Cargo (2009) – Nereye gidiyor bu kargo?

Bilim-kurgu filmlerine neden bir türlü ısınamadığımı hala çözememişken yeni bir uzay macerasına atılmak pek mantıklı değildi galiba. Aslında tavsiye iyi yerdendi ama olmayınca da olmuyor.
Cargo, daha önceden tek bir filmi yönetmiş Ivan Engler ile hiçbir tecrübesi olmayan Ralph Etter‘in yönetmenliğinde ve senaryo açısından tecrübeleri bulunmayan birkaç isimin kaleminden ortaya çıkmış bir 2009 yapımı Alman filmi.
Tanımadığımız Alman oyuncuları izlediğimiz film, 2250 yılında geçiyor. Aslında hikaye, sürprizleriyle türün meraklılarına bir şeyler vaad etse de, benim gibi bilim-kurguya bir türlü alışamayanlar için izlemesi gerçekten zor bir film.

2250 yılında, artık dünyada yaşam imkansız hale gelmişken, insanların tek umudu Rhea denen gezegendir. Bir grup nakliyatçı da, İstasyon 42 denen yere 4 yıllarını yolda geçirecekleri bir kargo taşımaktadırlar. Ana karakterimiz Doktor Laura, Rhea gezegenine gidebilmek için para biriktirme amacıyla bu kargo taşıyan gemiye gelir ve yolculuk başlar. Yolculuk başlar ama ters giden bir şeyler vardır. Birkaç kişiden oluşan grup içerisinde kısa zamanda anlaşmazlıklar boy gösterir ve ortaya gizemi bol, temposu ağır bir gerilim filmi çıkar.

Dediğim gibi, benim için uzayda geçen bilim-kurgu izlemek çok büyük külfet olmuştur her zaman. Son yıllarda, District 9 tarzı uzay boşluğuyla alakası olmayanları bir kenara koyarsak, bu alanda Moon dışında doğru düzgün bir bilim-kurgu izlediğimi hatırlamıyorum.
Cargo da, 1 saat 50 dakikalık süresiyle filmin büyük bir kısmında somurtmamı sağladı. Bitse de gitsek modunda izledim diyebilirim. Aslında hikayesi biraz kurtarıyor gibi olsa da, tempo o kadar ağır ki, ortada doğru düzgün müzik de olmayınca 2 saate yakın süre ekrana bakmamın tek sebebi “şimdi hareketlenecek, şimdi bomba bir dönüş yapacak” düşüncesiydi ama nafile.

Uzun süresi, ağır mı ağır temposunun yanında itici dili, vasatın altındaki gerilimi, düşüncede güzel ama uygulamada kötü olan hikayesiyle Cargo, son zamanlarda izlediğim ve izledikten sonra hemen kurtulmak istediğim filmlerden oldu. Bilim-Kurgu sevmiyorsanız asla ve asla bulaşmamanız gerektiğini hatırlatmakla beraber, notumu da 5/10 olarak veriyorum. +1’i MSN’den öneren Gamze Abla için. :))

Bu arada eklememem yanlış olmuş. Bilim-Kurgu seviyorsanız filme bir gözatın. Belki de sizin seveceğiniz bir yanı olacaktır. Ben filmi tamamen kendi açımdan değerlendirdim. 🙂


3 Comments

  1. cemo dedi ki:

    >Çok dandik bir filmdi maalesef sonunu zor getirmiştim 🙂

  2. Ying Yang dedi ki:

    >Eşimle seyrettim o da beğendi. Bu acımasız yorumları kabul etmiyorum. Hem İngilizce izleye izleye farklı dillerin kulak tırmalamasının doğal olduğu bilinsin artık 😛 Bu kulak alışkanlığıyla ilgili. Benim gibi bilim kurgu krizine girenlere şifa niyetine. İzleyin.

  3. SirEvo dedi ki:

    >Aslında yazıya not düşebilirmişim sanırım, "Bilim-Kurgu seviyorsanız bir şans vermenizde fayda var" diye. Ekliyorum hemen abla. Tamam kızma. 😛

Yorum Yapın

Arts Blogs