Kaptan Phillips – Captain Phillips (2013)

Kendini övmeyi, hatta dağlara çıkarmayı çok sever Amerikalı abilerimiz. Dünyanın en iyileridir, dünyanın en süper güçlü teknolojisi hep onlardadır. İstediklerini saniyesinde bulup yok ederler, kurtarılacak adamı anında kazasız belasız kurtarırlar, ama canları istemeyince de “olmuyor, bulunmuyor, düzeltemiyoruz, ele geçiremiyoruz” bla bla bla…

Güzel hikayelerle gelmiyorlar mı? Geliyorlar. Güzel filmlerle gelmiyorlar mı? Geliyorlar. Her yıl eli yüzü düzgün birkaç sağlam film mutlaka izliyoruz. Ancak bazen o kadar bağıra bağıra reklam yapıyorlar ki insan filmi bırakıp oyunu izliyor, arada gülüyor, arada eğleniyor.

2009 yılında kaçırılan MV Maersk Alabama adlı geminin kaptanı Richard Phillips yazıyor kitabı. A Captain’s Duty: Somali Pirates, Navy SEALS, and Dangerous Days at Sea adlı kitabı Billy Ray sinemaya uyarlıyor. Yönetmen ise Bourne serisiyle patlama yapan Paul Greengrass. Şahsen o seriye özel bir sevgim olmadığı için yönetmenine de ayrı bir ilgim yok fakat United 93 filmini gözardı edemem. Kitleyip bırakmıştır atmosferi ve heyecanıyla.

Klasik bir gemi kaçırma hikayesi diye düşünmüştüm ilk başta. Geçenlerde izlediğim Kapringen gelmişti hatta aklıma ancak olaylar biraz daha dallanıp budaklandığı için heyecanı korumayı başarmış gibi. Ama bu dediklerim filmin ilk yarısı ve son 10 dakikalık dilimi için. Arada kalan 50-60 dakika son dönemde izlediğim en büyük propagandalardan birine sahip. Hollywood’un her filminde, hiç olmaz 3-5 dakika, hadi bilemedin 10 dakika reklam yaparlar, şu kadar güçlüyüz bu kadar yenilmeyiz diye ama bu sefer öyle abartmışlar ki işi, her tarafından ısmarlama bir film olduğu anlaşılıyor. Uzay teknolojisi mi desem, donanmanın vardığı son nokta mı desem, olayları kontrol altına alırken takınılan o efsanevi soğukkanlılıklar mı desem ne desem bilemiyorum. Gerçi Paul Greengrass bir şey demeye fırsat vermemiş ki.

muse kaptan phillipsTom Hanks başrolde. Yılların Tom Hanks’i. Er Ryan’ı Kurtarmak, Yeşil Yol, Forrest Gump‘daki Tom Hanks. Benim için en özel filmi The Terminal‘deki Tom Hanks. Ama korsanlardan birini canlandıran ve ilk kez kamera karşısına geçtiğini filmden sonra öğrendiğim Muse rolündeki Barkhad Abdi kat kat iyi oynamış kendisinden. Hatta yanındaki elemanlarla beraber ciddi ciddi korsan havası veriyorlar. Önceki mesleklerini araştırmak lazım. Tom Hanks ise bilindik sıfatıyla karşımızda. Yıllardır neyse yine o. Bir tek finaldeki performansına şapka çıkartırım. O ânı yaşamış, yaşatmış. Akademi de Tom Hanks’i es geçip ilk kez kamera karşısına geçen Barkhad Abdi’yi adaylıkla ödüllendirdi zaten. Ancak rakipleri çok güçlü gibi durduğundan (henüz hiçbirinin performansını izlemedim) şansı bir hayli düşük. Yine de bu kategoride güzel bir sürpriz bizi bekleyebilir. Hiç değilse “C. Waltz gibi mutlaka kazanır” yorumu yapılan bir performans duymadım şimdiye kadar. Oscar demişken filmin 6 adaylığı var. 12 Years a Slave o kadar övüldü ki pek şanslı görmüyorum Kaptan Phillips’i, hatta mümkünse ödül falan da kazanmasın ancak Akademi’nin sağı solu belli olmaz elbette.

Filmin tek ön plana çıkan tarafı az biraz hikayesiyken, o finaldeki müzikleri de es geçemem. Heyecanı muazzam yaşatıyor. Açıp o son bölümü tekrar izleyebilirsiniz belki ama 134 dakikalık süresiyle bu kadar çok reklam yapıyor olması benim açımdan sınıfta bıraktı filmi. Seveni de olacaktır, tavsiye de edilecektir gerçek hikaye olması sebebiyle, hatta Oscar’da bol adaylık bile alacaktır (yazıyı yazdığımda henüz adaylıklar açıklanmamıştı) ama ne olursa olsun suratımıza çarpa çarpa gövde gösterisi yapmaları sinemanın doğasına kesinlikle aykırı olmalı.


Trackbacks for this post

  1. […] birden ödül kazanırken, En İyi Film ödülü garip bir şekilde 12 Years A Slave‘e gitti. Captain Phillips‘deki rolüyle Tom Hanks’den daha çok iz bırakan Barkhad Abdi‘nin ve American […]

  2. […] İyi Film American Hustle Captain Phillips Dallas Buyers Club Gravity Her Nebraska Philomena 12 Years a Slave The Wolf of Wall […]

Yorum Yapın

Arts Blogs