Makyajlı Romantik-Komedi


Bu IMDb top250 listesi cidden çok garip. Olması gerektiğini düşündüğünüz filmler olmuyor, hiç olmaması gereken filmler listeye girebiliyor. Eh, listeye girince de izlemeden duramıyoruz. Sonuçta top250…

(500) Days of Summer filmiyle tanışmam da tabii ki top250 sayesinde oldu. 2009 yapımı bir filmdi ve başlangıcı en iyi 250 arasına girerek yapmıştı. İzlemek için daha büyük bir sebep olabilir mi? Hayır. O hâlde güzel bir film bizi bekliyor edasıyla filme başlarsam ayıp de etmemiş olurdum. Ama ayıp etmişim galiba. Evet etmişim ne yazık ki.

“Papağan gibi aynı şeyleri yazıyorsun kardeşim, yeter” diyebilirsiniz ama yazmadan edemiyorum. Bu Amerikanlar ne zaman vazgeçecekler? Ne zaman aynı konuyu temcit pilavı gibi önümüze koymayı bırakacaklar? Ne zaman şöyle egzantirik bir şeyler göreceğiz?
Her sene bu tarz yüzlerce film piyasaya çıkıyor ve hiç bir sükse yaratmadan tarihin tozlu çöp kutularında yerini Delete tuşu sayesinde alıyor. Bu filmin farkı nedir diye bakıyorum, onu da sona saklıyorum.


Daha 1 hafta olmadı Joseph Gordon-Levitt‘in aksiyon dolu G.I. Joe filmini izleyeli. 2009’da bununla beraber 4, 2008’de ise 5 filmde rol almış kendisi. 2 yılda 9 yapımda yer almak gayet iyidir bir oyuncu için. Bol bol izlemişiz kendisini diyeceğim ama pek filmine de denk gelemedim. Mickey Rourke‘un başrolünde olduğu The Wrestler‘da izlemiştim bir tek. Ardından bu ikisi geldi.
28 yaşına rağmen 50’yi geçmiş bulunduğu yapım sayısı ve oyunculuğuna bakarsak daha uzun yıllar perdede göreceğiz gibi. Gerçi ben Heath Ledger‘a benzetiyorum biraz tipini ama, aman Allah vere de sonu aynı olmaya.

Daha 1 sene olmadı Zooey Deschanel‘in Jim Carrey‘le beraber oynadığı Yes Man filmini izleyeli diyeceğim ama ne kadar zaman geçmiş yav, baya baya 1 sene geçmiş yani. Ama o masvami gözleri, o masum suratı unutmak imkansız. 29 yaşında olmasına rağmen 35 gibi göstermesi de cabası diyelim.

Bunlardan sonra filme dönecek olursak, nedense filmden doğru düzgün hiçbir sahne aklımda kalmamış bile. Kalsa da yazacak değilim zaten ama hani öyle ekstrem bir durum da yok top250’de olacak demek istiyorum ve yine aynı noktaya dönüyorum galiba.
Filmin konusu acayip sıradan. Bir oğlan ve bir kızımız var. Birbirleriyle tanışmaları ve ardından gelişen olayları anlatıyor. Eee diğerlerinden ne farkı var o halde diyecekseniz, zaten filmi diğerlerinden bir nebze ayırt etmeye yarayan tek farkı, anlatış tarzı.
Summer kızımızın ismi desem aslında ampüller yanacaktır anında. Bize 500 günlük bir süreci anlatıyor. Ama bazen baştan, bazen sondan, bazen ortalardan kesitler sunup, bir puzzle yaratıyor ve son 15-20 dakikasında bu puzzle’ı çözüyor.
Peki beklediğim bir son muydu? Hayır gibi. Hani filmin başında da düşünmemiştim finali nasıl olur diye ama yine de sıradan finallerden birazcık daha farklı diyebiliriz.

Yani sonuç olarak; türünün gerektirdikleri az çok mevcut olmakla birlikte, anlatım tarzı farklı ve orjinal diyebileceğimiz –ki makyajı da buradan geliyor-, oyunculukları iyi bir 2009 yapımı Romantik-Komedi. Ama bu kadar. Daha ilerisi yok. top250’de olacak hiçbir artısı kesinlikle yok. Yine de türü seviyorsanız, kısa süresine bakıp izleyebilirsiniz. İzledikten kısa bir süre sonra da unutursunuz muhtemelen, benim gibi.

Yönetmen: Marc Webb
Tür: Comedy,Drama,Romance
Slogan: Boy meets girl. Boy falls in love. Girl doesn’t.
IMDb Puanı: 8.2/10 (19,814 oy) Top 250: #222
Benim Puanım; 7/10
Süre: 95 dk
Oyuncular (ilk 5): Joseph Gordon-Levitt, Zooey Deschanel, Geoffrey Arend, Chloe Moretz, Matthew Gray Gubler

IMDb: http://www.imdb.com/title/tt1022603/


11 Comments

  1. S.U. dedi ki:

    >SirEvo'nun izniyle bir iki kelam etmek isterim bu filmin hakkında…

    Biraz spoiler içerebilir ama bence yine de filmi izlerken işe yarayabilir…

    Aşk başkadır…
    İlişki başka bir şey…

    Bir kadına deliler gibi aşık olabilirim… Ama bu durum, o kadınla çok güzel bir ilişkimin olacağı anlamına gelmez..

    Şöyle de diyebilirim :

    "Sevgilimle çok iyi anlaşıyoruz. Ama sanki birşeyler eksik aramızda.. Ben istiyorum ki şöyle yapsın, böyle olsun.. Ama olmuyor. Birşey var o'nu benden uzak tutuyor, beni o'na yaklaştırmıyor.."

    Bi filme "Issız kadın" yakıştırmaları da yapılmıştı…

    Bir söz vardır. Meali şöyle: "Başkasının yanında başkasındır"

    Ben filmden bir de bu dersi çıkardım 🙂 Sevgiler.

  2. SirEvo dedi ki:

    >Yorumun için teşekkürler Sabri Abi.
    Issız Adam'ı izlemediğim için Issız Kadın olayına bir şey diyemiyorum şimdilik. Adamı izlersem Kadına yorumu yaparım. 😛

  3. Schumy dedi ki:

    >Aslında "başkasının yanında başkasındır" yaklaşımı bana da mantıklı geldi.

    Ama film öyle bomba denilebilecek cinsten bir film değildi, belki de bu kadar beklenti oluşturulmasaydı insanların üzerinde daha farklı bir tat alabilirdim.

  4. SirEvo dedi ki:

    >Zaman geçtikçe top250'den de düşer tahminimce..

  5. csyasoo dedi ki:

    >Ben baya beğendim 🙂

  6. SirEvo dedi ki:

    >Sen 8'lik ben de 7'lik beğenmişiz. Ben de beğendim de, ne bileyim ilk250'de olması garibime gitti birazcıcık. Yoksa türünün güzel örneklerinden diyebiliriz. Çünkü bu türde çok fazla film çekiliyor ve çoğu "sıradanlığı" aşamıyor bana göre. Bu diğerlerine göre bir adım öndeydi diyebiliriz. 🙂

  7. arnawut dedi ki:

    >bu filmi dün tam izleyecektim ki sevgilinizle izleyin diye bi yorum görmüştüm o aklıma geldi ve başka bir filme geçtim. o da fever pitch, eski bi futbol filmi. niye anlattıysam 😀

  8. SirEvo dedi ki:

    >:P 🙂

  9. kutupayusu dedi ki:

    >light pazar gecesi sineması tadında…. hoş vakitlik bi film : )

  10. Evren - Sahne dedi ki:

    >Sirevo benim son aylarda izlediğim en iy filmlerden birisi bu.

    Herkese de tavsiye ediyorum 🙂

    Mutlaka seyredilmeli.

  11. SirEvo dedi ki:

    >Maalesef, ben sevemedim dostum. :))

Yorum Yapın

Arts Blogs