Cehennem Melekleri – The Expendables (2010)

Karşınıza böyle bir kadro sunduklarında etrafta gezen yorumlar ne olursa olsun mutlaka beklentiniz yüksek oluyor. Düşünsenize yıllardır izlediğiniz en iyi aksiyon filmlerinin başrolündeki çoğu oyuncu aynı yapımda toplanmış ve aksiyonun kralını yapmak için kolları sıvamış. Ama bir şeyi unutmuşlar, senaryo.

Cehennem Melekleri’nin size 1 saat 40 dakika boyunca sunduğu tek bir şey var; ne dayak ne de kurşun yemeyen 3-5 adamın sağa sola ateş edip koşuşturması. Bu adamlar o yıllardır izlediğimiz filmlerde de böyleydiler belki ama hani abartmada bu kadar ileri gitmemişlerdir belki. Tamam, Bruce Willis Zor Ölüm 4‘de epey “uçtuydu” ama onu da filmin tek bir sahnesinde görüyoruz zaten. Tıpkı Arnold gibi.

Dave Callaham (Doom, Horsemen) ve Sylvester Stallone‘nin yazdığı, yine Stallone‘nin yönettiği ve başrolünü üstlendiği filmde; Jason Statham, Jet Li, Mickey Rourke, Bruce Willis, Schwarzenegger, Terry Crews, Dolph Lundgren (Rocky’deki Ivan), Eric Roberts, David Zayas (Dexter’dan Angel Batista), Steve Austin (The Condemned) gibi tanıdık isimler yer alıyor.

Yapımı için 80 milyon dolar harcanıp, 275 milyon dolar gibi bir gişe hasılatı elde eden filmin bitimiyle aklınızda kalan tek bir sahne bile yok. Aynı şekilde üzerine konuşulabilecek veya mutlaka izlenmesi gerekiyor denebilecek tek bir yönü olmadığı gibi.
Dolph Lundgren‘in filmi tarif ettiği kelimeler çok yerinde aslında, “Milletin birbirine ateş ettiği ve bıçaklar savurduğu eski usül bir aksiyon.” Bu kadar.

Tabii filmden akılda kalan bir sahne olmasa da, akılda kalan bir şey var. O da Stallone’nin pörsümüş yüzü. Adam baya baya yaşlanmış ama o yaşına rağmen filmde yaptıkları üst düzey. Hele bir koşuş sahnesi var ki, akıllara zarar.

Bir de işin senaryo kısmı var. Eminim ki üzerine düşünülerek yazılan bir hikayeyle bu kadro birleştiğinde çok daha iyi bir şey ortaya çıkar. Ama bize kadro yeter diyerek sığ espriler ve klişe bir konuyla donatıp saldım çayıra mevlam kayıra moduyla başlamışlar çekimlere. Ortaya da manasız bir iş çıkmış. Patlama, çatlama, hoplama, zıplama sahnelerinin de kurtaramadığı, sadece ve sadece kadrosuyla “ben buradayım” diyen The Expendables için benim notum 6/10.

İkinci film için çok iyi olduğu yönünde yorumlar mevcut. Puanları da iyi geldi. Sinemada izlemek için film arayanlar deneyebilir. Bu yazının bu kadar geç gelmesinin sebebini ben de bilmiyorum aslında. Geçtiğimiz yıl izlememe rağmen yeni yayınladım. Ki yazıyı yazdığımda ikinci filmi izlemeyi düşünmüyordum. Ama her izleyen ayrı bir şekilde övdüğünden ufak bir istisna yapabilirim sanırım.


6 Comments

  1. FeeLThePain diyor ki:

    İkinci filminde aslında pek bir farkı yok. Klişe bir konuyla başlayıp devam ediyor. Hatta bu sefer kadrodakilerin eski filmlerine yaptıkları içler acısı göndermeler var ki akıllara zarar.
    Ama konu olarak yinede eski filmden bir kademe üstün diyebiliriz. Gerisi yine mermiler, bıçaklar, bombalar ve film bittiğinde mükemmel bir baş ağrısı 😀

    • SirEvo diyor ki:

      O zaman aldığı puanın önemli bir kısmı oyunculara saygıdan geliyor diyebiliriz sanırım.

  2. Benay diyor ki:

    Babamın hatrına geçen hafta izlediğim üç filmden biri kendisi. Ben 5/10 vermiştim.

    http://sinemahser.blogspot.com/2012/08/babanz-aksiyon-filmi-koy-da-izleyelim.html

    Babamın hatrına ilk filmi izlediysem, ikinci filmi de hatır belasına izlemek zorunda kalırım diye korkuyorum!

    • SirEvo diyor ki:

      Vallahi ne yalan söyleyeyim ben acayip merak ediyorum 2. filmi gelen yorumlardan sonra. 🙂

  3. Mendhi CS (fyarangüme) diyor ki:

    Çok geç değil aslında ben izlemedim şahsen 🙂 İsabet oldu bu yazı. Cinemaximum’un doğum günü için verdiği bir kod var elimde 2 kişilik. İlk filmi hafta sonu izleyip hafta içi de ikincisine gitmeyi düşünüyorduk. Gerçi ilk filmin tırt olduğunu biliyordum ama sırf ikincisine gidecek olduğumuz için izleyeceğiz biz de.

    • SirEvo diyor ki:

      İzleyin izleyin. Hem ikincisinin değeri belki o zaman daha anlaşılır olur. (Sanki izledim de biliyorum ha!)

Yorum Yapın

Arts Blogs