Hollywood’un Yaratıcılığı

Son yıllarda Hollywood‘un kendini ne kadar tekrara bağladığını herkes biliyor, ne kadar çok devam filmi ve uyarlama çıkardığının herkes farkında belki ama şu ufacık çizelge bile  (yazının sonundaki) Hollywood’un son yıllardaki acizliğini net bir şekilde ortaya koyuyor.

Özellikle askerden döndüğümden beri Hollywood’a beslediğim antipati izlediğim filmlere de ciddi manada yansıdı. Avengers, Dark Knight Rises, Cabin in the Woods ve Resident Evil: Retribution gibi sinemada izlediğim filmleri saymazsam son 1 sene içerisinde izlediğim Hollywood filmi, son 1 sene içerisinde izlediğim Avrupa filminden epey geri kalır. Ki bunu yapmakta geç bile kaldığımı farkettim bu süreçte, çünkü izleyip de beni etkileyen filmlerin büyük bir çoğunluğu hep Made in Europe modunda. Ve listemde izlenmeyi bekleyen o kadar çok Hollywood filmi var ki, üşeniyorum açmaya artık. Hep aynı hikayeler, hep aynı oyuncular, hep aynı mimikler, hep aynı çekimler. Tarantino, Nolan gibi adamlar olmasa o kıtanın yüzüne bakılacak gibi değil.

Hollywood’un son 30 senesinde Amerika içerisinde en çok izlenen filmlere ince bir bakış atmış aşağıdaki devasa resim. 1981’de 7 tane orijinal senaryolu film en çok izlenen filmler listesine girebiliyorken, 2011’e geldiğimizde bu sayı sıfıra inmiş, yerini de devam filmlerine bırakmış. 2 tane de uyarlama göze çarpıyor 2011’de en çok izlenen olarak. 2011 için top 15 yapıldığında ancak listeye 14. sıradan Bridesmads giriyor ki, o da cidden çok eğlenceliydi.

Bir diğer karede ise 2001’de hit yapan filmlerin devam filmlerinin 2011’de de hit yapmaya devam ettiğini görüyoruz. Harry Potter 8 değil de 88 olsa, 2081’e geldiğimizde bile 1. sırayı kimseye bırakmayacağını görmek için müneccim olmaya gerek yok. Hızlı ve Öfkeli serisi de yine aynı. Her ne kadar keyifli olsa da, ilkinin 2001’de çıkmasına rağmen 6. filmin deliler gibi beklenmesi, yaratıcılığın ne kadar geri kaldığını net bir şekilde gözler önüne seriyor. Veya yeni bir şeyler yaratıp çok fazla insanın izlemesini sağlamak yerine, insanların bildiği ve sevdiği serilerin devam ettirilme çabasını.

Tabii bu tamamen arz-talep meselesi. Yaratıcılık köreldi, rezil bir boyuta geldi de diyebiliriz, insanların (yankeelerin) beklentileri azaldı da. İnsanlar yeni bir seri görmek yerine, tanıdık-bildik filmlerin devamlarını izlemeyi tercih ediyorlar. Bu rakamlar da ona işaret ediyor aslında. Belki Hollywood bunların dışında her yıl belirli bir miktarda orijinal hikaye çıkartıyordur ama (Michael Shannon‘ın efsaneleştiği ama Oscar’a bile aday gösterilmeyen Take Shelter mesela) bir şekilde hasıraltı ediliyorlar gibime geliyor. Daha doğrusu yapılması gereken reklam ve pazarlama stratejisi uygulanmıyor ve insanların zaten mutlaka izleyeceği seiyrlikler her türlü ön plana çıkartılıyor ve 100 milyonlarca dolar harcanan filmlerden de beklenen getiri böylelikle sağlanıyor. Win-win. Herkes mutlu.

Hollywood’dan bahsediyoruz. Koskoca endüstri. Her yıl milyar dolarların, belki de trilyon dolarların cirit attığı bir endüstri. Tek bir insanın yılda 25-30 milyon doları rahatlıkla kazanabildiği bir endüstri. Durum böyle olunca da işin orijinallikten, yaratıcılıktan çok popülerliğe dönmesi çok doğal gibi. Biz ne kadar dil döksek de böyle gitmeye devam edecek büyük ihtimalle. En azından şu ufacık tablo bile onu gösteriyor. O zaman bize de kıyıda köşede kalmış Avrupa filmlerini bulup çıkartmak ve onlardan keyif almasını bilmek kalıyor.

Tabii sizde durum nasıl bilemiyorum? Hala Hollywood’dan ciddi beklentileriniz var mı yoksa siz de azınlıktaki kesimden misiniz?

Not. Listeler, en iyi filmler değil, en çok hasılat yapan filmlerden oluşuyor. Ve sadece US domestic, yani Amerika içerisindeki hasılattan bahsediyoruz. Dünya çapındaki hasılatlar değil.


2 Comments

  1. Mshn diyor ki:

    On numara bir yazı olmuş hocam, eline sağlık.

Yorum Yapın

Arts Blogs