Dirty Pretty Things (2002) – Kirli Tatlı Şeyler

Gündüzleri taksi şoförlüğü yapıyorsunuz, geceleri ise bir otelde resepsiyondasınız. Bir gün çok samimi olmasanız da tanıdığınız müşterilerden biri sizi bir odaya gönderip, odadaki dağınıklıkla ilgilenmeniz gerektiğini söylüyor. Odaya vardığınızda tıkanık bir klozet göze çarpıyor. Klozeti temizlemeniz gerekmekte haliyle. Ama o da ne? Tuvaletin içinde hiç de tahmin edemeyeceğiniz bir cisim. Bir…

Dirty Pretty Things, başrollerini güzeller güzeli Fransız aktris Audrey Tautou ile son yıllardaki popüler Hollywood filmlerinde izlemeye alıştığımız siyahi aktör Chiwetel Ejiofor‘un paylaştığı bir suç bir drama. İngiliz yönetmen Stephen Frears‘ın (The Queen) yönettiği filmin senaryosunu ise daha önceden Eastern Promises‘te kalemi eline alan Steven Knight yazmış.
10’dan fazla Festival’de gösterilen, senaryosuyla En İyi Senaryo dalında Oscar’a aday olan filmin çeşitli yerlerden 16 ödülü ve 19 da adaylığı bulunmakta.

Londra’nın arka sokaklarında yaşanan insanlık suçunu çarpıcı bir şekilde gözler önüne seren filmin göbeğinde Türk bir karakter var; Şenay Gedik. Film, Audrey’in canlandırdığı karakterin İngiltere’ye nasıl geldiğini değil de, İngiltere’den gitmek için neler yapacağını, neleri göze alabileceğini anlatıyor bir yerde. Tabii tek başına değil, yanında Okwe var. Geçmişine yüzeysel bir bakış atılan Okwe, Şenay’la aynı otelde çalışıyor ve onun da amaçları Şenay’la bir şekilde kesişiyor.

Amelie‘den, Hors de prix‘ten tanıdığımız Audrey bu filmle beraber ilk defa İngilizce konuştuğu bir karakteri canlandırıyor. Aslında onu gerçekten Fransızca konuşmasıyla tanıyıp sevmişim. O yüzden biraz itici gibi geldi bana ama film devam ettikçe insan biraz da alışıyor. Onun dışında, yine oyunculuğunu sergilemiş ve böylesine ağır bir rolü de layıkıyla sırtlamış bence.
Serenity, Inside Man, Children of Men, American Gangster, 2012 gibi son yıllara “bir şekilde” damga vurmuş filmlerde yan rollerde başarıyla izlediğimiz Chiwetel Ejiofor ise bu sefer başrolde ve kendinden bekleneni verip rolün altından kalkmış. Gayet iyi oynamış. Helal olsun.

Parasızlığın, çaresizliğin ne demek olduğunu, insana neler yaptırabileceğini bir kez daha hatırlatan film 1.5 saat civarında. Düşük temposuna rağmen önemli konusu filmi kesinlikle izlememiz gerektiğini söylüyor bize. Gerçi 2002 yapımı olan filmi bu zamana kadar çoğu kişi izlemiştir belki ama hala gözden kaçıran varsa kesinlikle tavsiye ederim. Vurucu hikayesinin yanında ufaktan gerilimi, aşkı ve dramasıyla izlenmeyi hakediyor.

Benim notum 8.


3 Comments

  1. Schumy dedi ki:

    >Hala mı bu karı, izletmez olaydım o fransız filmini 😀

  2. SirEvo dedi ki:

    >Dur olum 2 filmi daha var sırada, izlenmeyi bekliyor. 😀

  3. wimparella dedi ki:

    >Film film film.. Hayat kaymağam. İzlemeyince eksik hissediyorum. Bunu da izlemem gerekti şimdi 😀

Yorum Yapın

Arts Blogs