Bir Zamanlar Anadolu’da (2011)

Benim cahilliğim mi yoksa bu zamana kadar çok mu uzak geliyordu Nuri Bilge Ceylan bizim bu taraflara bilmiyorum ama bir türlü onun elinin değdiği kamerayla çekilen bir film izleme şansım olmamıştı. Aslında sanırım bunun en büyük sebebi çektiği, yarattığı her filmde aynı tepkiyi alması; “abi o adamın filmleri çok sıkıcı ya, sahneler acayip uzun, izliyon izliyon bitiyo öyle”. Ki haklılar da, sahneler inanılmaz derecede uzun. Ama benim gibi montaj üstüne montaj yiyen, her sahnede kamera değiştirip klişe konuları klişe adamlarla klişe bir şekilde önümüze yığan filmlerden bolca izlediyseniz, bir zaman sonra bu uzun sahnelerin açlığını farkediyorsunuz. Hani arada bir doz NBC mi diyeyim artık ne diyeyim bilemiyorum ama o uzun sahneler bir zaman sonra kısaldıkça kısalıyor ve sizin için tadından yenmez hale geliyor.

Daha önceden Yılmaz Güney ve Şerif Gören ikilisinin Yol filmiyle aldıkları Cannes‘ın en büyük ödülü olan Altın Palmiye’ye de aday gösterilen (ama The Tree of Life’a kaptıran), yine Cannes’da Büyük Jüri Ödülü’nü alma başarısını gösteren Bir Zamanlar Anadolu’da, aslında Oscar’a da gitti gidiyor derken son 6’ya kalamadan elenmişti. Ki Yabancı Dilde En İyi Film adaylarını aklına getirince insan, şu izlediğimiz başyapıtın elini kolunu sallaya sallaya aday gösterilip çok rahatlıkla da alabileceğini görüyoruz. Tabii Oscar demek kriter demek değildir, hele ki 60 yaş üstü amcaların oyladığını düşünürsek ama sonuçta o da prestij açısından önem taşıyan bir heykelcik olunca ve sürekli takip ettiğimizi de düşününce insanın içinde ister istemez ukte kalıyor.

 Son yıllardaki en iyi performanslardan birini imza atan Taner Birsel

Bir Zamanlar Anadolu, bizim hikayemizi anlatan çok başka bir film olmuş. Bu kadar etkileyeceğini geçtim, sıkıcı ötesi, gereksiz bir film bulacağımdan emindim ama 2,5 saatlik devasa süresine rağmen filmin bitiş düdüğüyle tekrar izleme isteği doğdu içimde. Beklediğim ve bulduğum tam tersi, bambaşka şeylerdi kesinlikle. Bizim sıradan hikayemizi, sıradan insanımızı, sıradan olayımızı NBC alıp sıradışı bir şekilde patlatmış seyirciye. Kırıp geçmiş. Vurmuş, parçalamış adeta. Ne olduğumu şaşırdım bitirdiğimde. Ama pek tabii ki bunun en önemli sebeplerinden biri de izlediğimiz adamlar. Katilinden polisine, savcısından doktoruna, muhtarından teknisyenine kadar çok ama çok sağlam bir oyunculuk performansı var ekranda. Hele bir Savcı Nusret izliyoruz ki, Taner Birsel beni benden aldı. Açık ara son yıllarda izlediğim en iyi performanslardan biriydi. Hollywood falan hikaye. Böyle bir oyunculuk görmemiştir oradakiler. Gerçi ihtiyaçları da yok tabii o ayrı konu. Blockbuster olsun, kahramanlar sağdan soldan fırlasın yeter onlara (diyene bak, daha 2 hafta önce ayıla bayıla Hulk diye salyaların akıyordu burada). Ama bize böyle adamlar, böyle yönetmenler cidden şart.

Oyunculuklarıyla filmin havasını değiştiren bir diğer iki isim;
Fırat Tanış ve Muhammed Uzuner

Neyse, millet meselesine çevirmeye gerek yok durumu. Yılmaz Erdoğan, Muhammed Uzuner, Ahmet Mümtaz Taylan, Fırat Tanış, Taner Birsel, Murat Kılıç gibi güzel bir kadrosu var filmin. NBC filmi eşi Ebru Ceylan ve Doktor Ercan Kesal ile yazmış. Ki Ercan Kesal’ı filmde Muhtar rolüyle izliyoruz. Hikaye de Ercan Kesal’ın Kırıkkale’de doktorluk yaptığı zamanlardaki bir cinayet mevzusu üzerinden şekillenmiş zaten wiki’de yazana göre.
Oyunculuklar ve çekimler ön plana çıkıyor filmde. Hiç izlemesem de, şimdiye kadar okuduğum ve duyduğum yorumlar da zaten NBC’nin bu yönünün baskın olduğunu gösteriyor. Ama oyunculuklar ciddi manada aşmış. Hepsi iyi güzel hoş, herkes çok iyi oynamış ama dediğim gibi Taner Birsel’in Savcı karakterini ben uzun yıllar unutmayacağım sanırım. Hatırda kalacak çok sahnesi var tek başına. Çekimler de aynı şekilde, uzun ama hakkını vererek uzun. Kafasına göre iş yapmıyor, bazı sahnelerde aynı karede 4-5 karakter varken bile uzun süreler devam edip “n’oluyoruz” dedirtiyor seyirciye. Sanki hani dostlarıyla bir seyahata çıkmışlar da kendi aralarında takılıyorlar, bu sırada da onlardan biri kamerayı açmış kayıt yapıyor gibi. Bu kadar içten, bu kadar etkileyici.

Filmin en güzel ve seyirciye yakın gelen yanlarından biri de göndermeleri. Hani “Anadolu’nun bağrından kopup gelen” derler ya, kendi polisimizi, kendi doktorumuzu, kendi muhtarımızı, kendimizi izliyoruz resmen. Olaylar karşısındaki tepkiler, uzadıkça uzayan ama zerre sıkmayan diyaloglar. Ne eksik ne fazla. 2,5 saatlik bir film söyleyin bu kadar ağır olsun, ama yine 2,5 saatlik bir film olsun da bittiğinde tekrar izlemek isteyeyim.

Sonuç olarak ben inanılmaz beğendim bu Türk filmini. Türk filmi izlemeyi özlemişim de iyi ki başlamışım izlemeye dedim hatta. Ama hem uzun süresi hem de herkese çekici gelmeme ihtimali olan uzun sahneleriyle büyükçe bir seyirci kitlesinin hoşnut kalmayacağı bir yapım olabilir. Hatta bu filmi izlemek için gerekli olan modda da olmayabiliriz her daim. O yüzden şu yazdığım satırların hepsi bunları okuyanlara çok saçma da gelebilir. Ama benim için bu film olmuş. Umarım bu tarz kendince orijinal ve havasıyla fark yaratan, izlendiği vakit birilerine tavsiye etmek için yanıp tutuşacağımız filmlerden bol bol izleriz de açlığımızı biraz olsun giderebiliriz. Teşekkürler NBC! 9/10


7 Comments

  1. sweet drop diyor ki:

    >Ağzımı sulandırdın resmen.Zaten izlemek istiyordum iyice fişekledin bu arzumu.

  2. Hakan diyor ki:

    >***SPOILER***
    Geceden sonra ki bölümü bir türlü film ile bütünleştiremedim. O bölümde çok fazla konunun altını doldurmaya çalıştığını düşünüyorum, bu da filmi biraz dağıtıyor. Ancak ilk 1 saat çok çok iyi.

  3. SirEvo diyor ki:

    >Bana kalırs da son 15-20 dakika çok çok iyi. 🙂
    Tabii ilk 1 saat de iyi, kalanlar da iyi. Zaten o yüzden beğendim ben, tamamı iyi. Ama son 20 dakika falan kendinden geçiriyor.

  4. fafaturka diyor ki:

    NBC filmlerine olan genel önyargıyı düşünerek cümlelerinizi temkinli kurmuşsunuz sanki, oysa bu film gerçek sinefiller için Türk sinemasının en iyilerinden bir tanesidir, yazıda da belirttiğiniz gibi NBC filmlerinin alamet-i farikası çekimler ve oyunculuklarla mükemmeldir. Bulduğumuz her fırsatta filmin reklamını yapmak lazımdır, sevaptır.

  5. Bence de Türk sine,asinin cok basarili filmlerinden biri. Adi itibariyle de ileride bir gün yeni nesiller Bir Zamanlar Anadolu’da neler olmus seklinde izler artik 🙂 Harika bir film, ilk defa bu kadar uzun bir film bir o kadar da kisa göründü bana…

Trackbacks for this post

  1. […] da Cannes’ın gediklilerinden olan Nuri Bilge Ceylan‘ın İklimler, Üç Maymun ve Bir Zamanlar Anadolu’da ile yapamadığını bu sefer yapacağını, şeytanın bacağını bu sefer kıracağını tahmin […]

Yorum Yapın

Arts Blogs