Derbinin Ardından Schuster…

İstanbul’a gitmeden önce aklımda yoktu Fenerbahçe maçı ama cebimdeki parayla bir adet bilet alabileceğimi farkedince bir anda kafama girdi ve neden gelmişken Fener maçını da izlemiyorum dedim. Dedim sadece. Öyle bir düşünceydi, geldi geçti. İstanbul’dayken, “oğlum sen yanlış maça gittin, asıl maç derbi” falan diyenler oldu. “Gitmişken onu da izler insan” diyenler oldu ama şu an düşünüyorum da önce Kiev’den sonra Fener’den 4 gol yiyerek dönmeye kalksaydım İzmir’e, sınırdan içeri almazlardı herhalde. Tabii eğer orada olsaydım kimbilir nasıl bir hikaye olurdu gibi bir düşünce de gelebilir akıllara. Neyse.

Buraya pek futbol yazmıyorum artık, o kadar transfere rağmen nedense içimden gelmiyor. Belki de sinema + futbol olarak açtığım blogu artık tam anlamıyla sinema kısmına kaydırmak istememdendir bu. Ama blogun ilk zamanlarında sağ altta iki adam vardı. Panzerimiz başlıklı Ernst ve Olmaz Sensiz başlıklı Ferrari. Sonraları blogda paylaştıklarımla ters düştüğünü farkettiğimde kaldırmıştım bu adamları. Gerçi Ernst’in yeri hala ayrıdır bende ama Ferrari bu akşam resmen ipini çekti. Aslında onun da bir suçu yok. Sivok’u 18’e bile almayan Schuster’in yanlış tercihlerinde bütün olay.

Önce Kiev, sonra Fener maçları Schuster’in en önemli sınavlarıydı. Takımda kalmak adına iç sahada yapacağı iki maç. Bu iki maçta da aylardır forma giymeyen, formsuz, maç eksiğim var benim diye bas bas bağıran Ferrari’yi takımın beline koyarak dinamiti ateşledi. Ferrari de kendisine verilen görevi başarıyla yerine getirdi. İlk önce Kiev maçında rezalet bir oyun, sonra bu akşamki maçta Lugano’yu indirdi hakem es geçti, baktı olacak gibi değil dirseği geçirdi ve takımı resmen sattı. Tek kelimeyle sattı.

Tabii suç onda mı yoksa onu orada oynatan Schuster’de mi o da ayrı bir konu. Sivok’u 18’e bile almayıp yedek kulübesinde defans oyuncusu tutmaması en büyük sıkıntı. Sırf o değil, Almedia geldiğinden beri ligde gol atamıyorken Bobo’nun da 18’de yer almaması bir diğer olay. Tabii kadrodaki en sevmediğim adamların başında gelen Ekrem ve Toraman’ın gol attığı maçta galip gelmememiz de isabet oldu.
Bunların ötesinde İbo’ların kavgasındaki rezalet kriz yönetimi de eklenince son 1 haftalık olaya, ortaya rezil bir tablo çıkıyor Schuster adına.
Son olarak da Necip-Ernst-Bobo üçlüsünü doğru düzgün oynatmayarak formlarını felç etmesi de kendisinden nefret etmemi sağlayan en büyük etkenlerden biridir.

Tarihinin en iyi kadrosunu kurduğu Beşiktaş’a son 30 yılın en kötü lig karnesini hediye eden Schuster bir de kupada muhtemel rakipler Antep-GS’dan birine elenirse yarı finalde, o zaman dananın kuyruğu kopacaktır. Haftalardır “biz önümüzdeki yılın kadrosunu yapıyoruz” diyen yöneticiler işte o zaman Schuster’le ilgili ne yaparlar çok ama çok merak ediyorum…

Ufak bir istisnaydı bu başlık. Bir devrin kapanmasını kısaca değerlendireyim istedim. Yarın 12 Oscar adaylı The King’s Speech yazısı geliyor.

Guti denen insanı bu takımda hayatımın sonuna kadar görmek istediğimi unutmadan ekleyeyim. O ufak tıkları bile yeter. Ekrem’in golünü o yarattı, bütün atakları o yönlendirdi, yine. Yine. Bide katkısı yok falan diyorlar, adam 10 gol atıp 11 asist yapmış geldiği günden beri. Peh yani.

6 Comments

  1. mit diyor ki:

    >Beklentilerin altında ezildi Beşiktaşım. Yazık oldu gerçekten… Bunca transferden sonra hem de… Schuster kötü bir antrenör değil ama sebebini bilmediğim bir sebepten dolayı saçmalıyor. Tazminatı alıp kaçma derdinde midir nedir?

  2. SirEvo diyor ki:

    >Başka bir derdi yok bence. 😀
    Transferlerle olmuyor demek ki abi. Takım olamadık bir türlü. Oyuncular üstüne kurdular, onların kötü performansında takım da saçmalıyor.

  3. Edizliv diyor ki:

    >Schusterden soğudum ama bu derbi maçı…Schuster ağzını açmasada takım bugün oynayacaktı belliydi…adım gbi biliyodum ki kazanacaktık…Q7 istekte bulunmuştu yönetime…KİM OLURSA OLSUN KAPTAN AMA BU MAÇTA BEN OLMAK İSTİYORUM.. diye..Bu onun bu maç için nekadar istekli olduğunu gösteriyordu…Geldiğinden beri Simao da ilk kez bukadar istekliydi belkide…AMA farka gideceğimizi düşündüğümüz ve inandığımız dakikalarda
    ****** ****** Ferrari tüm hayallerimizi altüst etmiş sahadaki 10 arkadaşına Trübündeki 35000e ihanet etmiştir…Yazıklar olsun Ona…diyecek sözüm yok…diyilecek tek şeyi sansürlü olarak dedim zaten…
    Çok iyi bir takımız kadro kalitesi olarak ama bu takımı bu adam kuramıyacak belli oldu…Tez zamanda yol verilsin.
    Tez zamandada seneye transfer yapmayacağım diyen yönetimimzede Türk Futbolculardada bu mantalitesini devam ettirmesinin şart olduğunu bildirmekte fayda var..
    Not:Sivok ve bobo maç öncesi kadro dışı kaldı…

  4. SirEvo diyor ki:

    >Onları kadro dışı bırakan zihniyette sıkıntı var zaten. 😀

  5. mit diyor ki:

    >Nerede Lucescu nerede Del Bosque, Tigana, Denizli, Schuster. Bu yönetimin yaptığı en büyük hata Lucescu'yu göndermekti bence.

  6. SirEvo diyor ki:

    >Denizli elindeki kadroya rağmen bir şeyler başardı yine. O rezil atak hattıyla takımı şampiyon yaptı Ernst transferiyle ama Schuster bu kadar muhteşem bir kadro kurulmuşken içine etti her şeyin. Umarım seneye Avrupa'da oluruz. Gerçi her sene aynı olay, ilk turda eleniriz yine grupları geçsek de. Cacık olmaz Türkiye'deki takımlardan ya. :))

Yorum Yapın

Arts Blogs