İstanbul’dan Kısa Kısa…

Zaman çabuk geçiyor diyoruz ya hani, cidden çabuk geçiyor. Ne zaman İstanbul’a gittim ne zaman maç izledim belli değil, bir bakmışım evdeyim. O aradaki kısa zamanda gözüme çarpanları yazayım istedim.

+ Öncelikle uçak olayı bambaşkaymış. Yıllarca otobüslerde telef olmuşuz da haberimiz yok. Şu saatten sonra hiçbir güç beni otobüse bindiremez. Ne olduğunu anlamadan inişe geçiyorsunuz yahu.
Dönüşte de Fenerbahçe Acıbadem Voleybol Bayanlarıyla aynı uçağa denk gelmişiz. Yakından görmek de kısmette varmış. 😛

+ İstanbul’daki otobüs olayından aklımda kalanlardan en önemlisi telefon ve renkleri.
Bizim İzmir’de otobüsteyken telefonunuz çaldı mı millet dik dik bakar, sanki bomba patlatacakmışınız gibi dayak yersiniz ifadelerle. Ara sırada da cidden lafları yer oturursunuz. Ama İstanbul’da öyle bir olay yok. Otobüsün %80’i telefonla uğraşıyor. Konuşanlar, mesaj çekenler, müzik dinleyenler falan, her türlüsü var. O zarar görmeyen otobüslerden biz de istiyoruz İzmir’e en acilinden. Hani günde 5 otobüs kaza yapıyor ya İzmir’de telefon yüzünden, hala aynı kafayla devam.

Renkleri ise tam bir rezalet. Yeşil nedir ya. Bu kadar mı belli olur yani bazı şeyler. İğrenç ötesi bir renk. Otobüslerin içi dışı yeşil. Kıl oldum her otobüse bindiğimde.
Tabii bir de para olayı var. Bizde 90 kuruşa 1,5 saat boyunca istediğiniz kadar otobüs/metro/vapur ne varsa binebiliyorsunuz. Orada sadece 2. binişte indirim var ve sonra yine başa dönüyor. Zaten 14B, 14SE, 14DK, 14ÇK, 14E gibi her rakama 8-10 tane harf verip sürüyle hat yaratıp milletin kafasını karıştırmışlar. Üstüne bu bilet olayı da tuz biber. İstanbul’a gidiyorsanız sırf ulaşım için büyük bir bütçe ayırmanız gerekiyor.

+ Boğaz olayı da bambaşka. Tamam, oradan her gün geçen bir İstanbul vatandaşı için hiçbir şey gibi ama ona karşı oturup bir şeyler yemek içmek, muhabbet etmek, fotoğraf çekilmek falan ayrı bir keyif. Tabii bir süre sonra sıradanlaşsa da muazzam bir olay. Gerçi bizim şansımıza buz gibiydi Çarşamba günü her taraf. Ortaköy’de donduk desek yeridir. Hatta kardeşim o yüzden hasta oldu da maça da gelemedi benimle. Neyse ki başka 2 arkadaş daha vardı da yalnız kalmamış oldum.

+ 40 yılın başı maça gidelim dedik, Şuster efendi piç etti maçı. Defansta Ferrari’siyle, ileride Nobre’siyle, oyuna alınan Erhan’ıyla tam bir skandal gecesiydi. Zaten Ernst-Bobo-Necip+Deli İbo gibi adamları harcaması yetmiyormuş gibi “o zaman maça gelmesin taraftar, kötü oynayan oyunculara sorun onları” gibilerinden maç sonunda da salak saçma, beyinsizce açıklamalar yapmış. Resmen benim tazminatımı verin de kovun diyor.
Sırf o değil, tribünler de rezalet moddaydı. Ne zamandır böyle bilemiyorum ama Kapalı kendini soyutlamış. Yeni Açık’tan gelen “kapalı, kapalı” tezahüratlarına cevap vermemeleri sonucu İnönü atmosferinin ne hale geldiğini gördüm gözlerimle. Maça gitme amacım en başta o atmosferdi zaten, onu da piç etmiş oldular.
Girişte yaşadığım skandal da ayrı. Hengamede biletimi arakladı biri. 2 kapı görevlisi birden organize olmuş, dışarıdan bir taraftara verdiler benden bileti alıp. Böyle rezalet olmaz. İstanbul’un göbeğinde diye başlayasım var. Hadi İzmir Türkiye Kupası finali olsa anlarız da. 😛 Olan benim bilete oldu. Hatırası var en azından diyordum maçtan önce ama maç finaliyle o hatıranın da pek bir öneminin kalmadığını anladık.

Sonuç olarak hem kardeşle hem İstanbul’la hem Beşiktaş’la hasret gidermek güzeldi. Bir daha ne zaman giderim bilemiyorum ama gitmeden önce kimseye haber vermesem iyi olacak galiba. En azından dün akşamki gibi rezalet sonuç olursa dalga konusu olmayız.


3 Comments

  1. Ying Yang diyor ki:

    >Hadi geçmiş olsun 😀 Ben sana bu yazının başlığı iki günde İstanbul'un fethi olacak demedi miydim? Hı? :))

  2. Leah diyor ki:

    >Güzel bi macera yaşamışın Sir. Buranın ulaşımı epey parayiyengillerden.

    Yalnız anlamadım biletini girdikten sonra mı verdiler başkasına yoksa çalındı falan mı?

  3. SirEvo diyor ki:

    >@Ying Yang
    Fethedemedik valla abla. Burcu rahatsızlandı biraz. 😀 Ama Beşiktaş taraflarını fethettik gibi. Girmediğimiz sokak, basmadığımız kaldırım kalmadı. 😀

    @Leah
    Ulaşım skandal valla ya. Allah sabır versin. 😀

    Bileti tam girerken katakulliye getirip aldılar, 2 görevli var orada. İlki aldı basmak için kapıya, bastı kapıyı açtı. Diğer görevli de bileti kontrol ediyor sözde. İlki aldı bileti arkadaki adama verdi, o da kaptı gitti. Diğer görevli bileti sordu bana, kaldım öyle. Anladı, ha tamam dedi, geç dedi. Adamlar organize moda bağlamışlar valla.

Yorum Yapın

Arts Blogs