Mar adentro – İçimdeki Deniz (2004)

Neresinden başlasam bilemedim. Bu kadar vurucu bir filmi izlemekte bu kadar geç kaldığımdan mı, Javier Bardem’in muhteşem performansından mı yoksa hikayenin dumur etme katsayısının ne kadar yüksek olduğundan mı…

Ramón Sampedro adında bir adamdan bahsediyor Alejandro Amenábar‘ın hem yönettiği hem de senaryosunu Mateo Gil ile yazdığı Mar adentro adındaki 2004 İspanya yapımı film. Kimdir bu adam, necidir bugüne kadar hiç adını duymamıştım. Ramon, 1968 senesinde 25 yaşındayken denizdeki gel-git seviyesini hesaplayamıyor ve yaptığı balıklama atlayış sonucu kafasından aşağısı felç olacak bir durumda çıkıyor denizden. Artık önünde yatağa mahkum geçecek bir hayat vardır ama Ramon bunu kesinlikle kabul etmiyor.

Ramon bunu kabul etmiyor ama elinden de gelen hiçbir şey yoktur. Etrafında onu seven ve her daim karşılıksız bakmaya hazır insanlar mevcutken o sürekli, intihar etmesinde ona yardım edecek bir el aramakta. Filmin ve Ramon’un hikayesi de bunun üzerine kurulu zaten. İspanyol mahkemelerinden ötenazi talebinde bulunan ama bir türlü istediği yanıtı alamayan Ramon’un kendine yardım edecek bir çift el isteği.

 “Bak orada iki metre uzakta oturuyorsun. İki metre nedir? Her insan için önemsiz bir yolculuk. 
Benim için sana ulaşmak ve dokunmak için gereken iki metre; imkansız bir yolculuk, bi rüya.”

Hikayenin bu kadar etkileyici olmasının en sağlam sebeplerinden biri de Javier Bardem‘in inanılmaz oyunculuğu. Hiçbir an şüphe etmiyorsunuz oradaki adamın gerçek olup olmadığından. Ramon’u yıllar sonra kamera önünde yaşamış, yaşatmış resmen. Zaten bu oyunculuğu da karşılıksız kalmamış, farklı farklı festival ve törenlerden 9 tane ödül kazanmış. Ödül demişken, filmin aldıklarına da bakacak olursak, başta En İyi Yabancı Film Oscarı ve 15 dalda aday gösterildiği Goya Ödülleri’nden 14’ünü birden alarak dönmesinin dışında 61 ödülü ve 30 adaylığı bulunmakta. İspanya’nın Oscarları olarak gösterilen GOYA’dan tam 14 ödül ile dönmesi filmin hangi boyutlarda olduğunu da net bir şekilde ortaya koyuyor aslında.

“Biçimsiz ve bozulmuş bir bedenin bekçisi olan bir insan için, yani benim için, saygınlık nedir? Ben, hayatı, özgürlüğü seven çoğu insan gibi, yaşamanın bir hak olduğuna, ama bir mecburiyet olmadığına inanıyorum.”

Yayınlanalı üzerinden 8 yıl geçmiş. Bunca zamandır aklımın bir köşesindeydi, sürekli de tavsiye ediliyordu. Aslında etkileyici olduğundan şüphem yoktu ama hani bu kadar dumur edeceğini düşünememiştim. Hem izlerken hem de izledikten sonra etkisini üzerinizde hissettiren filmlerden İçimdeki Deniz. İspanyol sinemasının en önemli filmlerinden biri belki de. Aradan bu kadar zaman geçmesine rağmen hâlâ Ramon ve başkaldırı hikayesiyle tanışmadıysanız mutlaka izlemenizi tavsiye ediyor, şiddetle izlenesi filmler kategorisine balıklama dalmasını sağlıyor ve 10 puanı hakederek yapıştırıyorum. 10/10


6 Comments

  1. Ayça dedi ki:

    >Hikayesini ve hakkında yazılanları okuyup çok merak ettiğim filmlerden biriydi ama fırsat olmadı bir türlü. Bu güzel yazı vesilesiyle arşivden çıkarmak farz oldu artık..

  2. SirEvo dedi ki:

    >Hayran kalmamak elde değil, ilk fırsatta izlemelisin.

  3. sago dedi ki:

    >yıllar önce seyrettiğim harika bir filmdir.orjinal dvd si arşivde:)

  4. yek dedi ki:

    >Belki de türünün en iyi örneği, çok güzel bir film.

    “Rahat ol. Gittikçe daha da rahat hissediyorsun. Şimdi önünde açılan bir sinema ekranı hayal et. Onu en beğendiğin yere kur. Nefes alıp verişine konsantre ol. Bedeninin rahatlamasını sağla. Huzuru hisset. Bırak nefesin gelsin ve gitsin. İşte oradasın. Ayrıntılara dikkat et. Renklere, desenlere, ışığa, ısıya dikkat et, sıcaklığı hisset. Bırak bu huzurlu manzara gözlerinin önünde oluşsun. Huzur duygusu sonsuz.”

  5. Ümit dedi ki:

    izledim ve tavsiyeye katılıyorum. bu adam filmden anlıyor 🙂

  6. can dedi ki:

    tavsiyeni yıllar sonra izledim, o kadar ballandıra ballandıra anlatmışsın ki dayanamadım 🙂 açıkçası çok etkilenmedim, çünkü filmin en başından herşeyi tahmin edebiliyordum. Olması gerekenler bellidir. Ama kurgusu güzel bir filmdi kesinlikle.. 10/8 veririm.

Yorum Yapın

Arts Blogs