City sahaya gömülürken; 3-1

Dün akşam İzmir yine buz gibi olunca, PC başında oturmak gelmedi içimden. Televziyonda Ziraat Kupası maçları vardı ama onlar da ayrı bir buzdu. Salı günü, Çarşamba Man UTD – Man City maçı olduğunu okumuştum, izlerim diyordum dün için ama ilk yarısını nasıl olduysa kaçırdım. Neyse ki ikinci yarıya yetiştim ve futbol ziyafetine doydum.

İkinci yarı başlarken, spiker ve yorumcu abilerin tek söylediği ilk yarının sıkıcı geçtiğiydi. Umarım ikinci yarı da böyle olmaz diyerek maçı izlemeye başladım. Skor 0-0’dı ve ilk maç City’nin 2-1’lik üstünlüğüyle bittiği için UTD’ın mutlak gol bulması gerekiyordu. Ee UTD gol arayacaksa, maçın bol pozisyonlu olacağı bir gerçekti ama bu kadar da beklemiyordum vallaha. O nasıl bir heyecandır… İkinci yarının başlamasıyla bitmesiyle bir oldu adeta. “İşte EPL bu” dedirtti resmen.

1 oldu 2 oldu, tamam dedim UTD ilk maçın intikamını fena alacak. Taraftar desen zaten stad ağzına kadar dolu. Her taç, korner atışında oyunculara etmediklerini bırakmıyorlar. Derken Rooney %100 bir gol kaçırdı. Ama hani 25 maçta 20 gol atan bir adamın kaçırmayacağı cinsten bir gol. Hatta aynı şekilde 100 tane pozisyon yakalasa 99 tanesini atar belki. O derece net bir pozisyondu. Ardından top döndü dolaştı Tevez’in ayağına geldi ve 2 maçın da en istekli oyuncusu olan adam yine topu ağlarla buluşturmayı bildi. 3. golünü atıyordu bu turdaki. Stad büyük bir sessizliğie büründü. Bir avuç City taraftarının sevinci görülmeye değerdi.
Ama City bu golü attığına resmen pişman oldu. UTD, City kalesini öyle bir ablukaya aldı ki, resmen tek kale antrenman maçıydı. Bir tek gol eksikti antrenmanda. O da Scholes’un %100’lük kafa şutunu kornere çelen Given’ın artık hiçbir şey yapamadığı 91. dakikada geldi. Rooney maçtaki hırsını toptan çıkartırcasına bir kafa vuruşu yaptı 6 pastan ve sonucu belirledi. Artık sevinme sırası, sabahlara kadar delirme sırası UTDlılardaydı…

Normal bir futbolcu için müthiş yakalanan bir kare olsa da,
söz konusu Bellamy oldu mu sıradan bir fotoğraf gibi duruyor…

Maçta dikkatimi çeken en büyük olay Bellamy oldu. Adam bildiğin çirkef. Ağzından “fuck” kelimesi hiç düşmüyor. 5 yaşında çocuğu koysanız o bile anlar dediklerini. Ferdinand’a ettiği küfürler sonrası Ferdinand’ın soğukkanlılığını bozup hiçbir şey yapmamasına acayip şaşırdım. Sırf Ferdinand’a değil, her oyuncuya küfretti bir de. Oyunculara küfrediyor ama bunu yaparken yanında hakem de var. Ağzından çıkan her fuck’ı duyan hakem ise hiçbir şey yapmadı maç boyunca. Ben ilk defa böyle bir olaya tanık oldum. EPL maçlarını çok sık izleyemiyoruz Spormax olmadığından ama bu kadar çok küfür eden bir adama sarı kart bile gösterilmemesi acayibime gitti. Taraftarlar da aşaşırmış olacak ki Bellamy kenara her geldiğinde el kol hareketleri ve küfürlerle desteklediler(!) onu. Onunla da yetinmeyip bozuk para ve bira şişesi attılar. Para kafasına denk geldi ama yakın mesafeden atmışlar galiba. O cam bira şişesi denk gelmiş olsaydı şu anda bambaşka şeyler yazıyor olabilirdim…

Bellamy’siyle, Tevez’iyle, golleriyle, heyecanıyla, taraftarının katkısıyla şahane bir maçı geride bıraktık diyerek noktalıyorum.


3 Comments

  1. besiktAsiruh diyor ki:

    >Felaket bir maç oldu. Zaten İngiliz takımlarının maçlarını izledikçe, TSL'den soğuyorum. Mümkün olduğunca da uzak duruyorum sayılı maçları kaçırmamak şartıyla 🙂

  2. SirEvo diyor ki:

    >Hele şu bizim son maçlardan sonra… 🙂

  3. besiktAsiruh diyor ki:

    >Aynen hele bizden sonra 🙂

Yorum Yapın

Arts Blogs