesten Argo’ya önyargı beslemeden yaklaşmasını isteyemem ama The Hurt Locker muamelesi yapmak da pek akıllıca bir yaklaşım değil. En azından izlediğimiz film onu gösteriyor. Gerçi kimin ne düşündüğü de pek önem arz etmiyor benim veya Akademi açısından. Onlar çalıp oynuyor her sene, biz de izliyoruz işte.

En İyi Yönetmen: Ang Lee ~ Life of Pi (4)
Lincoln’ü dün gece izledim ve izleyene kadar Lincoln alır diyordum. İzledikten sonra, filmin ne kadar boş olduğunu gördüm. Tamam güzel film, tıpkı Zero Dark Thirty gibi izlemelik film, ama o kadar. 12 adaylık vermek tamamen, “biz böyle bir film yaptık, bakın bu bizim başkanımız, 12 tane adaylık veriyoruz ki meraktan çatlayıp bu filmi izleyin” demektir. Zerre açıklması yok başka. Kazanmalı dediğim Ang Lee’nin ödülü aldığını görmek ise paha biçilemez. Gecenin en sevindiğim ödüllerinden biri oldu belki de. Pi’nin Yaşamı, arşive atılacak, tamamen yönetmen başarısı olan bir yapımdı. Sonuna kadar haketmişti. Sevişgen kovboylardan sonra 2. kez Oscar’ı kucaklayan Ang Lee’yi daha fazla görmek istiyoruz.

En İyi Erkek Oyuncu: Daniel Day-Lewis ~ Lincoln (2)
Yine Lincoln’ü izlemeden önce almasına kesin gözüyle baktığım bir kategori. Ki yerli, yabancı bütün kamuoyu da aynı fikirdeydi. Rakipsizdi Day-Lewis amca. Ama filmi gördükten sonra (tören başlamadan 2 saat önce bitirmiştim izlemeyi) bu performansın ödül alacağını düşünemedim. Sindiremedim. Sırf Flight’taki Denzel bile kat kat iyi o performanstan. Day-Lewis’i de, oyunculuğunu da severim ama kimse kusura bakmasın ödülü alan kendisi değildir benim gözümde, Abraham Lincoln’e verdiler o heykelciği. Karakterin tarihi önemi çok çok önüne geçmiş adayların. Ama Daniel amcaya lafım yok, o da çok önemli bir yetenek. 3. Oscarını güle güle kullanması dileğiyle.

En İyi Kadın Oyuncu: Jennifer Lawrence ~ Silver Linings Playbook (1)
Almasına kesin gözüyle bakılan bir diğer dal daha. Tamam, Lawrence ay yüzlü. Tamam, Lawrence bebek gibi. Tamam, Lawrence’ı al, yeme de yanına yat. Ama 85 yaşındaki Riva veya 9 yaşındaki Wallis alsa içime sinecekti. Lawrence’ın alması hiç içime sinmedi. AMA! Ama, 8 adaylık birden alıp milletin acaba SLP rüzgarı eser mi, acaba bu güzel, bu güzide filmimize bütün oscarları verirler mi demelerinin ardından sadece 1 tanecik Oscarla ayrılması, onun da en beklenen kategoride olması gecenin en güzel detayıydı belki de. Umut Işığım kesinlikle abartıldığı kadar iyi bir film değil. Oyunculuklara kesinlikle lafım yok, ama hadi be! Uçmayın! Abartmayın! Lütfen!… Toparlarsak, kariyerinin başında, 2. adaylığında ilk ödülünü aldı Lawrence. Uzunca, ve bol ödüllü bir hayat onu bekliyor. Çok iyi bir oyuncu. Çok iyi filmlerde oynamasını ümit ediyorum. Güzelliğini sık sık bünyede hissederiz umarım.

En İyi Orijinal Senaryo: TARANTINO ~ Django Unchained (2)
Tüyler diken. Konuşmasını “Peace out” diyerek bitiren ve sahneden kaçan Tarantino’nun adını söylediler, ben yok artık oldum. Hani bu kadar da değmiş olamaz izlediğime. Bu kadar da ileri gidemezler, bu kadar da haketmiş birine vermiş olamazlar. Django, çoğu açıdan senenin en önemli filmi. Bana kalırsa Film ve Yönetmen’i de elini kolunu sallaya sallaya alır. Ama onu sevmeyen 62 yaş ortalamalı Akademi üyeleri sadece 5 dalda aday gösterdiler Zincirsiz’i. Ben yine görmezden gelecekler, sallamayacaklar, umurlarında bile olmayacak diyordum ama göbekli Tarantino, yeteneğini Django‘yla konuşturan Tarantino Pulp Fiction’dan sonra 2. kez aynı kategoride aldı bu ödülü. Soysuz Piçler’le de hakediyordu ama olsun, geç olsun güç olmasın diyoruz. Emeklilik falan diyordu, Akademi’nin gözünün açıldığını görmüş olsun da, Yönetmen oscarı için sağlam bir film daha yapsın diye bekliyoruz artık.

En İyi Uyarlama Senaryo: Chris Terrio ~ Argo
Lincoln’le kapışıp kaybeder diye düşünüyordum ama Kurgu ve Film’i emanet ettiğim bir yapım için Senaryo’yu en başa yazmamak biraz gerçek dışı olmuş. Onları alacağını düşünüyorsam, bunu da kazanacağını bilmeliydim. Argo’nun gecede aldığı 3 heykelcikten biri. Aslında Life of Pi’ye bununla beraber Film’i de verseler nasıl fantastik bir gece olacağını siz hesaplayın ama yürekler yetmez tabii ona. Chris Terrio‘yu da tebrik etmek lazım. İlk ciddi projesinde cebe indirmiş oscarı. Ben Affleck effect olmuş biraz ama olsun, tebrik ediyoruz.

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Christoph Waltz ~ Django Unchained
Tommy Lee Jones ve De Niro isimleri dönüp duruyordu. Bloga gelen yorumlardan biri de o yöndeydi hatta. Ama ben ne izlediğimi biliyorum, ama ben Waltz’u biliyorum. Waltz, katıksız şu an Hollywood’un elindeki en iyi aktörlerden biri. Tarantino’nun sadece film çekmek olmayan yeteneğinin bir göstergesi hatta. Inglorious Basterds ile dünyaya tanıttığı adamı yine yanına alıp, müthiş bir de karakter yazıp Dr. King Schultz‘u teslim etti Waltz’un ellerine. O da hünerlerini öyle bir gösterdi ki, belki de Zincirsiz’i defalarca daha izlemek istiyorsak şu an, tamamen Waltz yüzündendir. Kim ne derse desin %100 ile baktığım birkaç kategoriden biriydi ve %1 bile şaşırmadım almasına. Tarantino’nun yazdığı Waltz‘u izlemek büyük bir şans, büyük bir keyif.

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Anne Hathaway ~ Les Miserables (3)
Tüm dünyanın %100 ile baktığı, Hathaway’in 2. adaylığında tabir-i caizse söke söke aldığı performansını izlemediğim için üzüldüm dün gece. Sefiller tek izlemediğim filmdi ve oyunculuk bakımından da kallavi performanslar olduğunu okuduk durduk. Bizim de suçumuz yok gerçi, 1 Mart’ta vizyona sokan dağıtım firmalarının saçmalaması oldu bu yıl. Elinizde 8 Oscar adaylı bir film var, Oscar töreni 24 Şubat’ta, ama siz kalkıp bu filmi Mart ayında sokuyorsunuz vizyona. Zurnanın zırt dediği, bizim de Welcome to Turkey dediğimiz ve kendisine sık sık rastladığımız durumlardan. O yüzden kendi imkanlarımızla izlemeyi becermeliydik. Olmadı, yapmadık. Ama Hathaway için sevindim. Dark Knight Rises‘da bile şahane oynamıştı hatun. Filmin en göze batan oyunculuğuydu hatta. Ben de sırf okuduğum genel yorumlardan ve şimdiye kadar o performansıyla aldığı ödülleri dikkate alarak %100 Kazanır demiştim, öyle de oldu.

En İyi Görüntü Yönetimi: Life of Pi
En İyi Görsel Efekt: Life of Pi
Baba ödüller dışında ekstra bir yorum yapmak istemesem de, Life of Pi’nin aldığı bu 2 ödül çok değerli. Geceyi 4 heykelcikle tamamlayan yapımda oyunculuk olarak da bir şeyler görebilseydik demek, resmen törene damga vuracaktı. Ama bu haliyle bile benim için sıkıntı yok. O içimize işleyen sahneler, o muhteşem görsellik, o renklerin doyumsuz tadı, o sizi alıp götüren doğa Life of Pi’nin en güzel yaptığı şeylerdi. Tereddütsüz buna basmışlardır diye tahmin ediyorum. Peter Jackson, LOTR üçlemesiyle Görsel Efekt dalında 3 ödül almıştı belki ama (tabii ki bizzat kendisi almadı) Hobbit ile ilk senede patladı maalesef. Yeni bir şey olmadığını defalarca yazdım, o yüzden şaşırmadım da. Life of Pi bu 2 kategorinin olmazsa olmaz galibiydi. Çok da güzel oldu.

En İyi Kurgu: William Goldenberg ~ Argo
Gidip geldiğim, kim alsa şaşırmayacağım bir daldı. Ama Argo’nun aldığını söyledikleri anda Film’in de ona gideceğini kesinleştirdiler. Bana bıraksalar, hepsini siler Cloud Atlas’ı yazardım oraya. Makyaj ve bu dalda aday olmayı en çok hakeden filmdi belki. Neden es geçtiler hala çözebilmiş değilim. Özellikle Kurgusuna hayran kaldığım nice yapımlardan biridir. O aday olmayınca, “kim alırsa alsın ulen” diye düşünmüştüm zaten. Argo’nun almasına da zerre üzülmedim.

En İyi Animasyon: Brave ~ Mark Andrews ve Brenda Chapman
Bu ödülü Pixar mı yoksa Brave mi kazandı emin değilim. Bugüne kadar Pixar aday gösterildiyse büyük ölçüde kazanıyor. Sadece Monsters, Inc. ile Shrek’e, Cars ile de Happy Feet’e kaybetmiş. Ki onları da nasıl kaybettiğini beynim almıyor. Pixar’ın animasyondaki başarısını, kalitesini, güzelliğini, farklılığını benden iyi bilen yoktur. Benden iyi onları destekleyen yoktur hatta abartırsam. Ama Brave ciddi manada fiyaskoydu. Zerre haketmiyordu bu ödülü. İrlanda aksanı dışında filmin bir esprisi de yok hatta. Kendisi şaka gibi. Wreck-it Ralph gibi güzeller güzeli bir animasyonu görmezden gelmek yakışmadı Akademi’ye. Ama diyorum ya, öyle inanılmaz kararlara imza attılar ki gece boyunca, öyle sevindirdiler ki, Oyunbozan Ralph’in yasını tutmaya vakit olmadı.

En İyi Belgesel: Searching for Sugar Man
2012’de üç tane belgesel izledim, iki tanesi adaylardan. Searching for Sugar Man, benim alıp da arşivimin baş köşesine atacağım bir belgesel ama. The Cove ve Exit Through the Gift Shop‘tan sonra beni benden alan nadir belgesellerden. Özellikle müzikleriyle ön planda olsa da, anlattığı hikaye ve bu hikayeyi aktarış şekli, bağlayış şekli çok farklı duygular yaşattı. Tüylerim diken diken oldu, gözümden yaşlar geldi o malum sahnede. Ben alacağından emindim, ama vermezlerse de umrumda değildi açıkçası. Kazanmasına ise çok sevindim. Çok haketti çok.

En İyi Yabancı Film: Amour (Avusturya) ~ Haneke
İtiraf edeyim, Haneke’nin izlediğim ikinci filmi The White Ribbon’dan sonra. O yüzden hiçbir beklentim, hiçbir ekstra görüşüm, hiçbir ekstra sevdam yoktu Amour‘u izlemeden önce. Ama benim istediğim, son zamanlarda yöneldiğim ve uzun yıllar izlesem sıkılmayacağım tarzda, özgünlükse özgünlük, oyunculuksa oyunculuk barındıran enfes bir yabancı film adayı. Zaten 5 dalda birden aday gösterip diğer aday filmlerin yönetmenlerine “siz boşuna törene gelmeyin biz filmi çoktan seçtik” dediler. Öyle de oldu, ödül açıklandığında ne şaşıran ne üzülen oldu. Haneke geldi, aldı ve gitti.

Kalan kategoriler için ekstradan yorum yapmaya gerek duymuyorum. Ama Müzik veya Şarkı dalında Django bir ödülü kesinlikle hakediyordu. Hadi Şarkı’yı Adele ablayı çıkartıp canlı söylettin, ona vereceğini biliyoruz da, Müzik Django’ya gelebilirdi. Gerçi Life of Pi alınca onu da görmezden gelmiş olalım, onu da unutalım. Adele mi? Muazzamdı.

Umut Işığım’ın 8 dalda aday gösterilmesi saçmalıkken almasına kesin gözüyle bakılan 1 tanecik dalda şeref vermek çok güzel oldu. Gecenin en olumlu işlerinden biriydi belki. Ben ufaktan tırsmıyor değildim ödüle boğacaklar, SLP rüzgarı esecek diye. Akademi yine saçmalayacak diye. Ayrıca Lincoln’ün de 12 adaylığının ne kadar fos, ne kadar boş olduğunu gördük. O kadar adaylığı zaten haketmiyordu da, 2 ödül bile çok onlara. Propaganda dedikleri şeyin direk karşılığıdır “o filme 12 adaylık birden vermek”. Bakın “filmi çekmek” demiyorum, çekecekler tabii, 3-5 senelik tarihlerini çekecekler tabii, ama 12 adaylık vermek çok abes propaganda olmuş. Spielberg amca daha orijinal mevzularla gelsin karşımıza.

Sonuç olarak bir Oscar töreni daha geri kaldı. Yıllar sonra ilk defa sabahladığıma değen, sonuçlarından memnun kaldığım ve en önemlisi “yok abi ben seneye izlemem bunları” demediğim bir atraksiyonu geride bıraktık. Mart ayına giriş yaptık. Sene sonuna kadar bol bol non-Hollywood filmler izleyelim, Oscar havasından bir an önce çıkalım ve özgünlükleriyle bizi yerden yere vuran Kuzey Avrupa ve Uzakdoğu sineması başta olmak üzere yabancı dildeki enfes filmlerle tanışmaktan çekinmeyelim. Tabii arada Celal ile Ceren’in 2,7 milyon kişi tarafından izlendiği güzel ülkemin filmlerine de bakalım, Tosun Paşa’yı remake yapıyor diye aşağılanan Cem Yılmaz’ın yeni projelerini merakla bekleyelim… Tam liste;

En İyi Film: Argo
En İyi Yönetmen: Ang Lee ~ Life of Pi
En İyi Erkek Oyuncu: Daniel Day-Lewis ~ Lincoln
En İyi Kadın Oyuncu: Jennifer Lawrence ~ Silver Linings Playbook
En İyi Orijinal Senaryo: TARANTINO ~ Django Unchained
En İyi Uyarlama Senaryo: Chris Terrio ~ Argo
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Christoph Waltz ~ Django Unchained
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Anne Hathaway ~ Les Miserables
En İyi Yabancı Film: Amour (Avusturya) ~ Haneke
En İyi Animasyon: Brave ~ Mark Andrews ve Brenda Chapman
En İyi Görüntü Yönetimi: Life of Pi ~ Claudio Miranda
En İyi Kurgu: Argo ~ William Goldenberg
En İyi Görsel Efekt: Life of Pi
En İyi Belgesel: Searching for Sugar Man
En İyi Müzik: Life of Pi ~ Mychael Danna ve Bombay Jayashri
En İyi Şarkı: Skyfall ~ Adele Adkins ve Paul Epworth
En İyi Ses Kurgusu: Zero Dark Thirty ve Skyfall
En İyi Ses Miksajı: Les Miserables
En İyi Prodüksiyon Tasarımı: Lincoln ~ Rick Carter, Jim Erickson ve Peter T. Frank
En İyi Makyaj: Les Miserables ~ Lisa Westcott ve Julie Dartnell
En İyi Kostüm: Anna Karenina ~ Jacqueline Durran
En İyi Kısa Film: Curfew ~ Shawn Christensen
En İyi Kısa Animasyon: Paperman ~ John Kahrs
En İyi Kısa Belgesel: Inocente ~ Sean Fine ve Andrea Nix Fine


5 Comments

  1. detays diyor ki:

    Life of Pi varken Argo’nun alması utanç verici bence.
    2.Hurt Locker faciası. O zamanda District 9’un hakkı gasp edilmişti.
    Oscar’ın benim gözümde meşruluğu iyicene bitti.
    Mağdur Amerika, kahraman Amerika temalı bir film çekip oscar alamasan bile oscar adaylığın garanti olur. 🙂
    Diğer sevindirici kısım Tarantinonun bu sefer elinin boş dönmemesi.
    İyi bir teselli oldu bu.

    • SirEvo diyor ki:

      Argo’yu izlemesem sana katılacağım da, maalesef katılmıyorum.
      Argo her açıdan ödülü hakeden bir film. Life of Pi’nin almasını isterdim ama öyle bir hikaye ve filmden sonra işi zordu.
      Zaten bütün meslek birlikleri de Argo’ya vermişti, hatta BAFTA bile.
      Hele ki diğer oscar ödüllerini düşündüğümde, Akademi yavaş yavaş kendine geliyor herhalde dedim içimden.
      Önümüzdeki yıllarda daha bir umutluyum. 🙂

  2. aysegul diyor ki:

    Gecenin süprizi kesinlikle Ang Lee ! ben dahil büyük bir çoğunluk ters köşe oldu sanki, umarım bu oscar ona daha harika filmler çekmesi için ayrı bir motivasyon olur 🙂 ayrıca kuzey avrupa filmleri konusundaki temennine katılıyorum, çoğalmalılar !

    • SirEvo diyor ki:

      Ang Lee’nin 4 Oscarlı bir filmi daha var.
      Ayrıyetten yine kendisinin Oscar kazandığı Brokeback Mountain var. 🙂

  3. detays diyor ki:

    Bir diğer durum ise sizinde dediğiniz gibi benim mantığım Argo’nun “En İyi Kurgu” ödülünü almasını da aklım almıyor.
    Cidden şaka gibi. Sırf verilmek için verilmiş gibi duruyor.
    Cloud Atlas varken Argo’nun alması tam anlamı ile rezalet bence.
    Hoş komik olan zaten Cloud Atlas aday bile gösterilmemişti. 😀

Yorum Yapın

Arts Blogs