Dizi Tavsiyesi: True Detective

Sinema ve televizyonu yakından takip edenler için klişe ne kadar sıkıntılı bir durumsa, yeni başlayan bir diziye alışmak ve takip etmek de aynı şekilde sıkıntılıdır. Sinemada ayıracağınız ve üzerine üzüleceğiniz vakit 1,5-2 saat belki ama, bazı dizileri yıllarca takip edip hüsrana uğramışlığımızı çok iyi hatırlıyorum ben. Şimdi tek tek örnek verip (Prison Break deyip, Heroes deyip) rencide etmek istemiyorum, o yüzden 2014’ün en önemli işlerinden True Detective‘i övmeye geçeyim direk.

The Killing’in de 2 bölümünü yazan, aynı zamanda “romancı” kimliğiyle de tanınan Nic Pizzolatto‘nun başının altından çıkan bir dizi True Detective. Adını okuduğunuz anda polisiye olduğunu tahmin etmekte zorlanmazsınız belki ama HBO kanalından fırlayan bir seyirlik olduğunu söylediğimde de iki kere düşüneceğinizi biliyorum. Düşünün. Çünkü True Detective bu yılın en çarpıcı dizilerinden olmaya aday.

Beyaz perdede sıradan yapımlarda izlemeye alıştığımız Matthew McConaughey altın çağını yaşıyor adeta. 2013’e öyle bir başladı ki devamı katmerli bir şekilde geliyor. Yıllarca Fool’s Gold, Sahara, Two for the Money gibi yüzüne bir kez daha bakılmayacak filmlerde izledikten sonra umudu kestiğimiz adam, son 2 yılın en çok konuşulan aktörlerinden biri haline gelmeyi başardı. Bunda Dallas Buyers Club‘daki üstün performansının payı ne kadar çoksa, The Wolf of Wall Street‘teki kısa ama iz bırakan rolü ile özellikle True Detective’deki unutulmayacak Rust karakterinin de payı bir o kadar fazla. (2012 yapımı Mud’da da iyi olduğu söylenmekte, izleme şansım olmadı henüz.)

Karakterden karaktere girse de izlemeye doyamadığımız Woody Harrelson‘la başrolü paylaşıyorlar dizide. Michelle Monaghan da yardımcı. Anlayacağınız tam bir sinema kadrosu var karşımızda. Geçmişleri birbirinden farklı, hayatları birbirinden çok çok farklı, hayata bakışları tamamen zıt iki dedektifin hikayesini anlatıyor True Detective. Bizi bir 95’e götürüyor, bir günümüze getiriyor. McConaughey’i bir gördüğümüzde işine piskopatça bağlanmış bir yalnız, diğer sahnede ise yüzü gözü kaymış bir alkolik.

HBO bu ya, yine bulup getirmiş en uç fikri. Hikaye belki yıllardır izlediklerimizden ama Rust diye bir karakter atmışlar ortaya, ne konuşmasına doyabiliyorsunuz ne kestiği role. Woody Harrelson’ın canlandırdığı Marty ne kadar tanıdıksa evlere, Rust Cohle da o kadar uzak. Kafa yapısı, düşündükleri, olaylara bakışı, takıntıları… Neredeyse her özelliğiyle ben uçum, ben farklıyım diye bas bas bağırıyor. Bu hem ailevi yaşadıklarından hem de iş dolayısıyla başına gelenlerden belki ama senaristler o kadar iyi iş çıkartınca, Matthew McConaughey de rolü yaşayıp seyirciyi mest etmekten geri kalmıyor ve orijinalliğin son demlerinde bir deneyim yaşatıyor.

Senaristler demişken, evet oyunculuklar gerçekten başarılı ama buram buram kalite kokan replikler dizinin hint kumaşı olmasında en büyük etkenlerden. 1 saate yakın süresine rağmen su gibi akıp geçmesi bölümlerin, kamera arkasındaki ekibin ne denli büyük bir rol oynadığını gösteriyor aslında. Bunlarla beraber hem jeneriğindeki hem de 8 bölüm boyunca bize eşlik eden müzikleri de hesaba kattık mı HBO bir kez daha işin altından kalkmasını bilmiş diyebilirim.

True Detective kolay bir dizi değil. İzlemesi biraz zorlayabilir. Yeri geldiğinde şifreli yayın olmasının verdiği rahatlıkla soyunanlara denk gelebiliyoruz, yeri geldiğinde patlayan beyinlere, yeri geldiğinde de birkaç kez dinlediğimiz devasa konuşmalara. Rust’ın kafasını anlamak cidden zor. Çok çok ağır geliyor bazı sahneler. Göndermeleri de bir hayli fazla. Ama oyunculuklar, müzikler, hikayenin gelişimi, makyaj, çekimler ve kurgu o kadar bağlıyor ki, insan bu kadar kısa sürmesine üzülüyor. Yine de tatmalı bu benzersiz deneyimi diyerek hala izlemeyenlere ufak bir hatırlatma yapayım istedim. Keyifli seyirler.


3 Comments

  1. hakan diyor ki:

    gerçekten harika bir dizi.bu diziyi seyredecek arkadaşların sabırlı olmasını tavsiye ederim.

  2. Özgür diyor ki:

    Şimdiye kadar izlediğim diziler arasında çok ayrı bir yere sahip olacak. Bol aksiyonlu polisiye dizileri seviyorsanız hayal kırıklığı yaratabilir. Bünyede doyum sağlayacağını düşünüyorum. Yazıda değinildiği gibi harika dizi müziklerine sahip bu da kocaman bir artı. İlk sezon finaliyle benim nezdimde efsane olmuş dizidir.

  3. anıl diyor ki:

    film olarak bazen şaşabiliyor imdb puanları ama , imdb puanı yüksek diziler gerçekten bu puanı sonuna kadar hakediyor.bu diziyi sevmenizi sağlayacak birçok neden var.kısaca çöyle söyleyeyim.dibine kadar oyunculuk , dibine kadar gerçekçilik , dibine kadar sağlam bir hikaye.hayatınızda hiç görmediğiniz güzellikle bir ilk sezon ve 8 bölüm.tadını yavaş yavaş çıkarın..

Yorum Yapın

Arts Blogs