Dizi Tavsiyesi: United States of Tara (2009)

Film izleyemiyorum, bari yeni başladığım bir diziden bahsedeyim. Son zamanlarda 3-4 diziye başlasam da aralarında en beğendiğim bu olduğu için ilk sırayı kaptı. Dexter’ı bizlerle buluşturan Showtime’dan güzel bir yapım daha; United States of Tara.

Dizinin başrollerinde; Toni Collette (Tara), John Corbett (Max), Keir Gilchrist (Marshall), Brie Larson (Kate) ve Rosemarie DeWitt (Charmaine) var. Dizinin senaristleri Diablo Cody ve Alexa Junge. 12 bölümünü yazan Diablo Cody’nin ilk yazdığı senaryonun Juno olduğunu da hatırlatayım. Hemen ertesinden de Tara ve Jennifer’s Body gelmiş. Şimdilk 2 film ve 1 dizide kalemi eline alan Diablo için Jennifer’s Body’i saymazsak geçer not verebiliriz. Alexa Junge’nin ise Friends’in 12 bölümünde imzası var. Yönetmen koltuğunda ise 4 farklı isim var; Craig Gillespie, John Dahl, Brian Dannelly, Mark Mylod.
Ama bunlardan gayrı çok daha mühim bir isim var. Şimdiye kadar izlediğim en mühim filmlerde kamera arkasına geçmiş, yapımcılıklara soyunmuş, senaryolar yazmış bir isim. Bir efsane: Steven Spielberg

Tara, Multiple Personality (Dissociative Identity Disorder) yani çoklu kişilik bozukluğu denen hastalıktan müzdarip bir insan. Aslında kullandığı ilaçlar sayesinde bu durumu bir şekilde geri itiyor ama o kullandığı ilaçlar yüzünden de hayatı geri itiliyor. Farklı karakterlere bürünmeyi göze alarak ilaçları bırakmasıyla onun ve özellikle de etrafındakilerin hayatı tam bir curcunaya bürünüyor. Bazen T. olup genç kız havasına bürünüyor ve seksi tangasıyla boy gösteriyor, kocasını baştan çıkarmaya çalışıyor, bazen Alice olup eskilere uzanıyor, şahane ev kadını moduna bürünüyor ve bazen de en süperi olan Buck karakterine bürünüp tam bir erkek oluyor. Hatunların kıçını ellemeler mi istersiniz, ağızda sigara elde birayla bowling oynamalar mı…
Max ise, sadece karısıyla olmak isteyen, Tara’nın büründüğü hiçbir karakterle yatmamak için elinden geleni yapan (sözleşme olayını es geçiyorum) ve diğer karakterlerin her olumsuzluğuna olumlu bir şekilde kulp takabilen koca rolünde. Bahçıvan olarak hayatını kazanan ve eve geldiğinde karşısına kimin çıkacağından bihaber yaşayan Max’i canlandıran John Corbett’i daha önceden “Sex and the City”nin 22 bölümünde izlemişiz. Onun dışında çeşitli yan rollerden başka kalburüstü yapımlarda görünen tiplerden değil.

Çocuklardan Marshall, Tara’dan sonra en sevdiğim tip oldu. Özellikle oyunculuğu şahane. Annesinin her rolüne ayak uydurabilen, yeri geldiğinde ev hanımlığı bile yapan Marshall’ın cinsiyet tercihi de şüpheli. İlk 3 bölüm itibariyle ufaktan bir ipucu vermiş olsalar da, kesin bir sonuca varamadık henüz ama dizinin 2. fark yaratan oyuncusu diyebilirim.
’89 doğumlu Brie Larson’ın canlandırdığı asi kız Kate ise Amerikan Pastasıvari yaşam tarzıyla evin en kıl üyesi. Cins erkek arkadaşı, cinsel hayatını çabucak keşfetme arzusu ve annesinin hiçbir karakteriyle uyum sağlayamaması ilk göze çarpan detayları benim gözümde.
Teyze Charmaine ise fırsatlardan her daim yararlanma çabası içerisinde. Max’in en zayıf noktasında her türlü boku yiyip sisterını her an satabilecek düzeyde. Şimdilik pek göz önünde yok da diyebiliriz.

Birden fazla karakteri aynı bölümde canlandıran ve bunu müthiş yapan Toni Collette, zaten diziye bayılmamı sağlayan en büyük etken diyebilirim. Güzellik olarak pek bir şey vaad etmese de, oyunculuk olarak son zamanlarda izlediğim en iyi aktrislerden biri diyebilirim. Hayattan ve özellikle de hastalığından bezmiş bir kadını, uçuk kaçık genç bir kızı, müthiş bir ev kadınını ve erkekler tuvaletinde işemeye giden adamvari bir kadını müthiş oynayan, hepsinin altından şahane kalkan Toni‘nin farkına varan ilk insan da ben değilim.
18 Ocak 2009’da yayınlanmaya başlayan, ilk sezonunu 12. bölümde tarih 5 Nisan 2009‘u gösterirken bitiren dizinin başrol oyuncusu Toni Collette 2009’da Emmy, 2010’da da Altın Küre kazanmış buradaki rolüyle. Dibine kadar da haketmiş hani. Ayrı ayrı karakterleri bu kadar iyi canlandırabilecek başka birini daha söyle deseler ağzımdan tek bir bayan ismi çıkacağını sanmıyorum. Özellikle böylesine her hafta yeni bölümü gelen, her bölümde 2-3 farklı karaktere hayat veren birini bulmak çok zor.

Bana diziyi öneren Elif ve Shagrathian’e teşekkür etmekle birlikte, eğer bu aralar yeni bir diziye başlamak için fırsat kolluyorsanız, ilk 1-2 bölümünü izlemenizi kesinlikle tavsiye ettiğim dizi budur. 22 Mart’ta 2. sezonunun başlaması kuvvetle muhtemel olan dizinin güzel jeneriğini de aşağıya ekledim, iyi seyirler…

United States of Tara Jenerik


5 Comments

  1. Shagrathian diyor ki:

    >Güzel inceleme için teşekkürler. Gerçi bunu sana ilk ben önerdim diye hatırlıyorum ya neyse… :p
    Bu yazıyı direkt foruma koymalıyız hatta. Dizinin başlamasına iki hafta falan kala tanıtım kampanyası başlatacağım. Sana güveniyorum. :))

  2. SirEvo diyor ki:

    >Haklısın, ikinizin de emeği var. :PP

    Koyalım tabii foruma :))

  3. tyler78 diyor ki:

    >Ben bu diziyi izliyordum aslında, bırakmayacaktım da ama çevirisi sıkınca diziyi de bıraktım. Kaldığım yerden devam mı etsem acep. İyi övmüşün diziyi.

  4. tyler78 diyor ki:

    >Bu arada eklemeden geçmeyeyim, Buck karakteri harika. İzlerken Buck çıksın diye bekliyordum. Kocasıyla erkek muhabbeti yapması çok komik oluyordu.

  5. SirEvo diyor ki:

    >Buck'ı ben de çok seviyorum tyler.
    Bence devam et :))

Yorum Yapın

Arts Blogs