Korsan Radyo çılgınlığı üzerine Enfes bir Film!


Nasıl başlasam, neresinden başlasam bilemiyorum.
Kadrosunun bu kadar cuk oturduğundan mı, konunun güzelliği ve işlenişinden mi, şarkıların güzelliğinden mi, yoksa bütün bunların harmanlanıp nasıl şahane bir yapım ortaya çıktığından mı…

Vay be! dedim film bittikten sonra. Hele son yarım saat-45 dakikası aşırı eğlenceliydi.
Filmin konusu aslında bana uzak. Dinlemediğim türde bir müzik ve hiç tanımadığım bir zamanda geçiyor. Rock ‘n’ Roll ve 60’lar…
Ama film başladıktan sonra o sıcak ortama kendinizi öyle bir kaptırıyorsunuz ki, ne film boyunca bir gıdım sıkılıyorsunuz ne de dinlediğiniz parçalarda kendinizi yabancı hissediyorsunuz.
Tabii ki “keşke o zamanda yaşasaymışım” dedim film boyunca çünkü film 60ları o kadar iyi aktarmış ki, hem de o kadar sıradan ki karakterleri…


Şu kadroya bakıyorum, beynim dönüyor. Kim yok ki?
Capote filminde eşcinsel bir yazarı, Doubt filminde pederi canlandıran yani istediğiniz her rolde izleyebileceğiniz taptığım oyunculardan Philip Seymour Hoffman; Underworld serisinde kötülerin başını, Valkyrie filminde bir komutanı, Karayip Korsanları’nda Davy Jones’u, Hot Fuzz filminde dedektifi, Love Actually gibi bir aşk filminde manyak bir karakteri canlandıran, yılların eskitemediği Bill Nighy; yanlarında Hot Fuzz ve Shaun of the Dead filmlerinden Simon Pegg’in ekürisi Nick Frost; The IT Crowd dizisinin manyakları Chris O’Dowd ile lezbiyen rolündeki Katherine Parkinson… Böyle uzayıp gidiyor bu enfes kadro.


Komedi desem komedi değil aslında film. Müzik, “it’s just the music” demiş hatta birileri bir zamanlar. Bu film de aynen öyle. Müziğin ve o yılların, İngiltere nüfusunun yarısına tekabül eden 25 milyon insanın dinlediği korsan radyo kanallarından birinin hikayesini şahane bir şekilde aktarıyor.
Ne tv var ne bir şey. Tek eğlenceleri radyo, ve Rock ‘n’ Roll gibi bir icat var o zaman. Vallaha da billaha da icat.
Milyonlarca insan evinde, işinde, yolda, bayırda, sokakta radyo dinliyor. Radyoyla yatıp radyoyla kalkıyorlar, ama bu kanalı dinliyorlar işte.

Müziğe ilginiz olsun olmasın, Rock ‘n’ Roll dinlemiş olun olmayın, filmin türünü sevin sevmeyin hiç ama hiç fark etmez. İzleyeceğiniz 135 dakikalık müzik dolu bu filmde kesinlikle sıkılmayacaksınız ve yeri geldiği zaman üzülecek, yeri geldiği zaman neşeleneceksiniz.
Hele 60’lara denk geldiyseniz, sizden şanslısı yoktur. Çünkü gerçekten eğer o zamanlarda yaşamış biri olup şu filmi izleseydim eğer, bu filmden aldığım zevk kat sayısı şu ankinden milyon kat daha fazla olacaktı.

İZLENMESİ ŞİDDETLE TAVSİYEDİR…


Yönetmen:
Richard Curtis
Tür: Komedi, Dram, Müzik
Ülke: İngiltere, Almanya, ABD, Fransa
Dil: İngilizce
Slogan: 1 Boat. 8 DJs. No Morals.
IMDb Puanı: 7.6/10 (10,208 oy)
Benim Puanım; 8/10
Süre: 135 dk
Oyuncular (ilk 5): Bill Nighy, Kenneth Branagh, Philip Seymour Hoffman, Nick Frost, Tom Sturridge

IMDb: http://www.imdb.com/title/tt1131729/


3 Comments

  1. Schumy diyor ki:

    >Film süper ya. Yedikleri önlerinde yemedikleri arkalarında 🙂

    Hele dediğin gibi kadro muhteşem, özgün bir konu ve süper bir hikaye.

  2. texx diyor ki:

    >Filmi seyrederken ağzımın sularını tutamadım gerçekten … Benden 10 üzerinden 10 aldı.

  3. sweet drop diyor ki:

    >Filme laf yok soundtrack albümüne hiç yokş.Ezbere ezbere dinlenir söylenir sonrasında bir sandala binilip cup diye denize atlanılır.

Yorum Yapın

Arts Blogs