Filmekimi İzmir Programı

Sinemanın hayatımızdaki yeri belliyken, bu sene 11. kez düzenlenen Filmekimi‘ni gözden kaçırmak olmazdı elbette. Hele hele Cannes vb. film festivallerinden ödül ve adaylıkla dönmüş filmleri beyazperdede izleyebilecek olmak ayrı bir keyif olacak bizim için.

2 sene öncesine kadar sadece İstanbul’da düzenlenen etkinlik, geçtiğimiz yıl İzmir dahil Türkiye’nin 5 şehrine daha ulaşmıştı. Gerçi gitme fırsatım olmamıştı ama bu yılki İzmir programı belli olunca en az 2 film izlemem gerektiğini düşündüm ve programa göz gezdirmeye başladım.

29 Eylül-7 Ekim arasında tüm Türkiye’de sinemaseverlerle buluşacak Filmekimi, 5-7 Ekim 2012 tarihleri arasında, yani sadece 3 gün İzmir’e uğrayacak. Yılların eskitemediği Karaca Sineması‘nda yapılacak gösterimlerin seans saatleri de, fiyatları da gayet uygun. 11:00, 13:30, 16:00 19:00, 21:30 olarak 3 gün boyunca 5 seans bizleri bekliyor. 6 Ekim Cumartesi günkü 21:30 seansı dışında (sadece bu seansa özel 2 film birden var, ki bir tanesi Cannes’da En İyi Kısa Film ödülünü kazanan Sessiz adlı Rezzan Yeşilbaş’ın kısa filmi) her seans bir film gösterilecek. Ve zaman darlığından dolayı her film sadece bir kez gösterilecek. Yani toplamda 16 film, 3 gün içerisinde seyirciyi bekliyor. Biletler ise 22 Eylül Cumartesi günü Biletix üzerinden satışa çıkacakmış. (Karaca Sineması gişesinden satış, 1 Ekim’de başlayacak imiş sitede yazdığına göre. Tam 10, öğrenci 8.)

Programa şöyle bir baktığımda tabii ilk göze çarpan Michael Haneke‘nin Aşk (Amour) filmi. Cannes’da Altın Palmiye ödülüne layık görülen Aşk, Cuma akşamı 21:30 gibi şahane bir saate sahip. Biletler çıktığında gözü kapalı alınması gereken filmlerden. Aynı gün sabah 11:00 seansındaki Cennetteki Çöplük de (Garbage in the Garden of Eden) Fatih Akın‘ın son filmi olarak göze çarpıyor. Akın’ın 3. belgeseli olan Cennetteki Çöplük, Karadeniz’deki bir doğal felaketi konu alıyor aslında. Yaşamın Kıyısında filminin son sahnelerini de içeren, Akın’ın babasının memleketi olan Trabzon’un Çamburnu ilçesinde geçiyor olay. Akın’ın “en Türk filmim” diye adlandırdığı belgesel, bir mücadelenin 5 yıllık sürecini anlatıyor. Saati birazcık daha geç olsa izlenebilir bir film aslında diye düşündüm ben.

Programdaki her filme tek tek değinmek yerine (desem de inanmayın), gitmeyi düşündüğüm bir diğer filme geçeyim. Onur Savaşı (Jagten – The Hunt), çocuk istismarı üzerine çekilmiş bir Danimarka dramı. Cannes’dan 3 ödül (En İyi Erkek Oyuncu dahil) ve 1 adaylıkla dönen filmin aldığı yorumlar da çok iyiydi. 6 Ekim Cumartesi günü 13:30 seansı bu film için biçilmiş kaftan. Aynı gün gösterilecek Acı ile Düşler-Diyarı‘nın dışında, Cannes’dan En İyi Kısa Film ödülünü alan 14 dakikalık Sessiz ve yapımcılığını geçtiğimiz aylarda vefat eden yönetmen Seyfi Teoman‘ın üstlendiği Tepenin Ardı yine izlenebileceklerden. Zaten şu programda hangi yapımı izlemeseniz ona ihanet etmiş gibi olacaksınız ama imkanlar doğrultusunda en iyi seçimi yapmak bize kalıyor. Bir de Cumartesi ve Pazar günleri lig maçları olduğunu düşünürsek (koyu bir futbol taraftarı olarak 3 büyüklerin maçlarını izleme gibi bir hastalığım mevcut ne yazık ki) haftasonu akşam programı benim için pek ideal durmuyor.

7 Ekim Pazar günü saat 16:00’daki Tepelerin Ardında (Dupa dealuri – Beyond the Hills) 150 dakikalık süresiyle biraz gözümü korkutsa da, Cannes’dan aldığı En İyi Senaryo ve En İyi Kadın Oyuncu ödüllerinden sonra mutlaka izlenmeli diye düşündürdü. Romanya yapımı olan Dupa dealuri; 4 Gün, 3 Hafta, 2 Gün‘ün (Cannes’dan 3 ödül, Altın Küre’de adaylık dahil 33 ödül ve 23 adaylığı bulunan, yayınlandığı dönemde epey ses getiren bir filmden bahsediyoruz) yönetmeni Cristian Mungiu‘nun son filmi olmasıyla da dikkat çekiyor.

Scarface, Carlito’s Way, The Untouchables gibi kültlük mertebesine çoktan erişmiş filmlerin yönetmeni Brian De Palma‘nın son filmi Tutku (Passion) Pazar günü 13:30 seansıyla göz kırpıyor. Oyuncu kadrosunda Rachel McAdams ve Noomi Rapace gibi tanınmış isimleri barındıran yapım tarz olarak Dressed to Kill (Öldürmeye Hazır) ve Basic Instinct‘i (Temel İçgüdü) hatırlattığı için biraz cüretkar sahnelere sahip anladığım kadarıyla. Fragman izleme gibi bir huyum olmadığı için net bir şey söylemek istemiyorum ama sonra buraya gelip de “vay efendim sen bize nasıl filmler öneriyorsun, gözümüzü açamadan filmi bitirdik” tarzında serzenişlerde bulunmayın. Mesuliyet kabul etmem, sonuçta film Amerika’da bile vizyona girmedi, afişi de pek rahatmış gibi geldi.

“Yedi günde geçen yedi hikâye. Yedi yönetmenden tek bir kent: Havana!” yazıyor Havana’da 7 Gün (7 días en La Habana – 7 Days in Havana) filminin tanıtımında. Açıkçası ben böyle farklı farklı yönetmenlerin tek bir yapımda toplanmasını pek hazetmiyorum. Benicio del Toro, Pablo Trapero, Julio Medem, Elia Suleiman, Gaspar Noé, Juan Carlos Tabio, Laurent Cantet gibi önemli isimler kamera arkasında olabilir ama benim şu listede en son izleyeceğim film türü olduğu için es geçiyorum. Ama tabii size karışamam.

Pazar gününün ve Filmekimi İzmir 2012’nin son filmi Hayalimdeki Aşk (Ruby Sparks). 2 Oscar dahil 52 ödül ve 55 adaylığı bulunan Little Miss Sunshine‘ı (Küçük Gün Işığım) yöneten Jonathan Dayton & Valerie Faris ikilisi 6 yıl aradan sonra yine buluşmuşlar. Tabii özgeçmişlerinde böylesine içinizi kıpır kıpır eden bir film olunca insanın merakı da beklentisi de epey bir yüksek oluyor. Bu açıdan güzel bir Pazar gecesi sineması yapılabilir. Seans 21:30’da. Pazartesi sendromu yaşamam ben diyorsanız ve programınız da boşsa tercih edebilirsiniz.

Filmler ve seanslar böyle. Ben en az iki filme gitmek istiyorum. Haneke’nin Aşk‘ı ve Mungiu’nun Tepelerin Ardında‘sı mutlaka izleyeceklerim. Danimarka yapımı Jagten de fırsatım olursa gideceğim diğer yapım.

Daha detaylı bilgi için bu linkten yararlanabilirsiniz: http://filmekimi.iksv.org/izmir/tr/index.asp Her film için ayrı bir parantez açıp güzel detaylar vermişler. Bir filme tıkladığınızda da üstteki gibi Gösterim Çizelgesi’yle karşılaşıyorsunuz.

Ayrıca genel bilgi için Buraya da tıklayabilirsiniz. Site gayet iyi tasarlanmış zaten, aradığınız bilgiyi bulmakta zorlanmıyorsunuz.

İzmir’deki (ve pek tabii ki İstanbul başta olmak üzere diğer şehirlerdeki) arkadaşlar ne durumda? Var mı dört gözle bu etkinliği bekleyen ve gideceği filmlere çoktan karar veren? Ayrıca mutlaka izlenmesini düşündüğünüz filmler varsa paylaşmaktan çekinmeyin.


8 Comments

  1. recycledbeing diyor ki:

    Ben de kısaca baktım Cumartesi filmlerine de Onur Savaşı’nı gözüme kestirdim gibi. Belki hiç gitmem. Ondan sonraki Acı ile Düşler Diyarı da ilgimi çekiyor ama bir tane yeter bana. 😀

    Bi de Cennetteki Çöplük var çok merak ettiğim ama o da Cuma ya.

  2. Adam Pedersen diyor ki:

    jagten’e de mutlaka gitmeli. mads mikkelsen’in oyunculuğu yeter. izlemediysen eğer adem’in elmaları filmi de benden tavsiye…

  3. anonim diyor ki:

    hocam yaş sınırı hakkında bir bilgi var mıdır?

  4. ringoplast diyor ki:

    biz uzak diyarların, çorak toprakların çocukları için de siz izler, incelemelerini bizlere yaparsanız müteşekkir oluruz 🙂 şöyle güzelinde bir iki festival filminden haberimiz olur artık.

  5. can diyor ki:

    Ama bütün filmler yok İzmirdeki gözterimlerde 🙁 Marley ve W.E ye gitmek istiyordum en çok.

Trackbacks for this post

  1. […] Mads Mikkelsen‘in son filmi Onur Savaşı‘nı uzunca bir süredir izlemek istiyordum. Filmekimi’nin İzmir ayağında tek bir seansta gösterilse de yetişme şansı bulamadığım, daha doğrusu festivalin 2012 […]

Yorum Yapın

Arts Blogs