Buz Devri: Kıtalar Ayrılıyor (2012) – Ekip iş başında…

Buz Devri hayatımıza girdiğinden beri kalitesini belli bir seviyede korudu ve onu izlemeye gelenleri neyin beklediğini çok net gösterdi. Eğleneceksiniz, sinemaya verdiğiniz paranın hakkını alacaksınız, evinize keyifli bir şekilde döneceksiniz.

Serinin 3. filmi Buz Devri: Dinazorların Şafağı‘nda ise durum biraz farklılaştı, çünkü eğlence ve filmden alınan keyfin kat sayısı o kadar arttı ki, artık o seviyeye bir daha ulaşmanın çok zor olduğunu herkes gayet iyi biliyordu.

Kıtalar Ayrılıyor ismiyle vizyona giren serinin 4. halkasında da beklediğimiz durum gerçekleşince haliyle pek şaşırmadık. Çünkü Dinazorlar çıtayı o kadar yukarı çekince, biz de yeni filme beklentimizi düşürerek girdik ve sonuç kesinlikle tatmin etti.

Halkaya 3. filmden giriş yapan Mike Thurmeier ile 2008 yapımı Horton‘un yönetmen koltuğunda oturan Mike Thurmeier‘ın ortaklaşa yönettiği filmin senaryosunu ise Michael Berg (Buz Devri 1 ve 3’ün de yazar kadrosundaydı) ve henüz ilk sinema filmini yazan 26 yaşındaki aktör Jason Fuchs kaleme aldı.

Ray Romano, John Leguizamo, Denis Leary, Queen Latifah, Seann William Scott, Josh Peck, Keke Palmer, Chris Wedge, Peter Dinklage, Jennifer Lopez, Wanda Sykes, Drake ve Nicki Minaj gibi hem sinema hem de müzik kategorisinden tanıdığımız birçok isim de ekranda gülümseyerek izlediğimiz karakterlere sesleriyle hayat verdiler.

İkinci filmde buzulları eriten karakterlerimiz bu sefer de Kıtaların Ayrılması’na katkı sağlayarak kendilerini çok önemli bir olayın ortasında buluyorlar. Ancak bu sefer önceki serilere göre kadroda ufak tefek değişiklikler var. Annemiz ve kızı film boyunca arka plandayken, aptallıklarıyla bizi yerlere yatıran Sid’in muhteşem bir nineye sahip olduğunu görüyoruz. Onlar dışında bir de kötü adamlarla dolu bir gemiyle tanışıyor ve fındığı için dünyayı şekillendiren Scrat‘ın yine gülmekten bayıltan maceralarına tanık oluyoruz.

Sinemada izlenmeye değer mi diye tartışmaya gerek yok aslında. Kesinlikle sinemada izlenebilecek bir yapım. Komedi filmlerini özellikle geniş kitleyle izlediniz mi aldığınız tad otomatik olarak katlanıyor. Fakat son birkaç yıldır Hollywood’u içine çeken ve mali açıdan getirisiyle de pek yakamızdan düşmeyecekmiş gibi duran 3 boyutun doğru düzgün yer almaması şaşırttı diyebilirim. Yani 3D damgasını vuruyorsanız, en azından 3-5 sahnede 3 boyutun keyfini seyirciye yaşatmalısınız diye düşünüyorum. Ne yazık ki 3 boyut açısından sınıfta kalan bir diğer film olarak kayıtlara geçmekten kurtulamadı Buz Devri’nin 4. parçası.

Eğlence yine yerinde. Beklediğinizi buluyorsunuz kesinlikle. Sid’in rolü biraz düşürülmüş olsa da onun kontenjanından maceraya dahil olan ninesi şahane bir karakter çıkarmış ortaya. Sırf onu izlemek için bile tekrar gidilebilir sinemaya. Onun yanında bir de Scrat’ın efsanevi “çabalarını” aralara serpiştirince yüzünüzden gülümseme hiç eksik olmuyor.

Sonuç olarak Buz Devri her daim kendini izletmeyi başaran bir animasyon. Tekrar tekrar izlense yine sıkmayacak düzeyde bir filmle geri dönüş yaptılar 3 yıl aranın ardından. Espri düzeyi biraz düşürülmüş gibi dursa da o kadar kusuru gözardı edebiliriz diye düşünüyorum. Fırsatınız varsa sinemada izleyin ama dediğim gibi 3 boyut olacak diye kasmanıza hiç gerek yok. 7,5/10


Yorum Yapın

Arts Blogs