Futbolsuz 3 puan; Denizlispor:0 – BJK:1

Cuma ve özellikle de Pazartesi maçlarını beklemekten de izlemekten de nefret eder hale geldim. Pazartesi günü zaten Ezel var. Resmen piç ediyorlar güzelim diziyi. Sonra indir izle 1.5 saat, ölme eşşeğim ölme. Bu seneki Cuma maçı da bir elin parmaklarını geçti herhalde. Amaç nedir çözemedim. Yeter yani haftaiçi maçlarını Beşiktaş’a yıktığınız. Kasımpaşa ile yine Cuma maçına çıkıcaz bu hafta, töbe töbe…

Maça dönecek olursak, Denizli’nin saçma sapan tavşanları artık sinir etmeye başladı. Şu aptal seçimlerle şampiyon olursak vay diğer takımların haline. Geçen hafta Necip diye bir çocuk çıkıyor ortaya ve müthiş bir performans sergiliyor. İzlenesi. Ardından bakıyorsun yedeklerde, son 10 dakika sokma zahmetinde bulunuyor.
Diğeriyse sezonun tavşanı zaten; İbrahim Kaş denen futbolcu azmanı. Ne defans yapmaktan anlıyor ne atağa çıkmaktan. Ama yok, illaki oynayacak. Yahu sağ kanat işlemiyor işte. İbrahim Üzülmez kadar bindirme yapamıyor adam. Yazıktır ya. Koskoca Beşiktaş takımında böyle gereksiz bir adam kendine yer bulabiliyor. Yer bulmasını geçtim, bi’de her maçta kartlık fualler yapıyor ve İbo oyundan alınırken o 90 dakika oynuyor.

İşin en acısıysa, ortaya konan futbol. Tamam, artık önemli olan 3 puan ama bu kadar da olmamalı. İlk yarıda 1 tane net pozisyonumuz var, Bobo’nun şutu. Pozisyon olmayan da gole dönüştü. Holosko yine attı golünü. Ligten düşmesi büyük ölçüde garanti olan son takım Denizlispor’a bakıyorum, 4-5 tane pozisyona giriyor. Maçın başlarında Rüştü’nün “korner hocam, benden çıktı” dediği pozisyon, Youla’nın direkten dönen topu ilk aklıma gelenler. İkinci yarıda da durum pek değişmedi. Denizlispor gol atmaya çalıştı, biz yine takım halinde defansı iyi yapıp az pozisyon vermeye çalıştık ve klasik bir şekilde gol yemeden maçı tamamladık. Türk futbolunu hiç tanımayan birisi şu maçı baştan sona takip etse bizi düşmemeye oynayan ve deplasmanda gol atıp yatan bir takım olarak rahatlıkla tanımlayabilir.

Geçen haftaki futbol ne kadar umut veriyorsa, ne kadar şampiyonluk yolunda takımı ateşleyen taraftarla bütünleşip iyi işler yaptıysak, bu hafta da durum tam tersine döndü. Şu futbol anlayışıyla önümüzdeki maçlardan sağ çıkmak zor. Gerçi ligte başa oynayan takımların çoğu aynı durumda. İlk aklıma gelen Gs. Kasımpaşa karşısında “efsane” olan takım, Es-Es deplasmanında hiç iyi oynamadan yeniliyor. Evine gelip 3 atıyor. Hani 2 gol Gençler defansının aciz hatalarından gelse de sonuçta önceki Es-Es maçından sonra bir anda görüşler değişebiliyor.

Neyse uzatmaya gerek yok. Hatta şu maçtan sonra bu kadar şey yazmaya da gerek yoktu. 3 puan maçıydı. 3 puan alındı. Bundan sonraki maçların hepsi 3 puan maçıdır. Şampiyon olmak isteyen takım hepsinden 3 puan çıkartır ve şampiyon olur. Mümkünse 31. haftadaki Sivasspor veya 33. haftadaki Manisaspor maçına kadar bu 3 puanlar devam etsin de, geçen senekine benzeyen bir ortamda şampiyonluk havasında bir maç izlemek için bahanemiz olsun ve bir kez daha o havayı soluyalım…

Pazartesiye kadar taşınan futbol dolu bir haftasonunu geride bıraktık. Yarın 2009 yapımı Armored filminin yazısını bulabilirsiniz…


One Comment

  1. mit diyor ki:

    >Bu futbolla şampiyon olursak acırım türk futbolunun haline…

Yorum Yapın

Arts Blogs