Histeri – Laura Lippman

Askerliğin bana kazandırdığı tek özellik kitap okuma alışkanlığı oldu diyebilirim. Nöbetlerde, boş vakitlerde okuduğum kitaplardan sonra sivile gelince de elimden kitap düşmez oldu. Güzel de oldu.

Sil Baştan kitabını askerdeyken okuduğum Ken Grimwood‘un tıpkı onun gibi sürükleyici ve son ana kadar merak ettiren Kayboluş‘unu bitirdikten sonra kitap arama girişimlerim pek olumlu sonuç vermese de birkaç düzgün kitapçı bulabildim koskoca İzmir’de ve gözüm dönmüş şekilde 3 kitap edindim. Bunlardan ilki daha önceden hiçbir kitabını okumadığım Laura Lippman‘dan Histeri oldu. Koridor Yayınları‘ndan 2009 yılında piyasaya sürülen Histeri’nin orijinal ismi What the Dead Know.

“HİSTERİ yalnızca gizemle örülü değil, aynı zamanda sizi insan kalbinin derinliklerine götürecek kadar da duygusal. Lippman çağı en iyi yansıtan yazarlarından biri.” -Tess Geritsen

“Muhteşem bir hayal gücü… Yaratıcılığının zirvesinde bir yazardan dört dörtlük bir eser.”
Washington Post

“Sonuna kadar nefesinizi tutarak okuyacağınız, tekrar dönüp sayfaları çevirirken Lippman’ın sizi nasıl sürüklediğini gördüğünüzde şaşıracağınız, doyuruculuğunu ikiye katlayan bir kitap.”
-New York Times

30 yıl önce bir alışveriş merkezinde iki kız kardeş bir anda ortadan kayboluyor. Arkalarında ne bir iz var ne bir kanıt. 30 yıl sonra ise kızlardan biri olduğunu iddia eden bir kadın bir kazaya karışıyor. Bundan sonra hikaye flashbackler ve günümüzdeki haliyle devam ediyor…

Cold Case dizisini izleyenler bilir, üzerinden yıllar geçmiş ama kapanmamış dosyaları karakterlerimiz alır ve inceler. Olayın yaşandığı tarihte bir türlü sonuca ulaşmayan ve yeterli delil yokmuş gibi göründüğünden suçluların cezasını çekmeden kurtulduğu olayları en inciğine kadar eşelerler  ve snunda da dosyayı kapatmasını bilirler. Histeri de tıpkı bir Cold Case bölümü gibiydi. Biraz daha detaylandırılmaya çalışılınmış bir Cold Case bölümü ama.
Fakat bu detaylandırma işini yazarımız layığıyla yerine getirememiş ve inanılmaz gereksiz işlere bulaşmış. Dahil olan karakterleri doğru düzgün tanıtıp okuyucuya yansıtamaması ve okuyucuyu sürekli kitapta tutamaması en büyük eksisi bana kalırsa.
Sırf hikaye nasıl sona erecek, o iki kızın son buldukları nokta ne olacak diye merakımdan okudum ama pek de umduğum gibi çıkmadı. Tabii ki sürpriz hazırlaması hoştu ama yine de istenen düzeyde değildi.

Sonuç olarak katil kim, çocuklara ne oldu gibilerinden soruların cevaplarını aramayı seviyorsanız bir nebze olsun tavsiye edebilirim. Ancak elinizdeki kitabın sizi finale kadar sürüklemediğini, eskiye döndüğü flashbacklerde çok sıkılma ihtimalinizin olduğunu ve kitabın da 400 sayfayı bulduğunu hatırlatayım. Benim notum 6/10.Sırada Uçurtma Avcısı romanıyla beni benden alan Khaled Hosseini’nin Bin Muhteşem Güneş’i var.
Bu arada ViKitap sitesiyle tanışmadıysanız bir bakın derim. Ben takılıyorum bir süredir, hoşuma da gitti. İnsana okumak için daha bir şevk veriyor. 🙂


3 Comments

  1. Benay diyor ki:

    Vikitap konusunda hemfikiriz 🙂

    Askerliğin sana kazandırdığı bu güzel alışkanlık bir arkadaşın olarak beni çok mutlu etti zaten.

    Bu kitabı alıp almamakta kararsız kalmıştım. Bu yorumdan sonra bana göre olmadığında emin oldum canım sağol.

    • SirEvo diyor ki:

      Sağol canım benim. Yorumun için de teşekkür ederim, özlemiştik seni buralarda.

      Uzak durulası bir kitap değil ama bu kitaba gelene kadar çok ama çok fazla okunacak kitap var, o kesin.

  2. Benay diyor ki:

    Ben de özlemişim buraları 🙂

    “bu kitaba gelene kadar çok ama çok fazla okunacak kitap var” işte bunda çok haklısın!

Yorum Yapın

Arts Blogs