Doğaüstü – Chronicle (2012)

Imdb puanının 7.4 olması, metascore’un 69’u bulması ve türünün de çekiciliğiyle 720p beklemek yerine sinemanın yolunu tutalım dedik. Bir de son 2 haftalık periyotta tek tük film izleyerek tabir-i caizse filmleri piç gibi ortada bırakınca içimdeki film izleme aşkım depreşti ve şifrelerimizi gişedeki bayanla paylaştık.

El kamerası olayını oldum olası sevmişimdir. Aslında filmle ilgili pek bir bilgim yokken rastgele okuduğum bir yorum sonucu el kamerasıyla süper güç olayına değindiklerini öğrenmiştim. Zaten önceki detaylar bir hayli dikkat çekmişken, bir de işin içine el kamerası girdi mi daha bir keyif alacağımı düşündüm ama ne yazık ki beklediğimden daha fos bir film çıktı Doğaüstü. Cloverfield‘ın yapımcısının yine yapımcılığını üstlendiği film, tıpkı onun gibi sıradan başlıyor, tıpkı onun gibi sıradan devam ediyor ama ondaki etkiyi yaratmayı beceremiyor. Aslında yine o filmdeki “nasıl, neden, nereden” sorularını yanıtsız bıraksa da, ne doğru düzgün germeyi başarıyor ne de kısa süresinde etkilemeyi.

Belki de hikayenin etkileme çabası, önemli bir mesaj verme çabası yoktur ama sonuçta sinemaya kadar gidip izliyorsak farklı bir şeyler bekliyoruz. Chronicle‘da ne doğru düzgün bir hikaye mevcut ne de tatmin eden bir final. 1 saat 24 dakikalık ekstra kısa süresi boyunca toplamda 10-15 dakikalık bir atraksiyon vaad eden film, az buçuk biraz eğlendiriyor. Onun dışında “neden bu filmi sinemada izliyorum” sorularını sık sık sormanızı sağlıyor.

Josh Trank‘in ilk filmi. El kamerasının son yıllardaki getirisiyle ben de kendime bir pay çıkartırım belki diye düşünmüş ve 12 milyon dolar gibi inanılmaz cuzi bir bütçeyle şimden 123 milyon doları yakalamış. Aslında görsel açıdan da bir hayli tatmin ettiğini söyleyebilirim. Hele ki 12 milyon dolar harcandığını düşünürsek tebrik etmek bile gerekir. En doğru tabirle, filmin en önemli özelliği, en iyi özelliği bence bu kadar az bütçeyle bu kadar iyi görsel efektleri barındırmasıdır.

El kamerası kullanılıp da beni en az etkileyen filmlerden biri oldu şimdiye kadar. Ki bu olayı inanılmaz seviyorum, hatta aşığım. Bi Blair Cadısı, bi Paranormal Activity olsaydı bu filmin yerine, hele ki sinemada, çok daha kârlı bir iş yapmış olurduk herhalde.
Sonuç olarak beni kesmedi. Hedef kitleden değilim belki de. Kesmemesi de çok doğal olabilir, bilemiyorum. Seveni de mutlaka çıkacaktır eminim. 6/10


2 Comments

  1. westan65 dedi ki:

    >Bende bu filmi çok merak ediyordum büyük bir beklentim vardı ama yorumundan sonra o beklentimde gitti.
    Bilmiyorum bilgin varmı ama 2012 yapımı The River diye 8 bölümlük bir dizi var el kamerası ile çekilen güzel bir dizi, seyretmeni öneririm.

  2. SirEvo dedi ki:

    >http://www.imdb.com/title/tt1836195/
    O diziyi duymuştum da, bağlantı kötü olduğundan bir türlü indirme fırsatım olmadı. Denk gelirsem indireyim bakalım, el kamerasıyla dizi tecrübesi de yaşamış olalım. 🙂

Yorum Yapın

Arts Blogs