Oscar Adaylarına Kısa Kısa

Her yıl olduğu gibi yine sabahlayacağımız Oscar töreni için beklenen gün gelip çatmak üzere. 26 Şubat Pazar’ı 27 Şubat Pazartesi’ye bağlayan gece dağıtılacak 84. Oscarlar için ben de ufak tefek bir şeyler karalayayım istedim. Adaylar ve yorumlarım aşağıda. Ödül töreni gece 01:00’de kırmızı halıyla başlayacak. Heykelcikleri ise 03:30’dan itibaren dağıtmaya başlayacaklar. İster CNBC-E‘den orijinal dilinde, ister NTV‘den simultane çeviriyle izleyebilirsiniz.

Askerlik dolayısıyla epey geç başladığım Oscar filmleri serüvenini nihayet sonlandırdım. En İyi Film adaylarından Extremely Loud and Incredibly Close hariç hepsini izleme girişiminde bulundum. The Tree of Life dışında da hepsini izledim. Terrence Malick gerçekten farklı bir şeyler yapmaya çalışmış ama beni aştığını düşündüğümden kısa bir süre dayanıp kapadım Hayat Ağacı‘nı. Belki başka bir zaman izlemek umuduyla tabii…
İzlediğim filmler arasında The Artist dahil hiçbir film beni öyle aman aman etkiledi diyemem. Fikir, oyunculuklar ve ortaya çıkan işe kesinlikle lafım yok. Bambaşka bir şey olmuş. İnsan izledikçe izleyesi geliyor ama ne bileyim, hani o kadar çok övüldü ki sanırım daha farklı bir şeyler bekliyordum.
Yine de tüm adayları düşündüğümde The Artist bir adım önde her açıdan. Özellikle oyunculukları da hesaba kattığımızda (ki adaylıklara gelince bahsedeceğim ondan) bol bol heykelcik alacak gibi.

EN İYİ FİLM
The Artist 8,7
The Descendants 7,2
Extremely Loud and Incredibly Close ?
The Help 8,5
Hugo 8
Midnight in Paris 9
Moneyball 7
The Tree of Life ?
War Horse 8,5

Her filmi izledikten sonra verdiğim puanı yanlarına yazdım. Ortaya Midnight in Paris‘in en fazla puanı aldığı sonucu çıkıyor. Yazısında da belirttim, gerçekten farklı bir tad bıraktı bende. Birkaç kere daha izleyeceğim nadir 2011 filmlerinden olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim ama En İyi Film Oscarı’nı alır mı derseniz kamuoyunda yaratılan beklentiler sonrası düşünmüyorum. The Artist mutlak favori.
The Descendants ve Moneyball benim açımdan üzerlerinde öyle aman aman durulacak filmler değiller. Mutlaka çok seveni çıkacaktır ikisinin de, özellikle Moneyball gerçek bir hikayeye dayanmasıyla ve de amerikalıların ayılıp bayıldığı beyzbol üzerine kurgulanmasıyla çekici geliyor olabilir ama beyzboluydu, istastikleriydi derken beni pek cezbetmedi açıkçası. The Descendants ise keyifli ama o kadar. Clooney yine adaylıkta öteye geçemeyecek bir performans sergilemiş.
Scorsese gerçekten güzel bir işe imza atmış. Hugo, üzerine epey emek harcanmış, ciddi bir projenin ürünü olduğunu kanıtlıyor kanıtlamasına ama bu kadar emeği bu hikayeye harcamak biraz yanlış olmuş gibi. Tamam belki endüstri açısından çok önemli bir insanın hayat hikayesine ışık tutuyor ama tuttuğu ışık bence yeterli olmamış. O kadar harcanan emekle bambaşka bir iş, bambaşka bir hikaye olsaydı, şu an ve uzun yıllar adından konuşulacak bir yapım çıkabilirdi ortaya. Yine de aday olduğu tüm dalları haketmiş diyebilirim. Kostümüydü, müzikleriydi, efektleriydi, kurgusuydu her şeyiyle Oscar için biçilmiş kaftan. Adaylıkları haketmiş ama alacak mı, işte orası muallakta…
War Horse da etkileyici hikayesiyle göz kırpıyor. Özellikle başroldeki atın oyunculuğuna diyecek yok. Ama yine eksik kalan, etkileyiciliği tavan yapmaya iten birkaç parça eksik gibi geldi bana.
The Help ise tam kıvamında olmuş. Vermek istediğini her şeyiyle veriyor. Oyunculuklar inanılmaz. Bütün filmi gözler yaşlı seyrediyor insan. Yapılanlar şahane aktarılmış. 2011’in “izlediğim” nadir iyi filmlerinden.

Sonuç olarak 9 tane aday arasından The Artist fikriyle ve oyunculuklarıyla götürecek gibi duruyor. Oscar voters dediğimiz üyelerin de 60 yaş üstü olduğunu düşünürsek mutlak favorinin de ilerisinde. En İyi Film dahil çoğu dalı silip süpürecek hissi uyandırıyor bende. Bunun için müneccim olmaya da gerek yok zaten. Bugüne kadar aldığı 69 ödül ve Bafta’daki başarısı fikir vermesi açısından gayet yeterli ama Altın Küre’de sadece 3 ödül aldığını da unutmamak gerek.

EN İYİ YÖNETMEN
Michel Hazanavicius, The Artist
Alexander Payne, The Descendants
Martin Scorsese, Hugo
Woody Allen, Midnight in Paris
Terrence Malick, The Tree of Life

Kamera kullanımı, farklı bir şeyler deneme çabası olarak  Terrence Malick’e vermek isteyebilirler belki ama Hugo ve The Artist benim favorilerim gibi duruyor. Hugo ufak bir adımla önde.

EN İYİ ERKEK OYUNCU
Demian Bichir, A Better Life
George Clooney, The Descendants
Jean Dujardin, The Artist
Gary Oldman, Tinker Tailor Soldier Spy
Brad Pitt, Moneyball

Hani derler ya “100km’den belli onun sonucu” diye, aynen o tarz bir kategori. The Artist’teki muazzam ötesi oyunculuğuyla Jean Dujardin açık ara favori. Ders vermiş adeta. Mutlaka o kazanmalı. A Better Life ve Tinker Tailor Soldier Spy‘ı da seyrettiğimi belirteyim. Hani karşısında The Artist gibi bir yapım olmasa Gary Oldman diyebilirdim ama Dujardin mutlaka alır. Hele Clooney‘e falan giderse komik olur, benden demesi.

 EN İYİ KADIN OYUNCU
Glenn Close, Albert Nobb
Viola Davis, The Help
Rooney Mara, The Girl with the Dragon Tattoo
Meryl Streep, The Iron Lady
Michelle Williams, My Week with Marily

Adaylar arasından sadece The Help’i izlediğim için yorum yapmak gerçekten zor. Ne desem yalan olur ama Viola Davis Oscarlık oynamış, o kesin. Ejderha Dövmeli Kız‘ın orijinal versiyonundaki Noomi Rapace inanılmaz oynuyordu. Rooney Mara‘nın o performanstan daha iyi olduğu söyleniyor. Şaşırmam ona giderse yani. Ama karşısında da efsaneler efsanesi Meryl Streep var. 17 adaylık ne demek? 2 kere kazanmış belki ama neden 3 olmasın? Bir tarafta da Damages’da harikalar yaratan Glenn Close var. Olağanüstü bir kategori valla. İsimler üzerinden giderken bile insan seçmekte zorlanıyor, kim bilir Akademi üyeleri ne kadar zorlandı…
Ufak bir not: My Week with Marilyn‘deki rolüyle Michelle Williams, Altın Küre dahil 11 ödül kazanırken, Viola Davis ise The Help’deki performansıyla 10 ödül kazanmış. Meryl Streep’in toplamda 6 ödülü var, Glenn Close ise sadece 3 ödül alabilmiş. Sonuç olarak ilk fırsatta My Week with Marilyn izlenmeli diyoruz.

 EN İYİ YARDIMCI ERKEK OYUNCU
Kenneth Branagh, My Week with Marilyn
Jonah Hill, Moneyball
Nick Nolte, Warrior
Christopher Plummer, Beginners
Max von Sydow, Extremely Loud and Incredibly Close

Moneyball, Warrior ve Beginners‘ı izlemiş biri olarak, Johan Hill‘in neden aday olduğunu ben de milyonlar gibi anlayamadım. Ya oylama sisteminin devreleri bozuldu ya da oylayanların. Warrior gibi şahane bir aile dramasını zaten En İyi Film’de görmemek ayrı bir skandalken, bu dalda bir de karşısına Johan Hill’i koymak ayrı bir ironi. Onu geçersek, ben Plummer‘ın öyle aman aman bir şeyler yaptığını göremedim Beginners’da. Tamam, 75 yaşındaki eşcinsel bir amcayı oynuyor ama Nick Nolte‘un da karakteri gayet iyi yansıttığını düşünüyorum. Karakterinin, Plummer’a oranla biraz daha arka planda bırakılması sebep olur ancak Oscar’ın Plummer’a veya diğer adaylardan birine gitmesine. Yoksa “o” filmmiş Nick Nolte için, dönüşünün filmi! Ama Nick Nolte’un Oscar adaylığı dışında bu rolü için başka hiçbir yerde aday gösterilmeyip, Plummer’ın ise tam aksine sırf buradaki oyunculuğuyla tam 15 tane ödül kazanması Oscar’ın Plummer’a gideceğinin açık bir göstergesi olarak kabul edilebilir.

EN İYİ YARDIMCI KADIN OYUNCU
Berenice Bejo, The Artist
Jessica Chastain, The Help
Melissa McCarthy, Bridesmaids
Janet McTeer, Albert Nobbs
Octavia Spencer, The Help

Mike & Molly‘den tanıyıp sevdiğimiz Melissa McCarthy, Bridesmaids‘de şov yapmış olabilir belki ama hem The Help kadrosu hem de The Artist‘teki Berenice Bejo, McCarthy’den bir adım önde. Özellikle The Artist’in bu kadar ön plana çıkartıldığını düşünürsek, Berenice Bejo‘nun da tıpkı rol arkadaşı Jean Dujardin gibi ders niteliğinde oyunculuk sergilediğini de hesaba katarsak Oscar’ın Berenice Bejo’ya gitme ihtimali yüksek gibi. Ama hem Bafta’yı hem de Altın Küre’yi eve götüren Octavia Spencer, sanırım Oscar’ı da alıp combo yapacak. Karar vermek zor ama Octavia bir adım önde Oscar için. Hakkını da yemeyelim, müthiş oynamıştı.

EN İYİ UYARLAMA SENARYO
The Descendants
Hugo
The Ides of March
Moneyball
Tinker Tailor Soldier Spy

Bu dal biraz sıkıntılı. The Ides of March dışında tüm filmleri izledim. Tinker Tailor Soldier Spy‘da inanılmaz sıkıldım, Moneyball ve The Descendants da beni benden alamadı, o zaman geriye bir tek Hugo kalıyor. Ki o kadar dalda aday gösterip ödül vermemek olmaz. Hugo alacaktır bu ödülü.

EN İYİ ÖZGÜN SENARYO
The Artist
Bridesmaids
Margin Call
Midnight in Paris
A Separation

Hepsini izleyip de ortada kaldığım dallardan biri. İran yapımı A Separation‘ın En İyi Yabancı Dilde Film ödülünü alacağını düşünürsek Özgün Senaryo’yu da aynı filme vereceklerini sanmıyorum. Zaten The Artist’i elemesi çok zor. Benim gözümde Midnight in Paris bu dalın favorisi gibi duruyor ama The Artist‘e, bir fikir olarak bakıldığında gerçekten çok iyi düşünülmüş bir yapım. Zor. Hani içimden geçen Midnight in Paris ama The Artist kazanacaktır

EN İYİ KURGU
The Artist
The Descendants
The Girl with the Dragon Tattoo
Hugo
Moneyball

Ejderha’yı izlemedim ama yine The Artist ve Hugo arasında gidip gelecek bir dal gibi duruyor. The Artist bir adım daha önde benim için.

Çok az bir zaman kaldı artık. Oscar’cılar da filmleri tamamlamış, dört gözle töreni bekliyordur. Peki sizin yorumlarınız nasıl? Bu seneki mutlak favorileriniz neler? Şu kesin almalı, bu nasıl aday olmaz, bu filmi sakın kaçırma diyebiliyor musunuz?


Yorum Yapın

Arts Blogs