Daha – Hakan Günday

hakan günday dahaSinemada olduğu gibi, okuduğumuz kitaplarda da bir zaman sonra kendini tekrar eden hikaye ve insanlara denk geliyoruz ya hani, Hakan Günday ismiyle tanıştıktan sonra böyle bir olguyu en azından onun eserlerinde unuttum ben.

2013 basımı Daha, okuduğum ikinci kitabı aslında. Henüz yeni bir hayranıyım yani. Ama her satırı, her cümlesi, her kelimesi keyif veren nadir yazarlardan biri olup çıktı Günday. Sabahattin Ali ve İskender Pala‘ydı bu klasmanda en tuttuğum adamlar. Pala’nın Şah ve Sultan adlı romanını okuyorum şu sıralarda ve bir kez daha doymuyorum kendisine mesela. Azil’den sonra ikinci kitabıyla tanıştığım Hakan Günday ise, yavaş yavaş, orijinalliğiyle aradığım adamlar arasına girdi.

Ülkelerindeki açlık, yoksulluk ve savaştan kaçmak için zifiri karanlığa girenlerin değil, o zifiri karanlıkta onlara bir bakıma eşlik eden bir çocuğun hikayesini anlatıyor Daha. 9 yaşında insan kaçakçılığıyla tanışan Gazâ‘yı anlatıyor. 9 yaşında büyüyen, 9 yaşında dünyanın bütün kötülüklerini hazmetmeye çalışan bir çocuğun hikayesini.

Bir yandan Gazâ’nın babasıyla, yaşadığı yerdeki arkadaş(lar)ı ve yöredeki insanarla, yani etrafındakilerle yürütmeye çalıştığı ilişkiyi okuyoruz, diğer taraftan da kaçak göçmenlerle hayatını sürdürmeye çalışmasına tanıklık ediyoruz. Her daim kendini sorgulamasını da diyebiliriz başka bir açıdan.

Hikaye gerçekten orijinal. Hemen içine çekiyor okuyanı. Günday’ın diline de biraz aşinaysanız akıp gidiyor satırlar. Yazdıkları hem günümüz şartlarını düşündüğümüzde bir o kadar gerçek, hem de gerçek olmayacağını umacak kadar şiddetli, sert, acı verici. Ufacık yaşta bir bünyenin maruz kaldıkları elbette bir kurgu ama neden olmasın diyorsunuz okurken? Hiç mi okumuyoruz göçmenlerle ilgili dehşet verici haberleri? Hiç mi izlemiyoruz kaçakları taşıyan gemilerin nasıl battığını?

Her satırından, her yanından zeka akan bir kitap. Çoğu yerde gülmeden edemiyorsunuz. Bol bol da düşündürüyor. Azil’den sonra Hakan Günday bir kez daha başucuna konacak bir kitaba imzasını atmış. Dünyanın en büyük telif alışverişlerinin yapıldığı Books at Berlinale’e seçilen ilk Türkçe kitap olma özelliğini de taşıyan Daha’nın yazarı Günday’la henüz tanışmadıysanız çok şey kaybediyorsunuz demektir.

“Dünya hep böyleydi. Zemini, toprak değil öfkeydi.”


2 Comments

  1. Yigit Baran Gökdeniz diyor ki:

    Okuyacagınız son iki kitabı sırasıyla Piç ile Kinyas ve Kayra olursa eminim tadına doyamayacaksınız ama bu dediğim iki kitabını en sona bırakmanız nacizane tavsiyemdir bütün kitaplarını okuyan bir takipciniz olarak 🙂

    • SirEvo diyor ki:

      Şu an elimde Kinyas ve Kayra ile Ziyan var. Olayların birbiriyle alakası mı var yoksa en iyi iki kitabı bunlar mı?

Yorum Yapın

Arts Blogs