Yeni Yıl Hediyesi: Karabasan – The Babadook (2014)

Buralara çok sık uğrayamasam da henüz ölmedim. Sinema aşkımın alevi hala dinmedi. Sadece biraz körüklenmeye ihtiyacı vardı bunu da son birkaç gündür sağlamaya çalışıyorum, ufaktan da başarılı oldum diyebiliriz. I Origins güzeldi mesela ama The Babadook‘dan acayip keyif aldım. Benim gibi gerilim severler de mutlaka kıyısından köşesinden kopartacaklardır bu güzel yemeğin, hele ki yeni yıla gerim gerim gerilerek başlamak istiyorlarsa…

Şimdiye kadar biraz oyunculuk denemesi olsa da 2003’den beri de kamera karşısına geçmeyen Jennifer Kent almış eline kamerayı, “çekilin ulen ilk filmim bir gerilim olsun” diyerek atlamış ortaya. Avustralyalı yönetmenin filminde de Avustralyalı oyuncular yer alır diyerekten 44 yaşındaki Essie Davis ile veletimsi bir büyümüş de küçülmüşlük abidesi Noah Wiseman‘ı koymuş kadrajın karşısına ve “yardırın!” demiş.

Eşini kaybetmiş bir annenin hiperaktiflik seviyesinin sınırlarında cirit atan oğluyla kocaman bir evde geçen zorlu mu zorlu hikayesini anlatıyor ülkemizdeki ismiyle Karabasan. Amelia bir yandan oğluna dur sus diyor, bir yandan evini geçindirmeye çalışıyor ama unuttuğu bir şey var; uyku. Ufaklık evde bir şeylerin döndüğünü ve yalnız uyuyamadığını her akşam annesini dürterek söylüyor ve ondan masal kitabı istiyor. İş bu ya, Mister Babadook diye bir kitap alıyorlar ellerine ve gerilim ufaktan tırmalıyor bünyeleri.

Öncelikle hatırlatayım bu bir korku filmi değil. Daha doğrusu sağdan soldan fırlayan yaratıklar veya bir anda çakan şimşeklerle korkutma çabasında olan bir iş değil. Jennifer Kent klişelere bulaşmak yerine özgünlüğü tercih edip sağlam bir gerilim havası yaratmak istemiş ve Babadook karakteriyle bunu muazzam şekilde başarmış; hatta 29 ödül ve 28 adaylıkla beni izlemezseniz ayıp edersiniz mesajı vermiş. Elbette bu başarısının en büyük sebeplerinden biri de başrole aldığı iki oyuncunun da insanüstü performansları. “Ne olacak canım, korkuyorlar en fazla” diyenleri duyar gibiyim fakat Essie Davis ve Noah Wiseman korkmaktan öteye geçip Babadook’u seyirciye yaşatmışlar. Hayran kaldım desem az. Hele ufaklık, sadece gerilim sahnelerinde değil, en ufak bir detayı bile atlamadan rolünün hakkını sonuna kadar vererek “umut vaad eden genç oyuncu” ödülünün bu seneki en büyük adaylarından biri olduğunu bas bas bağırmış.

Bir gerilim filminden ne bekliyorsunuz? Gerilmeyi mi? Babadook’da bu bir hayli mevcut. 93 dakikalık kısa süresini de düşündüğünüzde şans verilmeyi ciddi ciddi hakediyor. Gerçi sonlara doğru hikaye biraz sallantıya girip “ben ne oluyorum böyle ya” moduna bağlıyor gibi ama ben bir gerilim filminden beklediğimi aldım, hatta iyi oyunculuklar, sürükleyicilik, türünün örneklerini çok barındırsa da özgün yapısını da ekledik mi elimizde son yılların en iyi gerilim filmlerinden biri gibi duruyor. Aman diyeyim evde yalnızken izlemeye yeltenmeyin, sonuçları çok ciddi olabilir!


3 Comments

  1. dervis diyor ki:

    sagolun varolun siz begendiyseniz izleyecegim.korku filmleri sevmiyorum ama gerilim heyecan bayilirim

  2. Koala-T diyor ki:

    İlk tepkim ‘Ay ben korkarımmm’ oldu.. Ama yorumlarınıza güveniyorum.. Bu yüzden izleyeceğim 🙂

Yorum Yapın

Arts Blogs