Mel Gibson’ı özleyenler parmak kaldırsın!


Mad Max, Lethal Weapon
gibi serilerle en iyi aksiyon filmi oyuncuları arasına giren, Maverick ve özellikle hemen ertesi sene vizyona giren hem yönettiği hem başrolünde olduğu Braveheart ile gönüllerimizi çelen, kendine ait şapeli olan 53 yaşındaki 2 Oscarlı oyuncu Mel Gibson‘ı en son bir filmde 2003 senesinde izlemişiz, The Singing Detective filminde. Tabii 2006 senesindeki hem yazdığı hem de yönettiği hiçbir tanınmış oyuncunun olmadığı, neredeyse kadrodaki her oyuncunun ilk kez kamera karşısına geçtiği Apocalypto filmini saymazsak. Hakkını verelim Apocalypto da müthiş bir filmdi.
İşin özü; tamı tamına 6 sene olmuş onu ekranda görmeyeli.

Neyse ki 2010 yılında 2 film ile perdeye dönüyor, çok da iyi ediyor.
Önce Ocak ayındaki Gerilim filmi Edge of Darkness ile göreceğiz kendisini.
Ardından tam tarihi belli olmayan, Jodie Foster‘ın 15 yıl aradan sonra yönettiği 3. film olarak kayıtlara geçen Komedi filmi The Beaver‘da.

Tabii ki Cesur Yürek gibi bir rolde izlemek isteriz kendisini ama kabul edelim ki artık yaşı kemale erdi öyle bir rol için. Daha sıradan filmlerde görmemiz de normal bir hale geldi artık.

Aslında yönetmen koltuğunda oturduğu 4 filmin 3üne baktığımızda çok da başarılı olduğunu sayabiliriz. Bundan sonra daha çok yönetmen sahnesinde olsa hiç de fena olmaz.

Yönettiği filmler;

The Man Without a Face (1993) Yönetmen, Başrol
Braveheart (1995) Yönetmen, Başrol, Yapımcı
The Passion of the Christ (2004) Yönetmen, Yapımcı, Senaryo
Apocalypto (2006) Yönetmen, Yapımcı, Senaryo

’93 yapımı olan film haricindeki 3 filmi izledim ve 3 film de kendi çapında üzerimde belirli bir etki bıraktı. Cesur Yürek‘ten bahsetmeye bile gerek yok aslında. Müthiş ötesi bir film, efsane oğlu efsane. 🙂
İsa’nın Çilesi de perdeye aktarılış olarak gerçekten süper bir filmdi.
Apocalypto da kadrosundaki tecrübesizliklere rağmen üstün oyunculuklar ve aktarım ile müthiş bir şahaserdir. Adını duymayan, izlemeyenler varsa kesinlikle tavsiyedir.


Yorum Yapın

Arts Blogs