Karanlık Şehir, yes?

Uzun zamandır Bilim-Kurgu izlemiyordum. Aslında bu türü izlemek için belirli bir sebebiniz de olmalı bana göre. Ne bileyim, efsane bir serinin yeniden çevrilmesi gibi bkz. Star Trek, Matrix gibi patlama yapmış bir seri gibi, District 9 gibi vizyona girdiği andan itibaren adını her yerde duyurduğu gibi, gibi gibi gibi…

Benim Dark City‘i izleme sebebim ise tavsiye edilmesiydi. Yoksa öyle oturup da acaba bu Bilim-Kurgu filmi güzel mi değil mi diye hayatta izlemem. En azından itici bir güç olmalı.
Gel gelelim, filmin daha girişinde öyle bir parça koymuşlar ki, öyle birisi öyle bir şekilde seslendirmiş ki, filmin sonunda aldığım tadı resmen katladı.
Requiem for a Dream‘in güzel kızı Jennifer Connelly, “Sway” parçasını Anita Kelsey coverıyla söylüyor bir barda. Hemen alta videosunu da ekledim, kesinlikle dinlenmeli, dinletilmeli.
“Sway” parçası da 1953 yılında bestelenmiş ama 63’e kadar 8 farklı şahıs tarafından coverlandıktan beri, tam 36 yıldır ortalarda yokmuş. Ta ki Anita Kelsey‘in Dark City filmi için coverlamasına dek. Filmden sonra 15’den fazla kişi tarafından sağı solu değiştirilip piyasaya sürülmüş. Parça zaten tanıdık ama ben önceden hangi şekliyle dinlediğimi hatırlamıyorum. Bu şekliyle aklımda kalması da bence kafi. Hatta videosunu da ara ara açar dinlerim.

When marimba rhythms start to play
Dance with me, make me sway
Like a lazy ocean hugs the shore
Hold me close, sway me more

Like a flower bending in the breeze
Bend with me, sway with ease
When we dance you have a way with me
Stay with me, sway with me

Filme dönecek olursak; The Crow (1994), I, Robot (2004), Knowing (2009) gibi tam da Dark City türündeki filmlerin yönetmeni Alex Proyas var kamera arkasında. Hikayesi, senaryosu falan da onun kaleminden çıkmış zira.
Başrolde; kendisini ilk kez başrolde izlediğim Rufus Sewell, videodan da seçebileceğiniz gibi Jennifer Connelly ve “24” dizisiyle aksiyon namına bize her istediğimizi veren Kiefer Sutherland var.

Konuya bakacak olursa, zaten bu filmdeki binalar, çatılar vs. çoğu set elemanını kullanmasıyla da bilinen Matrix‘in abisi gibi duruyor. Zaten tavsiye eden arkadaş da belirtmişti ama izledikten sonra daha da iyi anladım. Matrix’in senaryo olarak daha iyisi, efekt olarak daha kötüsü diyebiliriz.
Konu gerçekten bana göre çok orjinaldi ve ilk 1 saat falan gizemini de çok iyi korudu. Ama efektler yüzünden biraz sönük kalmış. Cılız efektleri yüzünden insan kendini veremiyor filme. O zamanlar için ne kadar iyidir bilemiyorum ama şimdi izleyince biraz kötü geliyor işte.

Sonuç olarak, türü sevenlerin kesinlikle izlemesi gereken bir film. Ama “ben Bilim-Kurgu pek izlemem, Matrix’i beğendim” diyorsanız da, bence bir göz atmalısınız. Senaryo için değer.

yes? göndermesini de filmi izleyenler anlar artık. 🙂


Yönetmen: Alex Proyas
Tür: Suç, Gizem, Bilim-Kurgu, Gerilim
Slogan: They built the city to see what makes us tick. Last night one of us went off.
IMDb Puanı: 7.8/10 (56,506 oy)
Benim Puanım; 8/10
Süre: 111 dk
Oyuncular (ilk 5): Rufus Sewell, William Hurt, Kiefer Sutherland, Jennifer Connelly, Richard O’Brien

IMDb: http://www.imdb.com/title/tt0118929/


4 Comments

  1. ferdinand diyor ki:

    >Dark City benim favorilerimdendir, can'dır, ciğerdir icabında…
    Ne yazıkki tüm güzelliğine karşın henüz yeterince keşfedilmemiş şahane Proyas filmidir.

    Filmde söyledikleriyle, kurgusuyla Matrix'e ilham kaynağı olmuştur bunu inkar etmemk gerek, birçoklarına ilham veren atmosferiyle, yapısıyla sinemaseverin arşivinde bulunması elzemdir.

  2. Anonymous diyor ki:

    >mtrix le aynı dönemde çıktı galiba bu film ondan dolayı ilham kanağı olması pek olası değil…yanlış hatırlamıyorsam parlament pazar sineması vardı starda orada izleme şansım olmuştu ortalarına doğru sıkıcı gelmişti yani o zamanlar daha yeni ergenliğe adım atıyorduk konusu ağır gelmiş olabilir de

  3. SirEvo diyor ki:

    >Önce Dark City ardından Matrix izlerseniz anlarsınız aradaki benzerlikleri. Direk ondan kurgulanmış. 🙂

  4. birisi diyor ki:

    Burada bir tane uzayan masa sahnesi vardı. O kısım bana çok anlamlı gelmişti. Fakir bir çift küçük evlerindeki bir masada oturuyorlar, bir gece evleri büyürken masa da uzamaya başlıyor ve bu şekilde aralarındaki mesafe de uzuyor.

Yorum Yapın

Arts Blogs