L’arnacoeur (2010) – Fransızsa, At Sepete!

Fransızların yaptığı, benim de izlemekten keyif aldığım bir tür varsa o da Romantik-Komedileridir. Adamlar yapıyor arkadaş. Her sene 1-2 tane izlenesi, tavsiye edilesi film mutlaka geliyor şarabıyla ünlü ülkeden. Uzun bir süre önce farkına varıp aylarca altyazısını beklediğim L’arnacoeur da 2010’un izlenmesi gereken Fransız filmlerinden işte. Altyazısını bekledim derken, İngilizce altyazısını beklediğimi belirteyim, çevirisini bizzat tamamlayıp yüklemiş bulunuyorum çünkü.

Spesifik olarak baktığımda, İspanyol Pansiyonu‘ndan hatırladığım Romain Duris idi aslında bu filmi seçmemdeki tek neden. Gördüm ve ben bu filmin altyazısını çevirmeliyim dedim. IMDb puanı da gayet iyiydi, ama kim derdi ki son zamanlarda izlerken de çevirirken de bu kadar eğleneceğim bir film olacağını. Çevirdim diye söylemiyorum, adamlar işi biliyor. İşi bilip yapıyorlar, sen de arkana yaslanıp keyifle izliyorsun.

Filmimizin yönetmeni Pascal Chaumeil‘in önemli bir özelliği var. Léon ve The Fifth Element gibi iki önemli filmde yönetmen yardımcılığı yapmış kendisi. O zamandan bu yana, yüzlerce reklam filmini yönetmiş, birkaç dizisi var, birkaç tane de TV için çekilmiş filmi var ama beyaz perdeyi baz aldığımızda bu ilk filmi olarak gözüküyor.
Filmin senaryosu açısından da enteresan bir durum var. Laurent Zeitoun, Jeremy Doner ve Yohan Gromb adındaki pek de tecrübesi olmayan üç isim senaryoyu yazarken, 5 Oscarlı It Happened One Night (1934) filminden esinlendiklerini söylemişler. Ayrıca, Laurent Zeitoun’un akrabasının başına gelen benzer bir olay da, senaryonun şekillenmesinde başrol oynamış.

Filmin konusuna da kısaca değinmek lazım tabii ama içim el vermiyor. Ben o konuyu bilerek izlesem bu kadar zevk alacağımı hiç sanmıyorum mesela. Belki de bana özgü bir şeydir ama ne bileyim ne söylesem spoiler verecekmişim gibi geliyor. O yüzden sizi google’ın serin sularına bırakıyorum. Spoiler yemek isteyen buyursun araştırsın.

Film hakkında söyleyebileceğim ise kesinlikle izlemenizin gerektiği. Türü sevseniz de sevmeseniz de bir şekilde kendini izlettiriyor. Mesela bir açılış sahnesi var, 10 defa falan izlemişimdir. Filminin adının ekranda geldiği yere kadar olan kısım müthiş tasarlanmış. Müzikleri, çekimleri, sahnelerin geçişi o kadar güzel harmanlanmış ki, her izleyişimde tekrar eğleniyorum. Hani bulsam bir yerlerden spoiler neyim dinlemeyip paylaşacağım burada, o derece sevdim.
Normal olarak filmin bazı yerlerinde İngilizce konuşmalara da rastlayacaksınız ve altyazıyı hazırlayan vatandaşlar o kısımları es geçip sanki filmde sadece Fransızca konuşuluyormuş gibi sadece kendi dillerinin çevirisini eklemişler. Hiç sevmediğim bir olay olan dinleyerek çevirme ve altyazı oluşturma olayı burada biraz canımı sıksa da film için yapmayacağım şey olmadığından bir şekilde üstesinden gelmeyi başardım.

Filmin müziklerine de değinmek lazım. Tanıdık şarkıları duymak ne kadar hoşsa, o şarkıların cuk oturması da bir o kadar güzel oluyor. Bu açıdan da tatmin ediyor diyebilirim.
Müzikleri, sıcaklığı, “ulen ben bunun tam tersi versiyonunu bir Hollywood filminde izlemiştim” dedirten hikayesi, güzel çekimleri, Romain Duris’e eşlik eden Vanessa Paradis (Johnny Depp’in zevkinin içine diyorum burada. Beraber yaşıyorlarmış ve 8 ile 11 yaşlarında da iki çocukları varmış), Julie Ferrier ve François Damiens‘i ve özellikle azgın hatunu canlandıran Héléna Noguerra‘sıyla güzel bir Fransız filmi sizi bekliyor. Şiddetle olmasa da bir şekilde edinip izlemenizi tavsiye ederim. Notum; 8/10

Bu arada çeviri dedik, link vermedik. Buradan çeviriye ulaşabilirsiniz.

10 Comments

  1. Berre dedi ki:

    >Çeviri için teşekkür ederiz Sirevo 🙂

    İzlerim ben bunu 🙂

  2. SirEvo dedi ki:

    >Reca ederim.
    İzledikten sonraki yorumunu da beklerim. 🙂

  3. Sycorox dedi ki:

    >aa bu filmin çevirisinin çıkmasını bekliyordum bende, teşekkürler 😉

  4. SirEvo dedi ki:

    >Reca ederim, keyifli seyirler dilerim Sycorox. :))

  5. Çavlan dedi ki:

    >ahah yazının sonunda link vermişsin, oysa ben heyecanlanıp yazının ortasında gittim buldum söz konusu altyazıyı 🙂 filmi de indirmeye başladım bile. yalnız niye "johnny depp'in zevkinin içine", çok hoş kadın değil mi vanessa paradis?

  6. SirEvo dedi ki:

    >@Çavlan
    Filmi izle, anlarsın. 😀

  7. StackSegment dedi ki:

    Çeviri ve tavsiye için teşekkürler SirEvo.

    Şu yaz günleri sıkılmadan keyifli 1 saat 40 dakika geçirtti.

  8. kübra dedi ki:

    siteye ilk defa girdim ve biraz gezindim daha doğrusu kendimi gezinmek zorunda hissettim. bu gerçek olamaz dedim ama gerçekmiş. bu emekten çok daha fazlası. kendi yaşadığın bi olayı anlatır gibi anlatmışsın bütün filmleri. hepsini tek tek izleyesim geldi. fragmanına bakıp ya da yorumlara bakıp izlemediğim filmleri izlemek için sabırsızlanıyorum şu an sayende. teşekkür az gelir sana ama şimdilik elimden bu geliyo. çok teşekkürler..

Yorum Yapın

Arts Blogs