Dizi Tavsiyesi: Entourage

8 sezonu devirip virgülü koymuş, sinema filmiyle de noktayı koyacak bir dizi için tavsiye yazısı yazmak ne kadar mantıklı bilemiyorum ama geç keşfedip de kısa sürede en iyi dizilerim arasına giren Entourage için de iki satır bir şey yazmazsam içimde kalacaktı.

Hollywood’un en önemli aktörlerinden biri, onun yanındaki 3 arkadaşı ve bir de menejerinin arasında geçen diyalogları konu alan Entourage, türü ve izledikten sonra içinizde bıraktıklarıyla tam bir Californication havası yaşatıyor diyebilirim. İzlemeye başladığınız gibi bağlanıyorsunuz ve bölümleri, hatta ve hatta sezonları bitirmemek için kendinizi zor tutuyorsunuz.

Vincent Chase, Hollywood’un süper starı, en sevilen ve bilinen aktörlerinden. Gittiği her yerde saygıyı, sevgiyi ciddi manada yaşıyor. Elini salladı mı istediği yanına geliyor. Hatta çoğu zaman elini sallamasına da gerek kalmıyor. En yakın arkadaşı Eric ise onun için bir şeyler yapmaya, kariyerini rayına oturtmaya çalışıyor gibi gözüküyor dizinin en başlarında. Diziyi takip edenlerin büyük bir çoğunluğunun hasta olduğu Ari karakteri ise çoktan efsanevi dizi karakterleri arasına adını yazdırmış. Twitter’da “Entourage?” diye sorduğumda gelen cevapların %90’ında Ari geçiyordu mesela, oradan anlayın. Ki izlemeye başladığınızda da karakterin ciddi manada farklı olduğunu anlıyorsunuz. Senaristler büyük iş çıkarmış. Tabii Jeremy Piven‘in oyunculuğu da karakterin bu kadar ilerlemesinde büyük pay sahibi. Hele ki asistanı Lloyd‘a söylediği laflar, yaptığı benzetmeler, göndermeler, aşağılamalar yenilir yutulur gibi değil. Lloyd karakteri de dizide arka planda kalsa da her şeyiyle keyif verenlerden.

Ama nedense ben Drama-Turtle ikilisi kadar hiçbir karakteri benimsemedim. Drama, Vince’in abisi. O da tıpkı kardeşi gibi aktör ama bir türlü istediği patlamayı yapamamış ve yaşı da ilerlediği için sürekli bir tereddüt içinde. Turtle ise aralarında tek iş yapmayan eleman. Getir götürleriyle ilgileniyor, şoförlüklerini yapıyor falan. Her iki karakter de tek başına diziye bir şey katmasalar da, beraber oldukları her sahnede -ki sürekli beraber takılıyorlar- döktürüyorlar. Turtle-Drama atışmaları şahane. Özellikle Johnny Drama’nın bir türlü parlamayan yıldızıyla dalga geçilmesi ve verdiği tepkiler, bu tepkiler sırasında takındığı tavırlar görülmeye değer.

Californication’daki kadar olmasa da, cinsellik belirli bir seviyede dizide. Sonuçta HBO’dan bahsediyoruz. Kablolu kanalların kralı, aynı zamanda şifreli olmasıyla da en cüretkârı. Onu es geçmek olmaz. İzleyenlerin bilmesi gerekli. Cinsellik belirli bir yer kaplıyor ama dizinin kalitesini ne azaltıyor ne de arttırıyor. Yani popüler olalım çabasıyla serpiştirilmiş bir cinsellikten bahsetmiyoruz. Olması gerektiği için serpiştirilmiş bir cinsellikten bahsediyoruz. Ki zaten diziyi sevmemizin bir diğer sebebi de odur.

Dizinin kendine has güzelliklerinden biri de, yıllardır izlediğimiz Hollywood oyuncularının sürekli diziye konuk olması. Sırf oyuncular değil, çoğu zaman sinema tarihine adını yazdırmış yönetmenler, bazen de senaristler bir anda kadraja giriveriyor. Hatta son 2 sezonda çok ünlü bir porno yıldını bile konuk ettiler. Ki onun olduğu 1-2 sahne ciddi manada rahatsız edici olabilir. Benden söylemesi.

4-5 şahane karakter, sürekli dahil olan efsane oyuncular, efsane yönetmenler hatta efsane şarkıcılar dizinin izlenebilirliğini sürekli yukarıda tutuyor. Daha sayamadığım onlarca yan karakter de cabası. Tabii “sağlam” dizilerin olmazsa olmazı müzikler de yine kendine yer bulanlardan. Süper parçalar çalıyor çoğu zaman.
En önemlisi de hikaye. Bir aktörün neler yaptığı, etrafındaki insanlarla olan muhabbetleri, kariyerindeki iniş-çıkışlar, tutkuları uğruna göze aldığı riskler falan derken 7-8 sezon göz açıp kapayıncaya kadar bitiveriyor.

Böyle kafa yormayan, içinizi ferah tutan, yeri geldiğinde çerezlik mertebesinde olsa da bununla gocunmayan ilginç bir dizi ararsanız mutlaka tavsiye ederim. Hatta ilk birkaç bölüme gözatıp türü de seviyorsanız diziye sıkı sıkıya sarılmanız muhtemel çünkü türünün en iyilerinden biri bana kalırsa.
Ha, bu satırları okurken “ohooo biz onu yutalı çok oldu” diyor da olabilirsiniz ama eminim hâlâ tanışmayan sürüyle dizi hastası vardır. 1 Altın Küre ve 6 Emmy sahibi olduğunu hatırlatmakla beraber şiddetle tavsiye ediyorum. Keyifli seyirler…

Not: Geçtiğimiz yaz, askere gitmeden evvel başlayıp bitirmiştim Entourage’ı. Yazıyı da birliğe teslim olmadan birkaç gün önce yazmıştım hatta. Taslaklarda sıkışıp kalan bir diğer dizi tavsiyesi anlayacağınız. Bugüne kısmetmiş artık.


6 Comments

  1. eozen81 diyor ki:

    Ben ısrarla 4-5 bolum şans vermiştim ama dayanamadım daha fazla 🙂

  2. eozen81 diyor ki:

    Evet, ona da bir 3 bölüm bakıp devam ettirememiştim dostum 🙂

    • SirEvo diyor ki:

      Californication’ı 3 bölüm izledikten sonra “bu ne ya, dizi mi izliyoruz erotik film mi” demiştim. Sonra baskılar sonucu 2-3 bölüm daha izledim ve dizi şu an efsanelerim arasında. Hank Moody diye bir karakter var o dizide ve onun gibi bir karakter herhangi başka bir dizide yok. İnanılmaz bir şey. İlerleyen sezonlarda hem cinsellik daha azaldı (tabii Showtime olduğu için hiç bitmedi ve biterse zaten manası kalmaz) hem de diziden aldığım keyif daha arttı. Tekrar başla diyemem ama büyük bir diziyi kaçırmışsın abi.

      Entourage için de, senin benim gibi film severler için bulunmaz bir nimet. Tamamen Hollywood’un arka kapıda yaşananlarını anlatıyor ve peş peşe 5-10 bölüm izlesen sıkılmıyorsun alıştıktan sonra.

    • eozen81 diyor ki:

      Oo o zaman ben de izlerim dostum, demek şans vermek lazımmış biraz daha. Çok teşekkürler. 😉

Trackbacks for this post

  1. […] Hollywood’da voleyi vurmuş, vurmak isteyen, vurup batan karakterleriyle tavsiyesini de yaptığım çıtırlık HBO dizisi. 8 sezon oynayıp final yapmıştı. Filmini bekliyorduk. Ocak […]

Yorum Yapın

Arts Blogs