Efsane geri dönüyor.. Nip/Tuck 6. sezon


2003 yılının serin bir yaz akşamında ilk bölümüyle evlerimize konuk olan, cinselliği ön planda tutmasıyla bilinen Nip/Tuck, Don Hoberman isimli 6. sezonun ilk bölümüyle, 5. sezonu tamamladıktan tam 7 ay sonra aramıza dönüyor. Yayın tarihi 14 Ekim olarak gözüküyor; çevirisine çok atlayan olmadığı için, bizim izleyeceğimiz tarih 17-18’i bulur muhtemelen ama dayanamayıp İngilizce altyazıyla da izleme şansımız var tabi..

Bana göre 3 önemli karakterin bulunduğu Nip/Tuck; McNamara/Troy ortaklığındaki lüx hayatı, ameliyatları, yalan rüzgarıvari yaşamları müthiş bir dille aktarıyor.
Daha ilk bölümün başlangıç sahnesiyle diziye olan ilgi bir anda doruk noktasına çıkıyor ve ardından gelen olaylar ve o arkada işlenen ve aslında bizlere çok da uzak olmayan konu, sezonların ilerlemesiyle ortaya çıkan olaylar, özellikle Troy’un yaşadığı ilişkiler ve sürdüğü arabalar (:O), lezbiyen rolündeki Roma Maffia’nın diziye kattığı müthiş hava -ki kendisi 3. önemli karakterim- ve daha sayılacak onlarca şey…


Diziye uzaktan baktığınızda, sanki her bölümde farklı bir hastanın ameliyatı ve akabinde yaşanan olayları merkez alıyor sanıyorsunuz ama iş o kadar farklı ki…
Diziye girip çıkan her bir karakterin -ki en az 10-15 tane girmiştir, hastalardan bahsetmiyorum tabii ki; kulağını kaptıran ablayı istisna olarak kabul edebiliriz- kendine özgü hayatlarını en çarpıcı şekilde ekrana yansıtıyor, o fevkalade hikayeleri en deli şekilde bizlere aktarıyor.


Zaten bir dizi 6. sezonuna kolay kolay gelmez. İkinci üçüncü bölümünde biten diziler var, sezonu zor tamamlayanlar var. İlk sezonu bitirip alkış toplayan, ikinci sezona büyük umutlarla girip vasatı aşamayanlar da var. Fakat Nip/Tuck, her yönüyle çizgisinde kalmayı başarıp, birçok karakterin hayatına girip-çıkıp, hepsini şahane bir şekilde işleyip buralara kadar geldi.
Ben izlemeye başladığımda sanırım daha 3. sezondaydık ve 4. sezona geçerken o aradaki vakit nasıl geçecek diye kendimi yiyip bitiriyordum.

2010 yılında 7. yaşına basacak olan Nip/Tuck; 1 kez Altın Küre, 1 kez de Emmy kazanmış ve bunlar dışında 40’dan fazla da aday olduğu ödül var.

Jeneriğine bile hasta olunacak tarzda bir dizi aslında.

Make me beautiful…
Make me,
A perfect soul,

A perfect mind,
A perfect face,

A perfeeeect lie…

Fırsatınız varsa ilk başlayacaklarınızdan olsun…


Yorum Yapın

Arts Blogs